El mi Yaman Bey mi?

Hayatımız boyunca sayısız olay yaşar, bu olayların bazen merkezinde yer alır, bazen yaşananlara anlam veremeyiz. Bazen anlam veremesek de tanık oluruz meselelere.

Zaman zaman yorum yapar, kimi zaman güler geçer, ama çoğunlukla unutur gideriz.

Bazen sinirlerimiz gerilir, şekerimiz yükselir, tansiyonumuz tavan yapar, rengimiz atar,  elimiz ayağımız titrer.

Mesela evinizde badana boya veya tamirat yaptıracaksınız. Doğal olarak işin ehlini arar, tanıdık birinin tavsiyesi ile pazarlık yaparsınız.

İş başlar. Usta adamlarıyla birlikte girişir işe. Şura bura derken işin çıkmaza gireceğini fark edersiniz, canınız sıkılmaya başlar.

Bahaneler üst üste gelir. Anlarsınız ki iş içe sinmeyecek.

İş yarım yamalak, eh işte biter.

Yargıya gitseniz, oooo!

Dövseniz, sövseniz, aaaa!

Parasını kesseniz, vay vay vay!

Diyelim ki, devlette çalışıyorsunuz. Çoktan hak ettiğiniz bir görev için yarınız bile olamayacak biri atanıyor.

Göreve gelen kişi de; liyakat yok, kararlılık hak getire, şeffaf değil, ben bilmem ağam bilir anlayışı hakim.

Açıkça haksızlığa uğradınız.

Yargıya gitseniz, dava yıllarınızı alacak.

Yazsanız, hemen tazminata mahkum edilirsiniz.

Konuşsanız, iki şahit adamı ipe götürür.

Varsayalım ki, snafsınız.

İş yaptınız birine ticari kurallar içinde. Aldığımız çek karşılıksız, senedin altı boş, verilen sözler unutulmuş.

Yargıya başvuruyorsunuz, dava hakim üstüne hakim değiştiriyor.
Dövseniz, o sizden daha çok fedaiye sahip.

Çekip vursanız, ve sübhanallah!

Olduvya, arazi anlaşmazlığı yaşıyorsunuz. Bir husumetin içindesiniz. İkazdan anlamayan, akıl insanlara caka satan, hava üstüne hava atan adam gelip gidip sınırınızı ihlal ediyor.

Dava, konuşturmayın. Binlerce dosya var yargıda, yığın yığın. Yıllar yıllar süren davalar...

Sünger çekin; ürkek, korkak desinler.

Emeklisiniz, asgari ücretli, memur, dul, yetim.

Aylığınıza zam yapılacak. Ölçü belli. Enflasyon rakamları.

Öyle bir artış yapılıyor ki aylığınızda, şaşıp kalıyorsunuz. Oysa piyasa an be an değişiyor, fiyatlar yükseldikçe yükseliyor.

Haksızlığa uğruyorsunuz. Bununla kalmıyor bazı arsızlar "el mi yaman bey mi..." diye başlıyor rüşvet almaya, ucundan kıyısından götürmeye...

Bazen hayat üstünüze üstünüze geliyor. Emekleriniz heba oluyor bazen de...

Anladınız, hayat haksızlık ediyor işte.

O zaman hasta oluyorsunuz ya da bağımlı. Belki isyankar, asi!

Belki de bir ipin ucunda yok ediyorsunuz nefesinizi.

Haksızlık insanı meşru değil gayrı meşru arayışlara itiyor.

Sahi söyleyin, çek senet mafyası neden çok iş yaptı? Kiralık katillik nasıl meslek haline geldi? Rüşvet, adam kayırma... İntiharların gerçek nedenini biliyor musunuz?

Yoksa cevabını ben mi vereyim...

YORUM EKLE

banner205

banner204