İktidarın 'Soykırım' Sınavı

Pek başarılı geçtiği söylenemez.

Muhalefeti değerlendirmek istemiyorum.

Durumları çok vahim.

Bir de içimizdeki Paşinyanlar var, “soykırımla yüzleşme” derdindeler!

İktidar tarafından isimler Biden’ın soykırım demesini değerlendirirken muhalefetle bir noktada birleştiler: Ermeni lobisi.

Yani bütün mesele ABD’nin iç politikası, Biden’ın seçim vaatleri ve Ermeni lobisinin bastırmasından ibaret.

Yine muhalefeti hiç dikkate almadan sadece iktidar tarafından isimlerin konu ile ilgili açıklamalarından kelimeler seçelim.

“Acılar yaşandı”

“Bizim kayıplarımız ne olacak?”

“Barış, dostluk, insanlık...”

“Tarihçilere bırakalım”

“Arşivleri açalım”

“Sen kendi katliamlarına bak”

“NATO üyesiyiz, müttefiklik...”

AİHM Perinçek-İsviçre davası kararının kazanımlarından bahsetmek çoğunun aklına gelmedi.

Ama asıl meselemiz bu değil.

Asıl meselemiz soykırım iddaları değil.

Asıl meselemiz vatanımıza yönelen tehdit.

Soykırım iddiasının kabulü bu tehditin bir adım daha yaklaştığını gösteren bir işaret.

Bir çok ülkenin parlamentosu daha önce Ermeni soykırımı yalanını tanımış.

Bu ülkelerin hiçbiri ABD değil, onun emellerine ve gücüne sahip değiller.

Hiçbiri Afganistan’da, Irak’ta veya Suriye’de kafasına göre işgaller gerçekleştirmedi.

Türkiye’ye Batı’dan yani ABD ve müttfekilerinden yönelen ciddi bir tehdit var.

Zaman daralıyor.

Savunma sanayiinde önemli atılımlar yaptık.

Ekonomi en zayıf noktamız.

Ya bir güç dengesi ile çatışmayı dengeleyeceğiz ya da bir gün çatışma çıkacak.

Güç dengesi yaratacak ittifak potansiyelini henüz değerlendirebilmiş değiliz.

Bu olmadığı için çatışmanın mümkün olduğunca ötelenmesi işimize gelir.

Bu bağlamda gerginliği artırmamaya yönelik politika anlaşılabilir.

Fakat soykırım yalanına karşı verilen ya da verilmeyen tepkiler gerginliği artırmamaya değil karşı tarafın iştahını artırmaya yarar.

İncirlik ve Kürecik elimizdeki önemli kartlar.

Elbette jokerlerimizi erken atmak doğru olmayabilir ama iş işten geçtikten sonra atarsak da anlamı olmaz. Daha da kötüsü oyun bitmiş ve jokerler hala elimizde olabilir.

İktidar anlamazdan gelerek ve kartları elinde tutarak durumu idare ettiğini sanabilir.

Oysa verilen ya da verilemeyen tepkiler, yapılanlar ve yapılamayanlar içerideki bilek güreşinin sonuçlarıdır.

Vatanımıza Batı’dan yönelen tehdit ve içerideki bilek güreşinin arasındaki ilişkiyi doğru kavramalıyız.

Bilek güreşinde Atlantik taraftarlarının ağır basması durumunda dış politikada ve ekonomide atmamız gereken adımları atamayacağız. İttifak potansiyelimizi heba edeceğiz. Bunun sonucunda da hem karşı tarafı daha da bastırmaya hatta saldırmaya teşvik edeceğiz. Hazırlıksız yakalanacağız.

Bilek güreşinde tam bağımsız Türkiye ağır basmalı.

Ekonomi ve dış politikada doğru adımlar atılmalı.

İttfak potansiyelimiz değerlendirilmeli.

Bunları yaparsak saldırılara daha hazır ve dirençli olacağız.

Daha da önemlisi güç dengesi oluşturarak çatışmayı engelleyebileceğiz.

Hala meseleyi soykırım yalanında ibaret olarak görüp buna odaklanan varsa içinde bulunduğumuz durum hakkında en ufak fikri yoktur ya da görmek istemiyordur.

YORUM EKLE

banner205

banner204