Hücum Borusu

Uydu gözlemi, yangın bombası, misket bombası, suikast, biyolojik silah, politik psikoloji, gaz, vs.

ABD hegemonyasının bilindik savaş araçları. Hegemonya bu savaş araçlarının hepsini tereddütsüz kullanır. Savaş aracı olmayanı savaş aracı haline getirir.  Saldıracağı düşmanı çok önceden belirlemiştir. Saldırısı için özgürlük/demokrasi getirme ve benzeri bahaneleri oluştururken hepsini oya gibi işler.  Bu bahaneleri kendine bayrak kılan hainler hazırdır. Hainleşenler tavına getirilmek üzere beklemektedir.

Holivut sineması filmlerinden birinin senaryosu gibi! Değil mi? Hem evet hem hayır!  Senaryo doğru. Ancak yaşanan film değil. Gerçek! ABD ve düşman bildiği Türkiye!  Aslında dünya gözünde saldırgan değişmez: ABD. Düşman belledikleri ise mazlum milletler! Yeryüzünde savaş denince özellikle 1945'ten sonra başlayarak akla gelen ABD’dir. 2.Dünya Savaşı'nı bitiren Stalingrad direnişini ve savaşın asıl galibi Rus halkının başarısını dünyanın gözünden kaçıran ve nihai zaferi sahiplenen ABD, 1945'ten sonra başka bir savaşı başlatmıştır. Bu savaş ABD’nin dünya ile kurduğu, mazlum milletleri düşman ilan ettiği savaştır. 1946 yılından sonra art arda kurulan BM, NATO, CENTO; CEATO bu savaşın üsleridir.  

Savaş demişken benim aklıma ilk gelen hücum borusudur.

Düşünün; hava puslu, günün saati ya şafak ya da ışığın cılızlaştığı akşam sularıdır. Birbirine görünmeyen ancak birbirini kollayan askerler karşılıklı hendeklerde süngü takmış beklemektedirler.  İki taraftan biri atağa geçecektir. Siperler geniş bir alanı yay gibi çevreler. Bu nedenle tüm askerlerin aynı anda aynı işaretle aynı şeyi yapmaları beklenir: Saldırmak!

Bunun böyle olduğunu çok erken öğrendim. Çanakkale Savaşını, Kurtuluş Savaşımızı belleten tarih öğretmenlerimiz süngü savaşı ve göğüs göğüse çarpışma sözcüklerini mutlaka kullanırlardı. Yurtseverin direnç ve kararlılığı ruhuna işlemiş bu iki tanımdır. Yurtsever vatanı için kazanamayacağı bir mücadele yoktur. Çünkü inancı vardır!

23 Nisan ABD’de puslu akşam saatlerinin karşılığı Türkiye’de şafağın söktüğü saatlerdi! ABD siperlerinden yükselen hücum borusu sesi ile saldırı başladı. Hücum borusu şunu sesliyordu; Türkler Ermenileri toplu kıyıma uğrattı. Holokaust sorumlularıdır.  Orhan Pambuk, ruhu atıl ihaneti çevik sabık elçi, mamur Kamel, Gladyo ecesi  (tabir yerindeyse) alayı(!) zil takıp el sende oynadılar.

Şaşırtamadılar bizi. Bir kez daha şaşırdılar. Şaşıracaklar.  Savaş muharebeler bütünüdür. Fırat Kalkanı, Barış Pınarı diye kazandığımız muharebeleri sayarsam buna ihanet şebekesi PKK ve HDP’ye hendeklerde vurulan darbeleri eklersem ABD’nin neden şaşırmadığını açıklamış olurum: Türklerin yurt savunması yüzyılı aşkın bir zamandır delinemiyor.

Bu savunmayı asker delemez ama hain zayıflatmaya kalkabilir. Nasıl yapar;

Ah ve de vah! Ne acılar çekti Ermeniler ve Türkler!  İrin dolu ihanete karışan timsah gözyaşları ile sel olur akar.  Kullanılan ihanet aracı ‘insanlık’ !Marka işareti TDC (Tek Dişli Canavar)

Tarihçiler karar versin! Olur. Sabahın akşamın, yağmurun, karın kararını da tarihçiler veriyor.  Kullanılan ihanet aracı çok yönlü bıçak ‘demokrasi, özgürlük, liberalizm”! Tescilli markası Emperyalizm

Holokaust suçu BM in kuruluşundan sonra adlandırabileceği bir husustur. Kuruluş öncesi holokaust iddiası mahkemelerce belirlenir. Bu belirleme mahkeme kararı olarak değişmezlik sergiler. BM Genel Sekreteri Sözcüsü 22 Nisan’da verdiği demeçte bunu açıkça ifade etmiştir.

Perinçek-İsviçre davasının kazananı Perinçek’tir. Türkiye’dir.

Aksi iddia tazminat beklentisi ile ağzı sulananların, ihanetin zalimlik dolu öfkesini üç kuruşluk hoşnutluğunu kollayanların şiarıdır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Nadir vural
Nadir vural - 2 hafta Önce

Yüregine kalemine saglık amcam

Abdullah Asil DOĞAN
Abdullah Asil DOĞAN - 2 hafta Önce

Güzel bir tespit..
Herkesce okunması gerekli bir makale..

banner205

banner204