Donanmayı Terk Edenler

104 emekli amiralin gece yarısı bildirisi bir anda Türkiye gündemini değiştiriverdi. Peki ne vardı Türkiye’nin gündeminde? Başta PKK’nın siyasi uzantısı HDP’nin kapatılması, Karadeniz’de Ukrayna meselesi, Doğu Akdeniz’de kızışan Mavi Vatan mücadelesi, PKK ve FETÖ ile içeride ve dışarıda yürüttüğümüz Vatan Savaşı, ABD ve İsrail’in ülkemizi bölmeye yönelik tehditleri ve kurduğu bir dizi yeni üsler. Peki Türkiye Cumhuriyeti devleti, silahlı kuvvetleri veya hükümeti bu mücadeleden vaz mı geçti? Mücadeleden taviz mi verdi? Aksine, bütün bu meselelerde kararlı bir mücadele verilmektedir. Peki bildiride bunlarla ilgili bir tavır veya açıklama var mı? Yok.

Bildiride iki yanlış bilgi üzerinden kamuoyunda “algı” yaratılmaya çalışılmıştır.

Birincisi, Montrö ve “İstanbul Kanalı”: Bu ikisi birbirinden tamamen farklıdır. “İstanbul Kanalı” projesi yanlıştır o ayrı bir mesele. Ancak bu proje ile Montrö ortadan kalkmıyor, delinmiyor. Bu koca koca komutanlar bunları bilmeyecek kadar cahiller mi?  Montrö konusuna TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un açıklamasını dayanak gösteriyorlar, o da yanlış. Şentop, Montrö’den “çıkacağız” diye bir şey söylemedi. Daha sonra da konuyla ilgili açıklama yaptı. “Lozan ve Montrö İstiklal Harbiyle kazandığımız değerlerdir, kimse değiştiremez.” Nokta. Daha ne meseleyi kaşıyorsunuz? Amaç kafa karışıklılığı yaratmak, yapay gündem oluşturmak, gerçek gündemin üzerini örterek durumdan vazife çıkarmaktır. Montrö’yü bahane göstererek, içeride zafiyetler ve tereddütler yaratarak ne elde edeceksiniz?

İkincisi, Tekke’ye giden Cübbeli, sarıklı Tuğamiral ve bağlantı kurulan “irtica” tehlikesi. Bu konuda da yanılsama var. Evet, bu davranış yanlış ve kabul edilemez. Fakat söz konusu olay ve görüntüler eskidir. Peki neden şimdi servis edildi? Orda da yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyunda “algı” yaratılmak istenmektedir. Kaldı ki kişi hakkında disiplin soruşturması açılmış. Bundan hareketle Türkiye’de “irtica” var demek gerçeği gizlemektir. Türkiye 15 Temmuz gecesi ve bugüne gelen süreçte “irticanın” başı olan FETÖ’yü ezmiştir, devletin içinden söküp atmıştır. Bir kişiyi örnek göstererek “irtica” var denilmez. Kimse Türkiye’ye kolay kolay “irtica” getiremez.

GELELİM BİLDİRİNİN ESASINA

Açık söyleyelim, yazının başında belirttiğimiz nedenlerden dolayı, bu bildiri yanlış ve sorumsuzluk içermektedir. Türkiye karşıtı ve TSK karşıtıdır. Mehmetçik cephede savaşırken, böyle bir bildiriyi yayınlamak düşmanın işine yaramıştır. Mehmetçiği arkadan vurmuştur. Bildiride ABD- İsrail- FETÖ- PKK ila mücadelenin geçmemesi oldukça düşündürücüdür. “Acaba bir yerlerin talimatıyla mı yayımlandı? Emperyalist kuvvetlerin parmağı mı var?” sorularını gündeme getiriyor.

“Düşünce açıklama özgürlüğü” denilmektedir. Kimse kusura bakmasın. “Düşünce özgürlüğü, demokrasi gibi” süslü açıklamalara yabancı değiliz. Hem içeride hem dışarıda bütün bozguncu davranışlar bu sözcüklerin arkasına gizlenerek yapılıyor. Kaçan bir şey mi var ki gece yarısı bildiri yayımlandı? Bu da iyi niyetin olmadığını gösteriyor. Kaldı ki bu iş örgütlü olarak yapılmıştır. 104 emekli amiral birlikte bir metne imza atmışlardır. Ama kaleme alan, ön ayak olan birileri de var elbette. Basında ABD’nin CFR bağlantılı olan isimleri şimdiden okumaya başladık. Onlar da yavaş yavaş ortaya çıkıyor, önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz.  Bu kişilerin bir kısmı siyasi parti üye ve yöneticileri, bir kısmı gazetelerde köşe yazarı, bir kısmı TV ekranlarında ve haber sitelerinde her gün boy gösteriyor.  Düşüncelerini oralarda yayımlasınlar, zaten yayımlıyorlar. Kimse de düşünce özgürlüklerini engellemiyor. Herkes düşüncesini söylüyor. Kaldı ki Türkiye “düşünce özgürlüğü” konusunda iyi noktadadır. Ama bu yöntem doğru değil. O zaman diğer emekli askerler, savcılar, hakimler, hukukçular, doktorlar, mühendisler vs. herkes ayrı ayrı böyle bir gece yarısı, ülkenin gerçek gündemine aykırı bildiri mi yayınlayacak? O zaman anarşi olur, devlet yönetilemez, içeride kaygı, yıkıcılık yaratırsınız, bu da düşmanın arayıp da bulamadığı bir fırsat olur. Siyaset yapmanın yeri var, yöntemi var, sorumluluğu var. Sırtınızda yumurta küfesi yoksa böyle başıbozuk, sorumsuzca işlere girişirsiniz. Geçmişte denizci olmuş olabilirsiniz, ancak Türkiye’nin bugün yürüttüğü kararlı Mavi Vatan mücadelesinde maalesef sınıfta kaldınız, çünkü o bildiriyle bu mücadeleyi inkâr ediyorsunuz. Onun için de Mavi Vatan’ı savunamazsınız.

Olsa olsa donanmayı terk eden emekli amiraller olmuş olursunuz. Sahada terörle mücadele veren Milli Savunma Bakanı ve Genel Kurmay Başkanı bildirinize karşı çıkıyor. “TSK’nın moralini bozuyor, düşmana hizmet ediyor” diyorlar buna ne dersiniz? Bütün güvenlik birimleri ve devletin zirvesi karşı çıkıyor, şehit aileleri karşı çıkıyor, muvazzaf amiraller karşı çıkıyor, TESUD ve Emekli Astsubaylar derneği karşı çıkıyor, cephede canı pahasına savaşan Mehmetçik karşı çıkıyor, siyasi partilerin önemli kesimi karşı çıkıyor. Hiç olmazsa durduğunuz yere bakın. Bu bildirinize kim sahip çıkıyor? Başta ABD ve onun piyonları HDP/PKK- FETÖ. Bu saflaşma size bir şey anlatmıyor mu?

Bu bildiriyi imzalayanlar büyük bir tuzağa düşmüşlerdir, ama bilerek, ama bilmeyerek. O bildirinin başlığında yer alan, “Yüce Türk Milleti”ne karşı bir sorumluluğunuz varsa, imzalarınızı geri çekin ve Türk milletinden özür dileyin. Yoksa o bildiri alnınızda “kara” bir leke olarak kalacaktır. İleride tarih sizin hakkınızda iyi şeyler söylemeyecektir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kamil
Kamil - 2 hafta Önce

Soner komutan yaşasa suratınıza balgamlı tükürürdü...

banner205

banner204