TSK Eğitim Müfredatından Atatürk Çıkarıldı İddiası Yalan Çıktı

Hasan Basri Yalçın, son günlerde gündem olan TSK'nın eğitim müfredatından Atatürk'ün çıkarıldığı iddialarına ilişkin bir yazı kaleme aldı.

TSK Eğitim Müfredatından Atatürk Çıkarıldı İddiası Yalan Çıktı

Geçtiğimiz günlerde Sözcü yazarı Saygı Öztürk, Astsubay okullarıyla Harp Okulu’nın müfredatından Atatürk’ün çıkarıldığını iddia eden bir yazı kaleme almıştı. Gündem yaratan bu tartışmaya ilişkin Sabah yazarı Hasan Basri Yalçın "Ordunun eğitim sistemine sistematik saldırı" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Hasan Basri Yalçın yazısında TSK'ya ve TSK'nın eğitim kurumuna sistematik bir saldırı yürütüldüğünü ifade ederek "Bir gazeteci, sözüm ona belgeler üzerinden bir yazı yazmış. Astsubaylık ve subaylık kursları yönergesinden 'Atatürk' ifadelerinin çıkarıldığını iddia ediyor. Merak ettim baktım. Baştan aşağı yalan. Yönergede herhangi bir değişiklik bile yapılmamış. Ama kimin umurunda. Sen yap yalan haberi, geç. Nasıl olsa birileri bu yalanı düzeltene kadar piyasaya yeni bir yalan sürülür." ifadelerini kullanarak gündemdeki iddiaları yalanladı.

Yalçın'ın yazısı şu şekilde:

Son günlerde arka arkaya piyasaya yayılan birkaç yalan haber üzerinden yeni bir algının inşa edilmeye çalışıldığını düşünüyorum. Hikâyenin merkezinde TSK ve özellikle TSK'nın eğitim kurumları var. Hem astsubay yetiştirme okulları hem de Milli Savunma Üniversitesi bilerek tartışmaya açılıyor.

Aslında çok yeni bir icat değil. Bildiğimiz eski ezberler üzerinden gidiliyor. Bir anda irtica tartışması ortaya atıldı. Neymiş? Harp okullarına giriş yönetmeliğinde yapılan bir değişiklikte "irtica" kavramı çıkarılmış, onun yerine "terörle iltisaklı" ibaresi gelmiş. Bunu alıp orduya irticacılar girecek şeklinde sunmak tam anlamıyla 28 Şubatçıların dilini kullanmaktır.

Hatırlarsınız, 28 Şubatçılar bu kavramı yaygınlaştırmış, özellikle de gevşek biçimde kullanarak dindar olduklarını düşündükleri her kim varsa ordudan atmışlardı. Onlar orduda dindar temizliği yaparken gördük ki, FETÖ'cüler yükselmiş. Orduya sistematik olarak sızan teröristi değil dindara kafayı takıp dindarı ayıklarsanız olacağı budur.

Şimdi yönetmelikte hukuka uygun bir tanım yapılmış ve 28 Şubatçıların bu keyfi uygulamasını ortadan kaldırmak için bir adım atılmış. Ama 28 Şubat zihniyetini terk edemeyenler hâlâ irtica gibi içi boş bir kavram üzerinden dindar insanları avlama peşinde.

Hadi bunu tartışıyorsunuz diyelim. Hadi hukuksuz da olsa kendi zihniyetinizi yansıtan bir yönetmelik maddesini savunuyorsunuz diyelim. Ama tek bir gerçekliği olmayan haberlerin piyasaya sürülmesine ne diyeceğiz? Örnek mi istiyorsunuz?
Bir gazeteci, sözüm ona belgeler üzerinden bir yazı yazmış. Astsubaylık ve subaylık kursları yönergesinden "Atatürk" ifadelerinin çıkarıldığını iddia ediyor. Merak ettim baktım. Baştan aşağı yalan. Yönergede herhangi bir değişiklik bile yapılmamış. Ama kimin umurunda. Sen yap yalan haberi, geç. Nasıl olsa birileri bu yalanı düzeltene kadar piyasaya yeni bir yalan sürülür.

Müfredata etki etmek

Öyle de oldu! Dün gece katıldığım bir televizyon programında bu kez de önüme yeni haber düştü. Milli Savunma Üniversitesi'nde "Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi" dersinin kaldırıldığı iddia ediliyor. Bir öğretim üyesi olarak bu haberin ne kadar saçma olduğunu biliyorum. Çünkü tüm üniversitelerde bölümünüz ne olursa olsun İnkılap Tarihi dersleri zorunludur. Mühendisler de mimarlar da matematikçiler de bu dersi alır.

Hemen Milli Savunma Üniversitesi'nin internet sayfasını açtım. Ders programına baktım. İnkılap Tarihi derslerinin birinci sınıfta iki dönem okutulduğu açıkça görülüyor. Ama kime ne anlatırsın? Birileri doğruların üzerini özenle örterken ve sistemli bir saldırı başlatmışken gerçekleri görmezden gelmelerine şaşmamak lazım.

Çünkü bu öylesine bir iş değil. Belli bir süredir sistemli biçimde yürütülüyor. İlk işaret fişeği ise geçen yıl yayımlanan RAND raporunda bulunabilir. Amerikalılar bu raporda Türk ordusunu tekrar Amerika'ya yakın bir ordu yapabilmek için Milli Savunma Üniversitesi'nin müfredatına etki etmek gerektiğini yazıyordu. O andan itibaren müfredatla ilgili çeşitli yalan haberlere şahitlik ediyoruz. Sizce bunlar birer tesadüften ibaret olabilir mi? Tabii ki değil.

Son beş yılda sivil-asker ilişkilerini belki de 400 yıllık tarihinde ilk kez normalleştirebilmiş bir ülkede birileri yine Türk ordusunu siyasallaştırma peşinde. Çünkü profesyonel bir etikle işini yapan bir ordu, başta Amerika olmak üzere birçok aktörün canını fena yaktı. Şimdi o orduyu Amerika'ya müzahir hale getirmek için ordunun eğitim sistemini ve müfredatını tartışmaya açıyorlar. Ne yazık ki bunu Atatürkçülük kılıfı altında ve sistematik yalanlarla yapmaya çalışıyorlar.
Ordu bu ülkenin en büyük güvencelerinden biridir. O yüzden yalan yanlış haberler üzerinden yapılan operasyonlara karşı hepimizin uyanık olması gerekir.

Güncelleme Tarihi: 01 Nisan 2021, 15:47
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner205

banner204