Gönül Avcısı Yâr

HİKAYESİ: MİSAFİR KIZ ile ÜNİVERSİTELİ DELİKANLI!

1990 yılı Haziran ayının son haftasında, İspir’in bir köyüne, yanlarında henüz yirmi yaşına varmamış kızları da bulunan misâfir bir aile gelir. Misafir aile, her ne kadar aslen o köylü olsa da uzun yıllar önce gittikleri Almanya’dan 23 yılın üzerine köyü ziyarete gelmişlerdir. Misafir kız, bir gün akraba kızlarıyla birlikte bahçeye gitmek üzere yürürlerken, yirmili yaşlarda bir delikanlıyı görür ve kalbi kontrolsüz bir biçimde hızla çarpmaya başlar. Kız; heyecanla o delikanlının izini kaybetmemek için kim olduğunu yanındakilere sorarsa da akraba kızlarından tatmin edici bir cevap alamaz. Lâkin misafir kız, daha önce hiç yaşamadığı bir duygu ve hissiyatın kendisini söz konusu delikanlıya doğru tıpkı bir su gibi akmaya sevk ettiğini anlar. Üniversite öğrencisi olan söz konusu delikanlı; okullar yaz tatiline girdiğinden, yaz tatilini geçirmek üzere daha yeni köyüne gelmiştir. Delikanlı ertesi gün Cuma namazına giderken; Misafir kızın, al yazma ile tesettüre bürünmüş bir biçimde, derenin karşısındaki balkonlu evin penceresinden mütemadiyen kendisine baktığını görünce hem içine bir kurt düşer hem de kızı beğendiğini hisseder. O günden sonra bu iki genç arasında başlayan aşk, dillere destan bir hâl alır…….. Misafir Kız, enva-i çeşit bahaneler üreterek, ailesinin, her yıl en az iki kere (Şubat ve Temmuz aylarında) köye gelmelerini sağlarmış sırf Üniversiteli gence uzaktan bakabilmek için…. Hikâye çok uzun, esrarengiz, acıklı, hüzünlü ve can yakıcı….

Misafir Kız ile Üniversiteli gencin üç yıl kopmadan süren aşk ilişkileri sürecinde karşılıklı konuşma, işaretleşme, yazışma ve yakınlaşma hiç olmamıştır. Zaten karşı cinsten iki kişi arasındaki iletişim ve ilişkinin aşka varması, arkasından sevdaya dönüşmesi ve nihayetinde ilâhi aşka bürünmesi için azami ölçüde mahremiyet kurallarına uygun bir biçimde gelişen bir DURU ve KATIKSIZ AŞK olması gerekir. İki gencin aşka tutulmalarının dördüncü yılından itibaren geçen iki yıl boyunca Misafir kız ve ailesi bir daha köye hiç gelmemişler. Misafir kız, son iki yıl boyunca, ailesinin bu aşk ilişkisine karşı çıkarak kendisini başka bir kişiye nişanlamak istemeleri karşısında verdiği mücadelelerden bitap düşerek, hastalanıp yatağa mahkûm olur. Misafir kızın verdiği mücadele, çektiği çile, yandığı aşk ateşi ve hasta düşüp yatağa mahkûm oluşundan bihaber olan Üniversiteli genç de, gönül avcısı yakıştırması yaptığı Misafir kızı kaybettiği vehmine kapılarak, artık daha fazla dayanamayıp divaneler gibi dağlara çıkar ve kendini Allah’a (cc) adar. Aşk ateşiyle kavrulup dağlara çıkan Üniversitelinin beşeri aşkının artık ilâhi aşka dönüştüğünün bilincine varan bir derviş, Üniversiteli genç için aşağıdaki deyişi haykırı vermiş:

Gönül Avcısı Yâr:
Birden kapaklanır her yönüyle yâr;
Sanırsın ki dünyada tek sensin yâr;
Serer her hünerin eder kendine yâr;
Meyleder kapılıp olursun sen de yâr!

Gönül avcısıysa artık aldırmaz yâr;
Zira meyledip olmuşsun candan yâr;
Aldırıp umursamaz, geri dönmez yâr;
Nihayet abdal olur ararsın Allah'ı yâr!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Senem
Senem - 3 ay Önce

Harika bir yazı

banner205

banner204