Atatürk Kazandı ve Daima Kazanacak!

Büyük kurtarıcı aynı zamanda büyük kurucudur. Her sorunu “akıl” yoluyla aşmamızı öğütler. Sorunlar karşısında “Atatürk gibi düşünmek” diye bir terim vardır; gerçekten çıkar yol, budur!

Bir zaman yaşanmış bazı çevreler “Mustafa Kemal” ile “Atatürk”ü ayrıştırmaya kalkmıştır.

O çevrelere göre, kurtarıcı olarak olumlanan büyük komutan, devrimleri açısından eleştirilir.

Gerçek hedefleri “laiklik” başta kadın-erkek eşitliği temelindeki ulus-devleti aşındırmaktır.

Bu köhneler, bir dönem, siyasi güce yaranmak ve kalpsiz tarikatlarına yol açmak istemişlerdir. Başarılı olamamışlardır.

Türk Milleti, 29 Ekim’lerden 10 Kasım’lara Anıtkabir’de saf tutmuştur!

2015’ten sonra bölücü terör hendeklere gömülmüş, 15 Temmuz’da gladyo püskürtülmüştür.

Bu iki olgu, dini kullananların ve ülkemizi etnik ayrımcılıkla bölmeye kalkışanların ricatıdır.

Emperyalizmin aparatı olan dinsel/mezhepsel ve etnik bölücülükle savaş devam edecektir.

Vuruşarak arınacağız, birleşerek kazanacağız; vatanımıza sahip çıktıkça Uluslaşacağız!

Bütün bu zorlukları aşmanın yolunu, dayanma gücünü ve umudu, Atatürk’te bulacağız.

Özcesi, Atatürk kazandı ve kazanacak! Türküyle kürdüyle Türk Milleti kazandı, kazanacak!

Siyasal alan böyle, sosyal olan, bu! Pekiyi ya ekonomi? Orada da savaşacağız ve aşacağız.

İktisadi savaşımımızın pusulası da Gazi’dendir: Devletçilik ve karma-ekonomi modeli.

Özel sektörün de dinamizminden yararlanan kamu üretken yatırımcılığının planlanması…

O arada Nazilli’deki gibi sosyal fabrika projelerini temellendirmek, kooperatifler kurmak.

Çağ şunu diyor: Kamu sektörü, özel sektör el ele.. Bir de “halk sektörünü eklemek gerekiyor.

Benim deyimimle 3. sektör, 3. yol: Sendikası, meslek birliği, kooperatifi katılmalı sisteme…

Gerçekten bugün gelişmiş İskandinav ülkeleri de demokrasiyi geliştirmeye çalışan ülkeler de:

Atatürk’ün karma-ekonomi modelini kendi bünyelerine uyumlu hale getirerek uyguluyorlar.

Ekonomide hakça, siyasette insancıl bir dünya için Atatürk’ün ışığı çağları aydınlatıyor.

Bitirmeden birkaç söz söylemek gerek:

Birincisi, Atatürk ne yaptıysa halkıyla beraber yaptı. Kurtuluş savaşının zaferinden kuruluşa giden yolda halkını hiç yanıltmadı, daima halka güven verdi ve Milletine güvendi.

Dolayısıyla devrimlerden demokrasiye giden süreç nasıl ayrılamazsa; Mustafa Kemal de, Atatürk’ten ayrılamaz…

Türk devrimi orasından burasından çekiştirilecek bir devrim değil, mazlum uluslar için de refahın ve esenliğin programıdır.

İkincisi, halkın içinden, mütevazi bir aileden gelen ve uygarlığımızın “yetmiş iki milleti bir gören” birikimden aldığı terbiyeyi, Anadolu ve Rumeli insanının fedakarlığı ve dayanışmacılığıyla kişiliğinde özümseyen Atatürk, yalnız kendi ulusu için değil bütün dünya için de, barışı, hakkaniyete yaraşır paylaşımı, insana layık ‘gelişmeyi’ dileyen ve öğütleyen bir büyük liderdir.

Türk devrimi ve Atatürk, her yönüyle, eserleriyle, ulusal olduğu kadar evrensel değerlerdir.

Unutmayalım: Bu topraklarda Mustafa Kemal Atatürk yenilmez. Yenilemez!

Atatürk’ün kazanması demek halkın kazanmasıdır, Milletin gönenmesidir, insanlığın zaferidir, gelecek güzel günlerin müjdesi demektir.

Bunu sağduyumuzla bilelim, ilimle, irfanla, inançla güzel geleceğimize birlikte yürüyelim.

YORUM EKLE

banner205

banner204