Boşanma Sonrası Tek Ebeveyn Olmak

Dr. Özlem Şireli Bingöl

Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı

Aile Terapisti

Boşanma, en genel tanımıyla ifade edilecek olursa, eşlerin evlilik ile kurdukları bağı yasal, duygusal, sosyal ve ekonomik olarak sonlandırmasıdır. Bu bağın sonlandırılması aile bireyleri açısından içinde birçok duyguyu barındıran sancılı bir dönemdir. Bu sürecin çatışmaya dönüşmeden sağlıklı şekilde yürütülmesi; kadın ve erkeğin bireysel özellikleri, ilişki dinamikleri ve ayrılık nedenleri, çocuk olup olmaması, sosyal destek, maddi durum, kültürel özellikler gibi birçok faktörle ilişkilidir.  Konu ile ilgili birçok bilimsel araştırma, deneme türü yazı ve kitaplar mevcut. Bu yazı dizininde sağlıklı boşanma nasıl olur, çocuğun ruhsal anlamda en az şekilde etkilenmesi için süreç nasıl yürütülmelidir, gibi cevabı konusunda binlerce kaynağa ulaşacağınız bir konuyu tartışmayacağım.

Boşanma tek çekirdekli ailenin iki çekirdeğe bölündüğü bir sistemin devamıdır. Eğer süreç sağlıklı yönetilebilirse aile sistemi güçlü şeklide varlığına devam edecek ve çocuk için en güvenilir kaynak olma vasfını kaybetmeyecektir. Yeni kurulan düzende sistemin güçlenerek devam etmesi için tek gereklilik sağlıklı boşanmanın gerçekleştirilmesi değildir. Tek çekirdekli aile sisteminin bölünerek devam etmesi beraberinde mutlaka ekonomik, sosyal, psikolojik sorunları beraberinde getirmektedir. Ancak bu sorunların sağlıklı şeklide üstesinden gelinmesi değişen aile sisteminin güçlenerek devam etmesini sağlayacaktır.

Yazımda boşanma sürecinin hem eşler hem çocuk açısından olası en sağlıklı şeklide gerçekleştiğini varsayarak, ayrılık sonrasında yeni kurulan ve idame ettirilen aile düzeninde “boşanma sonrası tek ebeveyn olmak” ve “boşanmış ailenin çocuğu olmak” kısımlarını cinsiyet ilişkili roller üzerinden değerlendirerek sistemin güç kaynaklarını görünür hale getirmeye çalışacağım.

Önce boşanmış ebeveyn olmakla başlayalım;

Evlilik ile karı koca rollerini alan kadın ve erkek; çocuk doğumuyla birlikte ikinci bir rol olarak anne babalık rollerini üstlenir. Başlangıçta çekirdek aile içinde sadece karı kocadan oluşan bu sistem, çocuğun dünyaya gelmesiyle anne baba ve çocuk alt sistemlerinin eklenmesi ile değişmeye devam eder. Aile sisteminde her bireyin rolleri mevcuttur. Sistemi besleyen esas unsur bireylerin bu rolleri gerçekleştirirken sağlıklı iletişim ve etkileşim içerisinde olabilmesidir. Bir çocuğun birincil ihtiyacı anne ve babasının ebeveynlik rollerini olması gerektiği şeklide gerçekleştirmesidir. Çocuk açısından baktığımızda bu gereklilik için anne ve babanın aynı evin içinde yaşamasına yani karı koca olmasına ihtiyaç yoktur.  Ebeveynlik rolleri açısından düşünüldüğünde karı koca olmama hali daha çok kadın ve erkeği etkileyen bir durum gibi görünüyor.  Boşanma öncesi karı koca olan ebeveynlerde, evlilik yani eş olma durumu sona erdikten sonra kadın olarak annelik rolü, erkek olarak babalık rolü nasıl etkileniyor olabilir, hiç düşündünüz mü?

