Evliliği Büyük Aile Belirlerse

Evlilik, iki kişinin birlikte yaşamak için toplumun sosyal ve hukuki normlarına uygun şekilde gerçekleştirilen bir sözleşmedir. Evlenme ile birlikte adı “aile” olan, toplumun en küçük kurumu oluşur. Aile, biyolojik ve/veya psikolojik bağları olan; aralarında tarihsel, duygusal, ekonomik ortaklaşmalar geliştiren bireylerin oluşturduğu bir birlikteliktir.

Aile yapısı tarihsel ve kültürel açıdan toplumlara göre farklılıklar gösterir. Toprağa bağlı aile düzeni “büyük aile” olarak tanımlanır. Bu tip ailelerde büyük ebeveynler henüz evlilik aşamasından itibaren yeni kurulacak olan çekirdek aileyi kendi ailelerinin devamı olarak görür ve akrabalık bağlarını yakın şeklide devam ettirir. Aile oluşumu için gerekli evlilik kararı temelde iki kişiyi ilgilendirir. Ancak ülkemizde çoğunlukla büyük ebeveynler, çiftler henüz niyet aşamasındayken evlilik ile ilgili süreçlere müdahil olurlar. Büyük ebeveynlerin de dahil olduğu yeni kurulan çekirdek aile de sadece karı koca değil, gelin kayınvalide, damat kayınbaba gibi tüm aileyi etkileyecek alt sistemler oluşmaya ve şekillenmeye başlar. Büyük aile geleneğine özgü bir davranış şekli gibi görünse de -ailenin yapı ve geleneklerinden bağımsız olarak- büyük ebeveynlerin çiftlerin evlilik kararı olmak üzere yeni oluşan çekirdek aileye aşırı müdahalelerinin birtakım olumsuz etkileri olabilmektedir. Bu yazımda büyük ebeveynlerin, evlenme sürecinde ve yeni oluşan çekirdek ailedeki rol ve etkilerini değerlendireceğim.

Günümüz Türk toplumunda -batılı ülkelere göre- çekirdek aile bireylerinin geniş aile olarak da tanımlanan büyük ebeveynleri ile ilişkileri daha yakındır. Kültürel olarak ilişkilerde süregelen bu yakınlık her bir aile üyesini “batılı bireyleri tehdit eden” yalnızlaşmadan korumaktadır. Yazının konusu gereği yanıtı verilmesi gereken asal soru şudur;: “evlilik aşamasında ve oluşan aile yapısında aile üyelerini yalnızlıktan koruyan bu yakınlığın, fazla -yani sınırları belirsiz ve iç içe geçmiş ilişkilere dönüşmesi halinde, evlilik aşamasında çiftler üzerinde  ve devamında oluşan aile birlikteliğindeki olası etkileri nelerdir?

