Gobelek

Bereketli geçen gecenin ardından pek bir mutlu kalktı Eşref yerinden. Sabah şafağının aydınlattığı odası, evi çok hoşuna gitti. Satılmış'ın kana kana uyuduğunu görünce içi içine sığmadı. Utandı sonra altında donu olmadığını hissedince yerin dibine girdi.

"Ceylan, nirdesin gııı? Güğümü goyda adam gimi bi çimiyim. Hemi de yağarnımı asbap çitiler gimi oğuvir."

Ceylan gelinin, epeydir asık olan suratı kendiliğinden gevşedi. Elleri, kolları, bacakları titredi. Dışarıda tertemiz bir bahar havası vardı, içeride tertemiz bir bahar havası.

Ceylan gelin erkenden kalkmış, sığırı sağmış, sütlüğü düzeltmiş, balkondaki yaz sobasını harlamış, güğümü ağzına kadar doldurmuştu. Bir yandan mavi çinko çaydanlık öte yandan bakır güğüm fokur fokur kaynıyordu.

Suyu hazırladı.

"Eşiref, su hazır gurban olduğum. Ilımasın. Gak hele gak."

Eşref, gözünü zor ayırdı Satılmış' tan. Vardı arka odadaki tıngırın içine oturdu. Hacı şakir ile iyice sabunladı Ceylan gelin Eşref' i. Gıcır gıcır oğdu, sağını solunu temizledi.

"Ellerin dert gormesin Ceylan' ım. Uyuz gimi olduydum. Gaşına gaşına baldırlarıma gan oturduydu."

Dört başı mağmur bir sofra kurdu Ceylan gelin.

Eşref, "Aynı anam gimi gurdun sufrayı. Gumbür gumbür maşalla. Yirliyayla' da eline su dökecek garı yok Allah canımı assın. Goğnümün gozeli. Eee, Akkız ana yitişdirdi değal mi?" dedi.

Ceylan gelin, gözlerinden güldü. Gerdeğe girer gibi heyecanlandı.

Tembellik yaptılar. O kadar işin gücün arasında cilveleşip durdular.

Satılmış uyandı. Gözleri domur domurdu. Ceylan gelin, bol tereyağlı bir yumurta pişirdi. Çenesine aşağı akan yağa aldırmadan sildi süpürdü tavayı Satılmış.

"Ceylan gıı, bu oğlan eşşek gadar oldu maşalla. Emme kestiremedik bebeyi. Şu gökbelek zıkımı gesse de, kestirsek."

"Bi de davıl çalıdırsak Eşiref. Kuran neyim okudsak. Mırat mıraddır, he gurban olduğum."

"Davar kesacağam Ceylan' ım da sünet düğünü eyi gelmez bize. Hayır saymazıdı ırahmatlıklar. Bi sünet düğünü düşmez imiş bizim ocağa, bi de garaağaç yakmak."

Satılmış, utandı. Donunun üstünden eliyle eteğini kapattı. Nice sonra, başını yere eğip, "heee" dedi,  "gavur gavur diyi çeviriyollar".

Okulların kapanmasına yakın elinde çantasıyla Gobelek geldi Yerliyayla' ya. Öyle ki, Gobelek köyde ikinci üçüncü kuşağın sünnetçisi sayılırdı. Bir okullar kapanmaya yakın gelir, bir de okullar açılmaya yakın...

Gobelek; karayağız, bodur, göbekli biriydi. Çenesinin altında ikinci bir çene sarkardı. Alaylı bir ustaydı. Hem eli hem dili çalışırdı. Bizim garı diye söze başlar, saatler sonra kör olmuyasıca diye tamamlardı. Şarap hastasıydı. Yerliyayla köyü için gerekirse gaze düğününü bırakırdı. İyi zurna çalar, Kırşehir / Keskin havasını adeta konuştururdu. Asıl adını kimse bilmez herkes ona Gobelek derdi.

Gediğin başından Yerliyayla düzüne girince çalıp çağırmaya başladı Gobelek.

"Sünetçi geldi sünetçi."

"Eşiref, gurban olduğum Gobelek gelmiş. Oğlanı sünet ettiracağdik hanı. Gurban olduğum get haber virivir hele..."

"Gobelek mi, batasıca bi haber vireydi ya..."

Eşref, köyün içine çıktı. Gobelek' i duyan Satılmış evden fırladığı gibi ortalıkta görülmez oldu.

