Bu Ne Vefasızlıktır!

Birileri kaç zamandır büyük kurtarıcının halkın gözündeki saygınlığını yok etmek için elinden geleni ardına koymuyor, üstelik dini kullanıyor. Hem de İngiliz işgalinden kurtardığı İstanbul’da, Ayasofya’da!.. Bu ne kadir kıymet bilmezlik bu ne vefasızlıktır! Bu sefiller ne kadar kin kusarsa kussun, T.C.nin kurucu ortak değeri Mustafa Kemal ATATÜRK, yalnız Türkiye’mde değil, dünyanın her yerinde şerefli bir iz bırakmıştır.

Eyy sefil! Lafı nereye çekersen çek; bu, değiştirilemez bir gerçek. Siz, Cumhuriyetin kurucusuna kin kussanız da ihanet etseniz de Mustafa Kemal ATATÜRK, bizim başımızın tacıdır. Sizi Atatürk affetse de tarih affetmez. Tarihin bile midesini bulandırıyorsunuz. Atatürk’e hakaret, kurucu değerlerimizin hepsine hakarettir. Çanakkale’ye, Sakarya’ya, Dumlupınar’a, Afyon’a, İzmir’e… hakarettir.

Siz guguk kuşları, hangi cüretle dünya liderimize dil uzatıyorsunuz? Hani siz istismarın her türünden hoşlanırsınız değil mi? Yüce gönüllü halkımızın inancını, hoşgörüsünü, saf ve temizliğini çıkarlarınız için kötüye kullanırsınız. Asıl amacınız, halkı daha çok soymak; cahil bırakıp vurguna talana ses çıkarmamasını, gerçekleri görmemesini sağlamak değil mi?

Atatürk’e ve silah arkadaşlarına kara çalanlar, iyi dinleyin! Biz, Atatürk’ümüzün şerefine leke sürdürtmeyiz. O, T.C.nin yapı taşıdır. O taşı oynatmaya kalkarsanız ülke sallanır. Hiç izin verir miyiz buna!

Biz “Mustafa Kemal ATATÜRK” adından bile rahatsız olanların kimler olduğunu çok iyi biliyoruz. Örnek mi istiyorsunuz?

Öncelikle, Lozan’da büyük bir hayal kırıklığı yaşayanlar rahatsız olurlar,

Misyonerler rahatsız olurlar. Çünkü, çok sayıda misyoner okulunu kapattırmıştır Atatürk.

Osmanlıda 1914’e kadar kurucuları ABD, Rusya, İngiltere, İtalya ve Fransa olan 500’e yakın misyoner okulu açılmıştı. Bunlar hem Hristiyanlığı yayıyor (Bu okullarda Türk ve Müslüman öğrenciler pazar günleri ayinlere götürülürmüş) hem de kendi kültürlerini aşılıyorlardı. Bilindiği gibi, Şair Tevfik FİKRET’in, İzmir Kızıl Çullu Amerikan Kolejinde eğitim gören oğlu Haluk da din değiştirerek papaz olup Amerika’ya gitmiştir.

Atatürk, 3 Mart 1924’te çıkarılan Tevhidi Tedrisat Kanununun (Eğitim Birliği) yürürlüğe girmesinden sonra misyoner okullarının neredeyse tamamını kapattırmıştır. 

Mustafa Kemal, bu okullarla ilgili görüşünü 4 Mayıs 1924’te New York Herald gazetesinin muhabirine verdiği demeçte, bu okulların ihanet projelerine hizmet ettiğinden söz ediyordu. Diyeceğimiz şu ki Atatürk’e “Siyonist” diyenlerin asıl kendileri Siyonist’tir ve din adamlarının camilerde Atatürk’e dua etmek yerine ihanet etmesi de büyük bir günahtır.

Kapitülasyonların kaldırılmasıyla zarar görenler, Atatürk adından rahatsız olurlar,

"Dünyada her şey için, maneviyat için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir" diyen Atatürk’ü, bilim ve fennin ışığından rahatsız olanlar sevemez,

Laiklik kavramından rahatsız olanlar da sevemez.

Laiklik, kadına yüzyılların ezilmişliğini unutturmaya çalışarak, o zamana kadar Batı’nın birçok ülkesinde olmayan haklar tanıdı. Çünkü, Tevfik Fikret'in dediği gibi Atatürk biliyordu ki: "Elbet sefil olursa kadın, alçalır beşer!" Oysa bugün, kadın sosyal hayattan uzaklaştırılarak eve hapsedilmek isteniyor. Laiklikten rahatsız olmayın beyler! “Laiklik demokratik cumhuriyetin çimentosudur.” Prof. Dr. Mahmut ÂDEM

Köylümüzün, çiftçimizin yerli üretiminden ve fabrikalarımızdan rahatsız olanlar sevemez Atatürk’ü. Batı Emperyalizmine üreten değil, yalnızca tüketerek sömürebileceği ülkeler lazım çünkü. Bunun için kapattırdılar fabrikalarımızı!

Amerika ve dolar hayranlığıyla beyni sulanmış olanlar; haramiler saltanatından aslan payını almak isteyenler sevemez Atatürk’ü.

Atatürk “yurtta barış, dünyada barış!” demişti ya, işte ekonomisini silah satışına dayayıp dünyayı kana boyamak isteyenler rahatsız olurlar bu barış çiçeğinden.

Halkçılık, devletçilik, devrimcilik, milliyetçilik, bağımsızlık ilkelerinden rahatsız olanlar da sevemez Atatürk’ü.

Millî mücadelemize ve Mustafa Kemal’e düşman kesilen İskilipli Atıf’ın gölgesinden gidenler sevemez büyük kurtarıcıyı.

Oysa Atatürk, camilerimizde ezan yerine çan seslerinin duyulmasına engel olmakla kalmamış, kullanılmaz hâle gelen birçok caminin onarılmasını sağlayarak bunları ibadete açmıştır. Buna en güzel örnek, Osmanlı döneminde yüz yıl süreyle onarılmayı bekledikten sonra 1922’de satışa çıkarılan Ağa Camii’dir. Bu cami, Atatürk imzalı bir bakanlar kurulu kararnamesiyle 1937'de onarılarak hizmete açılmıştır.

Nazım Hikmet, bu caminin üzerinde dalgalanan İngiliz bayrağının görünce 21 Mart 1921'de yazdığı “Ağa Camii” başlıklı şiirde üzüntüsünü şöyle dile getiriyor:

“Havsalam almıyordu bu hazin hâli önce
Ahh! ey zavallı cami, seni böyle görünce”

Ey yalancılar! Alper Tunga da kınar sizi, Fatih Sultan da Gazi Osman Paşa da… Hz. Muhammed de elbet. Ne demiş Hz. Muhammed (s.a.v.): “Yalanı ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar yalancıların ta kendileridir.” (Nahl suresi 105. Ayet)

Ey iftiracılar!  İftiralarınızla toplumda bir huzursuzluk, güvensizlik ve ikilik yaratıyorsunuz. Hem de toplumca neredeyse ruhsal çöküş yaşadığımız bu salgın döneminde! Nedir derdiniz sizin? Gündem değiştirmek mi, toplumu çökertmek mi?

YORUM EKLE
YORUMLAR
Gökhan ÖZTÜRK
Gökhan ÖZTÜRK - 4 gün Önce

Eline sağlık Abla, yine doğruları söylemişsin. Müslüman olmak kolay değil. Kuranı doğru okuyup anlayabilmek, ve yorumlarken tarihi de dikkate almak gerek,

banner205

banner204