Evlilik çiftlerin her ikisinin farklı niteliklerde ve fakat eş düzeyde sorumluluk alarak gerçekleştirdiği bir eylemdir. Bireylerin mutlu ve süreğen bir birliktelik umuduyla aldığı evlenme kararında birçok faktör belirleyici olmaktadır. Görücü usulü ile evlenmenin neredeyse bittiği, çiftlerin flört ederek tanışıp yakınlaştığı günümüzde; bu yakınlaşmayı evliliğe dönüştüren en önemli unsur çiftlerin uyumudur. İlişkide uyum, her iki bireyin özgürce kendini ifade etmesi ve paylaşımı, bu paylaşımın beslediği olumlu yaşantı ve duygularla sağlanmaktadır. Tahmin edildiği üzere çiftlerin aralarındaki uyumun tasdiki için zamana ihtiyaçları vardır. Çiftler uyumlu olduklarını, ortak yaşamsal deneyime izin veren bu süreç içinde daha iyi anlamakta ve evlilik kararı alabilmektedir.  Büyük ebeveynler de çiftlerin evlenme sürecinde “evliliğin uygunluğu konusunda” değerlendirme yaparlar. Ancak büyükler değerlendirme yaparken çiftlerin uyumlu olup olmadığı ile ilgilenmezler. Onların dikkate aldığı, bu evliliğin çiftlerin değil büyük ailenin yapısına sağlayacak uyumudur. Ebeveynler çiftin evlilik kararını bireysel olarak almalarını etkileyecek düzeyde etkin rol oynadıklarında, katkıları yapıcı da olsa, asıl yetkinin kendisinde olmasına ihtiyaç duyan çiftler açısından bu süreci karmaşık hale getirirler. Büyük ebeveynlerin evliliğe onay verirken çocukları için düşledikleri aile modelinde, kendi tasavvurları ön plana çıkabilir. Örneğin; –özellikle erkeğin ailesi- kadını yani gelini oğlunun, doğacak torununun bakım vereni ve/veya soyun devamını sağlayacak dişil kişisi olarak algılayabilmektedir. Bu durumda gelin adayının büyük ebeveynlerin söz konusu düşüncelerine hizmet edecek nitelikte olması –ne kadar uyumlu olduklarından bağımsız olarak- çiftin evliliği için ön koşul olabilir.  Bu noktada çiftler açısından büyük ebeveynlerin beklentilerine göre değil de kendi duygu ve düşünceleri ile “uyumluyuz kararını deneyimleyerek” evlenmeye karar vermeleri oldukça zorlaşmaktadır. Büyük ebeveynlerin beklentilerini karşılaması yeterliliği ile gerçekleşen bir evliliğin, esasen çiftlerde olması gereken olgunlukla gelişip, saygı ve sevgiyle devam edecek bir aile birlikteliğine evrilmesi ön görülür bir durum değildir. Böyle birliktelikler çoğunlukla “evlilik aşkı öldürür” post-modern klişesinin sözde kanıtı niteliğindeki ilişkilere dönüşmektedir.

Toplumumuzda büyük ebeveynlerin oluşan çekirdek aile bireyleri ile yakın bağları ve destekleri devam etmektedir. Manevi, ihtiyaç ve imkan dahilinde devam eden maddi destek çoğunlukla aileyi güçlendirmekte, özellikle sanayi devriminden sonra dünyada önemini yitirmeye meyleden ancak Türk toplumunda hala önemini koruyan ailenin değergesini beslemektedir. Aile yapısını besleyen bu yakınlık aşırı yani çekirdek ailenin işlevini etkileyecek düzeyde çok olduğunda birtakım olumsuz sonuçlara veya kronikleşen hastalıklı aile ilişkilerine neden olmaktadır.

Ülkemizde ilişkilerindeki sorunları çözmek amacıyla profesyonel destek almak için çift terapistlerine başvuran çoğu çiftin en sık sorunu büyük ebeveynleriyle koruyamadıkları sınırsız, iç içe geçmiş ilişkilerden kaynaklanmaktadır. Çiftler, ilişkilerindeki sorunun kaynağı geniş aile ilişkileri olduğunda bazı ortak özellikler sergilerler. Çoğunlukla davranışlarının -bir yetişkinden beklenen düzeyde- sorumluluğunu üstlenmeyen, sürekli birbirlerini suçlar tarzda iletişim kuran bireylerdir. Evlilik kararında esas etkin olması gereken çiftlerden daha çok söz hakkı elde etmiş büyük ebeveynlerin, oluşan ailede karı koca dahası çocuk olunca eklenen ebeveynlik rol ve görevlere aşırı müdahalesi beklenen bir durumdur. Evlilik ile birlikte karı koca olan bireylerin oluşturduğu çekirdek aile, belirli bir sınır ve mahremiyete ihtiyaç duyar. Aksi halde çiftler, karı koca olarak sürdürdükleri ilişkilerinde büyük ebeveynlerinin seslerini duymaya devam edeceklerdir. Eş sorunlarının çözümlenebilmesi için çiftlerin çekirdek aileye sızan büyük ebeveyn müdahalelerine sınırlar koyarak, kendi ana babalarının duygu ve düşüncelerinden bağımsız şekilde birbirlerine bakabilmeyi ve ilişki kurmayı öğrenmeleri şarttır. 

Büyük ebeveynlerin yakınlığı ve desteği çocuk sahibi olan ailelerde çocuğun gelişimi açısından oldukça önemlidir. Günümüzde kadınların iş hayatında aktif rol oynaması ile birlikte büyük ebeveynler sadece akraba değil torunlarına bakım veren rolünü üstlenmektedir. Bu da çalışan annelerin annelik işlevini rahatlatmaktadır. Aile büyüklerinin torunlarının gelişimindeki katkıları bakım vermeyle sınırlı değildir. Büyük ebeveynleriyle yakın ve sağlıklı ilişkiler kuran ailelerde, çocuklar gelenek ve kültürüyle içi çe, değerler yapıları zenginleşerek büyümektedirler.