"Selamın aleyküm ağalar. Kim var kim yok köyde? Kimin kızanı kesilecek. Bakın Başıbozuk' da kırk çocuk varımış emme biz ille Yirliyayla didik."

"Hah, bak Eşiref koptu geliyo. Satılmış kesilmedi daha. Ulan yaşadın gene Gobelek, Satılmış bi babanın bi uşağa..."

Gobelek daha dertli dokundu bu sefer, "Niye gamlanırsın divane gonül..."

Gobelek, Eşiref ile arkalı önlü eve yürümeye başladı. Bir ara Eşref, "Gobelek emmi, hele bi çal da Yirliyayla duysun." dedi. Gobelek kitabın ortasından öyle bir çaldı ki, mezardaki ölüler seyre daldı, dağdan, taştan kurt kuş dile geldi.

Ceylan gelin acele becele Deli Mehmet' i Çukur Ali' yi, Hasımların Hasan' ı, Sarı Veli' yi ünledi. On dakika geçti geçmedi Emirhüseyinoğulları Eşref' in avluyu doldurdular.

Eşref, koçluk tokluyu yatırdı kesti. Ceylan gelin, çömçeyi Cennet ebeye teslim etti.

Satılmış.

Satılmış, ortalık da yoktu. Bağırdılar, "Satılmışşş, Satılmış."

Ahıra baktılar, samanlığa baktılar. Yok. Damın ardını dolandılar, yok. Çevirmeye koştular yok Allah yok.

Aşık Arif, "Mektebe doğru gidodu, accik önce gordüydüm." dedi.

Okulun yolunu tuttular. Ara tara yok. Okulun içi, dışı, yine yok.

Okulda büyük sınıfın altında bir yer vardı, bodrum. Karanlık, nemli, toz içinde bir yer. Öğretmenler çok şımaran talebeleri ceza olsun diye oraya sokar, bu cezanın onları ehlileştireceğini var sayarlardı. Satılmış korkmuş olmalı ki, toklu pişmeye yakın oradan çıktı geldi.

Kucaklayıp donunu sıyırdılar. Gobelek, sünnet çantasını açtı. Sünnet bıçağını özenle biledi. Sünnet yerini sıvazlayıp bıçağı çaldı. Satılmış, ".mına koduğum" diyerek Gobelek ustaya sille tokat girişti.

Gobelek, "Gördünüz mü gonşular, benim kestiğim çocuk keser kesmez irkek olur. Bağa bile .mına koduğum..." didi ya!

Sünnet yeri adam akıllı kanıyordu. Gobelek bir parça çaput istedi. Çaputu yaktı. Külünü kanayan yere bastı.

Emirhüseyinoğulları, neşelendi. Çukur Ali, Deli Memet takır takır saydırmaya başladı. Gobelek, "Bugün ayın ışığı, elinde bal kaşığı, gene nerden geliyon da, mahlenin yakışığı..." dedikçe Ceylan gelin neşelendi, Eşref neşelendi.

Çukur Ali, Gobelek ustayı bir kıyıya çekti bir ara. Fısır fısır konuştular. Konuştukça köylü de konuşmaya başladı.

"Gorüyon mu, anam ittiğim başımıza geleni, Çukur Ali' nin oğlan kızın başına çökmüş. Yoğsa ırgatlık onü düğün mü olur."

"Koynu da doluymuş anam, ağşam zabah yakın diyollar."

Oysa Çukur Ali, güze pazarlık kesiyor, şimdiden Gobelek ile kavilleşiyordu.

Toklu pişti. Haşlama o biçim. Türkmen pilavı kuyruk yağıyla oğulmuş ki, ağzınıza layık. Emirhüseyinoğullarından gelen helke helke şarap ise dostlar başına.

"Acıyo ana bek acıyo. Nirdeyse o Gobelek ben de onu sünet idecağam, .mına koduğum."

Gobelek bi yandan içiyor, öte yandan, "Kestiğim bebe irkek olur, hele bakın Satılmış' a, keser kesmez çakmıya başladı."

Gelen Satılmış' ın başını okşuyor, kimi sevgiden elini öpüyor, öteki "irkek oldun emmi, maşallah maşallah" diyerek, yastık altına beş on kuruş sıkışıyordu.

