Can Azerbaycan

Azerbaycan Türk toprağıdır. Araştırmacılar, Azerbaycan yöresindeki Türk varlığının tarihinin ta MÖ. 8 binli yıllara uzadığını söylüyorlar.

Azerbaycan’la Türkiye ikiz kardeş gibidir. Ayrı da olsa, birbirinden uzak da olsa yüreği aynı atar. Dili bir, geleneği, kültürü birdir bu iki eziz (aziz) dostun… Bahtiyar VAHAPZADE’nin dediği gibi:

Bir ananın iki oğlu,         
Bir amalın (emelin) iki kolu.
O da ulu, bu da ulu
Azerbaycan – Türkiye.

Dinimiz bir, dilimiz bir,
Ayımız bir, yılımız bir,
Aşkımız bir, yolumuz bir
Azerbaycan – Türkiye.

Her ikisinin de türküleri içten ve duygulu, yürek yakan türküler… Sazın teline dokundukça kanımız coşkuyla akar damarlarımızda. Kimi türkülerde kalbimizde gül açar, kimi türkülerde bir bülbülün feryadını duyarız. Doyamazsın dinlemeye mahnıları (mânileri)… Kimi türküde bir Mecnun bakar size, kimi türküde Leyla yıkar kaşlarını… 

Azerbaycan; Doğu Anadolu, özellikle Kuzey- Doğu Anadolu Bölgesiyle kültür benzerliği gösterir. Kars, Ardahan, Ağrı, Artvin ve Anadolu’nun birçok ilinde olduğu gibi Azerbaycan’da da hikâye anlatma geleneği vardır ve hâlâ bu gelenek sürdürülmektedir. Bunun için Bakü, Tiflis, Şeki ve Şamahı şehirlerinde âşık kahvehaneleri açılmıştır. Bugün, Azerbaycan'da "Âşıklık Okulu" olduğunu duyunca çok sevindim. Bizde de böyle bir uygulamanın başlatılması dileğiyle bu okulun öğreticilerini ve öğrencilerini selamlıyorum.

Azerbaycanlı âşıklar, düğün dernekte de hikâye anlatırlarmış. Bizde olduğu gibi âşıklar hikâyelerini saz (tar) eşliğinde yeri geldikçe türkülerle anlatırmış.  Dede Korkut Hikâyeleri gibi halk hikâyelerinde de nazım- nesir karışık olduğu için hikâye anlatımında türküler de söylenir. Artık, bir koçaklamada, Köroğlu’nun Kırat’ı şahlanır gözlerinizde, Ercişli Emrah’ta Saat Çukuruna (Iğdır’a), Gence’ye dalarsınız, Aslı ile Kerem’de “Ateş Kerem, tutuş Kerem, yan Kerem” sözü çınlar kulağınızda.  / Bizim Âşık ŞENLİK gibi Latif Şah’ı anlatırlar. Sazın teline dokuna dokuna ay dolanır, gece ilerler.  Yatmanın zamanı gelince de âşık, şu iletiyle seslenir dinleyicilere:

Âşıklarda söz azaldı/
Lambalarda gaz azaldı /
Mahmurlandı göz azaldı /
Yatmanın zamanı geldi
.

Dinleyiciler hikâye kahramanlarının heyecanıyla döner evlerine, arkası yarın heyecanıyla yatağa uzanır… Uzak da olsak bizleri de anımsar âşıklar, bize selam gönderirler: “Katar katar turnalardan / Yeşilbaşlı sunalardan /Azerbaycan diyarından / Köroğlu'nun Nigâr’ından / Size selam getirmişem” der biri.

İşte böyle birlikte ağlamış, birlikte gülmüşüz. Sazın telinde duygulanıp taşmışız. Aynı hasretle bakmışız yıldızlara Ay ışığında…

“Dilimiz de birdir” dedik ya; Azerbaycan Türkçesiyle Doğu Anadolu’da kullanılan dil, Oğuzca’nın “Doğu Oğuz Kolu” dur. Özellikle de Ağrı, Kars, Ardahan (Çıldır) ve Iğdır illerinin Azeri ve Terekeme ağızlarında Azerbaycan Türkçesiyle çok yakın benzerlik söz konusudur.

Can içre candır ikisi de. Ne zaman kardeşi Türkiye’nin başı dara düşse yardıma koşmuş Azerbaycan. Hele o acımasız 40 Yıllık Kara Günlerde, o baharların kara kışa döndüğü, lalelerin bile utandığı o yıllarda gözyaşını silmiş kardeşinin. “Ağlama!” demiş, yardımda da elinden gelenin en iyisini yapmak için çaba harcamış. Bakmış ki kardeşi darda, bakmış ki yolları bağlanmış kardeşinin; bakmış ki dağlarını duman sarmış Anadolu’nun.  Bakmış ki Kapitalist- Emperyalist sistemin tuzağına düşmüş Türkiye. Canhıraş bir ses çınlamış Ardahan yaylalarından! Hemen yetmiş: “Üzülme gadan alım!” demiş. 