Boşanmış annenin çocukla kurduğu ilişkide otorite ilişkili sorumlulukları artacaktır. Bir de çalışmayan ve boşanma sonrası iş hayatına dönmek zorunda kalan bir anne ise.. Tarih öncesi çağlardan beri, avcı-toplayıcı atalarımız ne zaman yerleşik düzene geçmiş o zaman itibariyle ailenin maddi geçimini sağlamak erkek işi olmuştur. Kadınlar bakım veren rolüne hapsolmuştur. Annenin bakım veren rolüne para kazanmak gibi tarihlerin ezberlettiği eril işi sığdırması çok da kolay olmasa gerek, bir de bunu boşanma sonrası tercihen değil de zorunluluktan yaparsa.. Otorite ilişkili sorumluluklar deyince meselenin sadece para kazanma zorunluluğu ile sınırlı kaldığını sanmayınız. Bir de çocuğu disiplin edebilme kısmı mevcut. Ebeveyn olarak disiplin edebilme güçlü olmayı gerektirir. Güçlü olmaktan kastım kişinin önce kendini sorasında çocuğunu uygun disipline edebilecek yetilere sahip benlik gücünde olmasıdır. Modernleşme sürecinde ne zamanki para kazanma güçle eş değer tutulduysa disiplin etme görevi de güçlünün elinde olmuştur. Bizim kültürümüzde de çoğunlukla çocuğu disipline etme görevi babaya aittir. Bu görev neden sadece babalara verilmiştir sorusunun yanıtı sadece tüm insanlık tarihinin başına gelen kazanan gücü elinde tutar teorisi ile açıklanamaz elbette, yazının ana teması da bu olmadığından konuyu çok uzatmayacağım. Ancak çocuğun disipline edilme kısmının şefkat ve sıcaklık gösterme gibi dişil özelliklerle fazlasıyla uyumlu ve alışık olan anne için zorlayıcı bir durum olabileceği kanaatindeyim. Çocuğun uygun şeklide disiplin edilme ihtiyacını karşılamak boşanmış annenin kendi gücünü fark etmesi açısından da önemli bir fırsat haline dönüşebilir. Peki ya bekar anne olmak? Hele ki bizim gibi fedakar, saçını süpürge eden annelerin takdir gördüğü dahası cennetin sadece onların ayakları altına serildiği bir toplumda bir bekar yani duygusal, cinsel vb. kadınlık ihtiyaçların resmi bir koca tarafından karşılanamadığı anne olmaktan söz ediyorum. Çocuğun ihtiyacı olan iyi ve sağlıklı annenin mutlu kadın olma zorunluluğu mevcuttur. Mutlu bir kadın, en genel ifadeyle mutlu insan olabilmek, ancak bireysel ihtiyaçların fark edilip sağlıklı ve uygun şekilde karşılanması ile mümkündür. Kadın yanını yok sayan, bireysel ihtiyaçlarını görmezden gelen annelerin -her ne kadar cenneti garanti saysalar da- bir süre sonra çocuklarının en önemli ihtiyacı olan mutlu anne olamayacaklarını söylemek zorundayım.

Boşanmış babanın çocuğuyla kurduğu ilişkide bakımla ilgili sorumlulukları artacaktır. Burada bakım vermenin çocuğun duygusal ihtiyaçlarını anlama ve karşılama kısmından söz ediyorum.  Toplumumuzda çocuğa bakım vermenin bu kısmı daha çok annelikle ilgili bir görev gibi algılanmaktadır. Boşanma öncesi para kazanarak bu görevi yeterince yerine getirdiğini düşünen baba çocukla baş başa kaldığı zamanlarda duygusal ihtiyaçlarını anlama ve yerine getirme konusunda zorlanabilir. Özellikle çocukluğundan itibaren bu ihtiyaçların sadece annesi tarafından karşılanmasına alışık bir babadan söz ediyorsak boşanmış baba olarak çocuğu sayesinde birçok yeni deneyim ve kendini geliştirme fırsatı yaşayacağı bir süreç başlamış demektir. Çocukların en temel ihtiyacı anlaşılmaktır. Ebeveyn rolünde anlamak bireyin öncelikle kendisini doğru anlamasını zorunlu kılar. Duyguları anlamak kadınlara bahşedilmiş bir üstünlük değildir. Çocuğun maddi ihtiyaçlarını anlamakta pek de zorluk çekmeyen babanın, evladının manevi ihtiyaçlarını anlaması için kadınlara hediye zannettiği duygularının fark etme zorunluluğu boşandıktan sonra olmazsa olmaz hale gelmektedir. Boşanmış babanın doğduğundan itibaren kendi mülkiyetinde olan duygularıyla tanışması, çocuğuyla baş başa geçirdiği serüvende güçlenmesini sağlayacaktır. Boşanma sonrası genellikle velayet annede iken baba daha çok evden giden ve çocuğunu daha az ve kısıtlı sürelerde gören ebeveyn olmaktadır. Bu durum tersi de olsa sanırım anne veya baba rolünde yaşanılan olası duygular çoğunlukla benzerdir, ancak sıklıkla babanın yaşadığı bir durum olduğu için konuyu baba rolünde ele almanın uygun olduğunu düşünmekteyim. Boşanma sonrası çocuğuyla kısıtlı zamanlarda görüşebilmek hem baba hem çocuk açısından özellikle başlangıçta ayrılma süreciyle ilgili olası kaygıları artırabilir. Ara ara görülen ebeveynin çocuk açısından kayıp gibi algılanmaması ve bu kaygıyla baş etmesini sağlayacak en önemli unsurun babanın kendi endişeleriyle yüzleşebilmesi ve çocuğunun hayatında misafir olmadığını kendine hatırlatması baba rolünü güçlendirecektir.

Çekirdek ikiye bölünse de roller devam etmekte ve aile sisteminin güçlü olarak devam edebilmesi için ebeveynlerin kadın ve erkek olarak olası zorlantı veya ihtiyaçlarını fark etmeleri gereklidir. İhtiyaçların doğru şekilde fark edilmesi ve çözümü gelişim ve güçlenmeyi beraberinde getirecektir.

Diğer yazımda boşanmış ailede çocuk olmayı ele alacağım.

YORUM EKLE

banner205

banner204