Yanıtlanması gereken diğer soru; büyük ebeveynlerin sınırları belirsiz ve aşırı müdahaleci ilişki biçiminin çekirdek ailedeki çocuklar açısından olumsuz etkilerinin neler olduğudur. Çocukların genç yetişkin olana kadar denetim ve rehberliğe ihtiyaçları vardır. Onlar için hayatlarındaki en önemli rehber, en çok güvendikleri ebeveynleri olmak zorundadır. Aksi halde ömür boyu, güvenilemeyen ebeveynin yoksunluğa dönüşen psikolojik sonuçlarıyla uğraşmaya mahkum olacaklar!!!

Bir ebeveynin çocuk açısından güvenilir bir rehbere dönüşmesinin asal şartı; çocuğuyla kurduğu yetkin yani çocuğun bireysel gelişimini sağlar şekilde seven, koruyan ve kollayan ebeveyn olmasıyla mümkündür. İşte bu sağlıklı ilişki örüntüsünün gelişimi de doğrudan çocukla kurulan yakın ilişkiyle mümkündür. Büyük ebeveynlerin anne babaya ve/veya çocuğa aşırı müdahaleleri, çocuğun gelişimi için esas rehberi görmeye ihtiyaç duyduğu ebeveynini yetkin görmesini engelleyebilir. Bu durum erken yaşta anne baba ile oluşması gereken yakınlığı bozabilir. Hiçbir çocuk yetkin görüp sağlıklı yakınlığın gerçekleşmediği ebeveyni yeri doldurulamaz bir rehber olarak tercih etmeyecektir. Anne babalar için çocuğuna uygun rehber olabilmenin bir koşulu da -kendi ana babaları da olsa- her tür müdahaleden bağımsız şekilde ebeveynlik yapabilmeyi deneyimlemeleriyle mümkündür. Anne babanın iyi niyetle de olsa çocuğuyla ilişkisini etkileyen büyük ebeveyn müdahalelerine sınır koymaları, çocuklarıyla doğrudan, açık iletişim ve sonuç olarak yakın ilişki kurmalarını destekleyecektir.

Büyük ebeveynin aileye aşırı müdahalesine izin veren uygunsuz ilişki örüntüleri çocuğun geliştirmesi gereken öz disiplin açısından da olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Çoğunlukla büyük ebeveynler torunlarına yaklaşımda onların her istediğini yerine getirme veya aşırı izin verici davranmayı sevgilerinin bir gerekliliği gibi görmekteler. Büyük ana babalar açısından soyun devamı olan torun, ailenin maddi ve manevi anlamda vasisi olarak görülmektedir. Bu çok önemli vasinin ağlamaması, isteklerinden mahrum bırakılmaması gerekmektedir. Bu yaklaşım özellikle büyük ebeveynin doğrudan çocuğun bakımına ortak olduğu ailelerde daha problemli olabilmektedir.

Çocuklar genç yetişkin olana kadar ergenlik dönemi de dahil bebeklik itibariyle davranış kontrolü açsından ebeveyn denetimine ihtiyaç duyar. Bu denetim ne kadar uygun, yani baskıdan ve aşırı izin vericilikten uzak, tutarlı ve çocuğun özerk seçimlerine izin verir şekilde olursa, o doğrultuda çocuğun sağlıklı şekilde bireysel denetim geliştirmesine katkı sağlayacaktır. Denetim konusunda anne babanın tutumlarına aşırı müdahale eden büyük ebeveynler, zaten bu konuda sınırları zorlayan çocuğun farklı mesajlar almasına ve kendini kontrol etmesinde zorlanmaya neden olabilmektedir. Anlık etkisi göz ardı edilebilir gibi görünen bu sorun, uzun vadede daha önce belirtildiği üzere ebeveyn çocuk ilişkisini olumsuz etkilerken aynı zamanda çocuğun öz denetim gelişim sürecini de sekteye uğratabilir.

YORUM EKLE

banner205

banner204