Öteden bir koca karı yaklaştı Eşrefgilin evine doğru. Beli yere yapışmak üzere olan bu koca karı mehter takımı gibi iki adım atıp bir duruyor, sonra derin derin soluklanıyordu. Hepi topu kırk okka vardı yoktu. Koştu Ceylan gelin, karşıladı koca karıyı. Elini öptü önce. Sonra kolundan tutup yavaş yavaş yürümeye başladılar.

"Ceylan yavrııım, adına gurban olduğum kesildi mi?"

"Eyi eyi maşalla. Eşiref' i de Gobelek kestiydi."

Koca karı merdiveni zar zor çıktı. Satılmış' ın yanına vardı. Eğildi kocaman öptü. Kuşağından çıkardığı bir kater gümüş parayı Satılmış' ın yakasına taktı.

Usulca, "Adına gurban olurum adına!" dedi.

Aşık Arif bu durur mu?

"Yüzü güldü Eşiref' in Ceylan' ın
Düğünü var aslan gibi oğlanın
Hele bakın emmi, dayı, gonşular
Yüzü güldü şükür Yirliyayla' nın

Hısım, akrabaya bir peyik salın
Gitmeyin gonşular burada galın
Satılmış oğlanın düğünü vardır
Hele sofrasından bi lokma alın..."

Sonra, sonra köyü jandarmalar bastı. Gördükleri manzara şaşırtmıştı onları. Duydukları silah sesleri canlarını sıkmıştı. Zira düğün olsa bir kilo çay, bir paket şeker karşılığında izin almaları gerekirdi Tozan karakolundan. Cenaze olsa ağıt tufan olurdu. Üstelik her masada helke helke şarap vardı. Bu şarap kaçaktı aynı zamanda, el yapımı. Başçavuş, "ev sahibi" dedi, "ev sahibi buraya gelsin...".

Eşref, iki adım atar atmaz, Deli Memet atıldı, "Dur yiğenim sen dur hele."

Başçavuş, dik dik baktı. Jandarmalara işaret etti, tetik hazır.

Kadınlar, çocuklar gaş gaş oldu. Nefesler tutuldu. Tabancalar saklandı. Gobelek, bağıra çağıra adam akıllı bir sövdü. ".mına kuyruklarım sıçtınız üç kuruşluk keyfimizin içine..."

Deli Memet, bir helke şarap hazırlattı. Bir tepsi haşlama, pilav. Cemsenin sağ arka kapısından uzattı içeri. Cemseyi saran lokma kokusu başcavuşun beyninden midesine inmiş olmalı ki, "sür" dedi, "sür hele Tozan bizi bekler, yalınız kulağım sizde...

Eğlence sürdü gece boyu.

Koca karı, yola revan oldu, "oy adına gurban olduğum oy..."

Eşref hiç olmadığı kadar mutluydu. Ceylan gelin hiç olmadığı kadar umut dolu.

Ceylan gelin, Satılmış' ı koynuna aldı. Uyumaya çalıştılar. Eşref, uyumaya çalıştı.

Yorgunluk bu bazen er uyutur, bazen hiç unutmaz.

Uyuyamadılar. 

"Ceylan gıı, bi de damatlığını gorsem. Hehhh, nir de gorecağam yaf..."

"Eyle dime gurban olduğum. Daha dün doğduydu. Böğön irkek oldu bah..."

Yerliyayla uyanırken onlar uyuyakaldılar.

Sünnet sonrası toplanan paraları cebini doldurup motorla Çankırı' ya gitti Eşref. Elinde bir çanta dolusu asbapla eve geldi.

"Ceylan Ceylan gıı. Nirdesin Ceylan? Satılmış nirde gıı?"

"Şindi şurdaydı gurban olduğum. Dürüm dürdüm eline de oynuyodu."

"Satılmıışş, satılmış..."

Çantayı açtı Eşref. Kadife pantolonla ceketi özenle girdirdi Satılmış' a. "Ooo!" dedi adam oldu maşalla. Bir de kadife şapka taktı başına.

Satılmış keyiflendi. Ceylan gelin "ikinize de gurban oluyum" dedi yürekten.

Satılmış köyün içine çıktı. Siyah kadife ceket, pantolon, şapka.

Köyün çocukları dalga geçmeye başladılar hemen, "Leblebici, leblebici..."

Yeni bir sayfa açıldı Yerliyayla' da, yeni bir sayfa açıldı Satılmış için...

Dövüştüler.

Satılmış iki çocuğun kafasını yardı.

Yerliyayla' da ortalık karıştı.

YORUM EKLE

banner205

banner204