1878’den beri Rus işgalinde olan Ardahan ve Kars’ın durumu içler acısıydı o yıllar. Kimi sürüldüğü, kimi Anadolu’nun içlerine kaçmak zorunda kaldığı için yerinden yurdundan olmuştu. Zulme uğramıştı Türkler: Kimi dul, kimi yetim; kim yaralı, kimi esir; kimi aç, kimi çıplak…  İşte bölesi kara günlerde Can Azerbaycan, 1905’te Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi’ni kurararak acılar içinde kıvranan Elviye-i Selase’ye (Osmanlı Döneminde Kars- Ardahan- Batum”a verilen ortak ad) her türlü yardıma koşmuştur:

  • Bu yörede 1917’ye kadar Kardaş Kömegi (Yardımı) ile maddi manevi her türlü yardımda bulunmuş,
  • Bununla da yetinmeyip bakımevleri, sığınma evleri, hastane, eczane ve okullar açmış,
  • 1917 Bolşevik İhtilali’yle de hem Kafkaslarda hem Elviyei Selase’de başlayan teşkilatlanmalara yardımcı olmuş,
  • 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Rusya'dan Bakü'ye gelen Türk esirleri, ağırlamış; onların her türlü ihtiyaçlarını karşılamış. Hatta Batum yoluyla Türkiye'ye dönebilmeleri için Türk esirlerin yol harçlığını karşıladığı gibi biletlerini de almışlar,
  • Ayrıca İngilizlerin Kars’ı işgal edip (13 Nisan 1919)  Cenubi Garbi Kafkas Hükûmetini dağıtmasıyla Ermenilerce başlatılan mezalimden kaçan halkın bir kısmı Azerbaycan’a göç etmiş,
  • Azerbaycan Hükûmeti; yöredeki Şûra çalışmalarına her konuda yardım etmiş ama Kağızman, Oltu ve Sürmeli Şuraları uzak olduğu için buralara yalnız para yardımında bulunabilmiştir.

Kısacası; millî siyasi teşkilatlanmalardan tutun da sağlık, eğitim, sosyal ve hukuki dayanışma (dul ve yetimlere, esirlere yardım), yiyecek giyecek yardımına kadar her türlü yardımda bulunmuşlardır. İşte gerçek vefa budur.

Şimdi biz de Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırılarını; masum insanların, bebelerin üzerine bomba yağdırmasını şiddetle kınıyor, “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” duygusuyla diyoruz ki: “Can Azerbaycan! Yalnız (yalgız) değilsin, yanındayız ve her türlü yardıma hazırız. Ermenistan’a da oyuna gelmemeli insan, oyuna gelmemeli bir halk, diyoruz! 21. Yüzyılda bile halkları, ulusları birbirine kırdırtıp seyreder Emperyalizmin çakal sürüsü…

Ne Genceli NİZAMİ’nin ruhunu incitiriz, ne âşık türkülerinin ağıta çevrilmesine izin veririz… Kafkas Kartalı Şeyh ŞAMİL bile atını dörtnala sürüp uçarcasına gelir: “İstilaya uğrayan vatan toprakları, sulh ile ele geçmez; cenk ile alınır” derdi. Çünkü siz haklı bir savaş veriyorsunuz. Dağlık Karabağ’ı, “Zümrüt Renkli Gence”yi kurtarasız canlar!

Elbet ATATÜRK’ün şu sözü de çınlar kulaklarımızda: “Millet hayatı tehlikeye uğramadıkça savaş bir cinayettir.” Azerbaycan da bu oyunun bir parçası olmamalı, işgal altındaki topraklarını kurtarıp Batı Asya birliğine saplanmak istenen hançerin sapını kırmalıdır. Yani Emperyalizmin İran’ı da parçalayıp oralarda cirit atma hevesinde rol üstlenmeyesiniz can AZERBAYCAN! Emperyalizmi çıkarın, yok edin oralardan. Dünya şu gerçeği kendi gözleriyle gördü: “Emperyalizmin kol gezdiği yerde gerçek barış sağlanamaz.”

Son sözümüz şu: “ORDUMUZ ZAFER EYLEYECEK, CAN AZERBAYCAN!”

CAN AZERBAYAN
Kim der ki biz iki ayrı devletiz
Bu can sana kurban can Azerbaycan
İkimiz gardaş hem de bir milletiz
Bu can sana kurban can Azerbaycan

Yıldızımız aynı ayımız aynı
Amcamız, halamız, dayımız aynı
İnancımız aynı, Hay’ımız aynı
Bu can sana kurban can Azerbaycan

(…)

İRADİ söyledi seviyor özüm
Dünya âlem duysun dinlesin sözüm
Karabağ’ı azat görecek gözüm
Bu can sana kurban can Azerbaycan İRADİ (İsmail Aydoğmuş)

KAYNAK

  • Doç.Dr. S.Esin DAYI -AZERBAYCAN'IN ELVİYE-İ SELASE (KARS, ARDAHAN VE BATUM)'DEKİ MİLLÎ MÜCADELEYE DESTEKLER!
  • I. DÜNYA SAVAŞI VE SONRASINDA ARDAHAN- ardahantso.org.tr › Ardahan › Tarihçe › tabid › Default
  • Nurhan AYDIN / Elif ERGÜN- CENUB-İ GARBİ KAFKAS HÜKÜMETİ VE BÖLGEDEKİ FAALİYETLERİ
  • ENSAR ASLAN- DOĞU ANADOLU VE AZERÎ SAHASINDA HALK HİKÂYESİ ANLATMA GELENEĞİ
  • YUSUF AVCU- ZÜMRÜT RENKLİ GENCE(13.07.2020) https://www.yusufavcu.com/2020/07/zumrut-renkli-gence.html
YORUM EKLE
YORUMLAR
Nursen Badem
Nursen Badem - 5 gün Önce

Teşekkürler Meliha Ünlü. Çok doğru.. Sağolun.

banner205

banner204