İşte 15 Temmuz işte faşizm

15 Temmuz ABD destekli FETÖ darbe kalkışmasının 5. yılı.

Başta şehitlerimizi saygıyla anıyoruz, gazilerimize sağlık diliyoruz.

Kanlı 15 Temmuz darbesini anlamak için şunu söylemek abartı olmaz. 15 Temmuz,  12 Mart ve 12 Eylül darbelerinden daha tehlikeli ve onlardan daha büyük tahribatlar yarattığı gözler önündedir. 12 Mart ve 12 Eylül tepeden gelerek mevcut hükümeti devirip yönetime el koydu, sonraki süreçte ise yönetimi parlamento’ ya devretti. Rejim değiştirmek diye bir iddiaları ve amaçları yoktu. 15 Temmuz ise tamamen farklı hedefleri, amaçları olan, devlet içinde ve uluslararası düzlemde 50 yıllık örgütlenmesi olan, devlet içinde paralel devlet kurarak Türkiye Cumhuriyeti devletini bütün kurumlarıyla yıkmak ve ülkeyi ABD hesabına iç savaşa ve bölünmeye götüren bir programın adıdır. 12 Mart- 12 Eylül ve 15 Temmuz’ un ortak yanları; üçü’ de ABD destekli faşist darbelerdir.

Türkiye; 15 Temmuz 2016’ dan bu yana 5 yıl içinde önemli gelişmelere ve değişikliklere sahne oldu. FETÖ darbe kalkışmasının bastırılmasıyla Türkiye’ nin çehresi değişti, adeta nefes boruları açılmış oldu. Emperyalizme ve ortaçağ gericiliğine büyük darbeler vuruldu. O kanlı 15 Temmuz gecesini bir an hatırlayalım. Türkiye’ nin sinir merkezleri bombalandı. TBMM, Genelkurmay, Emniyet, özel kuvvetler, TRT gibi devlet’ in beyni ele geçirilmek istendi. Savaş uçakları adeta kol geziyordu. O kalkışma başarıya ulaşsaydı eğer, bu günkü Türkiye olacakmıydı?

Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek kalkışma akşamı ilk açıklamayı yaparak millet’ i bilgilendirmiş ve bu girişimin “ ezileceğini” ilan etmişti.

Bu 5 yıllık süreç başka açıdan’ da Türkiye’ nin önünü açtı.  Türk silahlı kuvvetleri, yargı, emniyet ve istihbaratımızın önü açıldı. Buralardan ve devlet’ in diğer kurumlarından FETÖ mensupları tasfiye edildi ve hapse atıldı. ABD’ nin planları param parça oldu. 2. İsrail planı suya düştü. Irak, Suriye, İran, Libya’ da amacına ulaşamadı. PKK hayatı’ nın en büyük darbesini aldı. Türkiye S- 400 ile Rusya’ ya yöneldi, Çin ile dost oldu, Astana süreci bölgedeki sürece damgasını vurdu. Yukarı Karabağ’ da Azerbaycan’ la birlikte ABD’ ye karşı zafer kazandık, Kıbrıs’ ta batı’ ya karşı başarı kazandık, Mavi vatanımızı savunuyoruz, sivil savunma’ da büyük başarılar kazandık.

Bunları şunun için söylüyoruz, 15 Temmuz gerçekleşseydi bunların hiç biri olmazdı. Başta siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri olmak üzere herkes bunu görmeli ve önümüzdeki döneme bu açıdan bakmalıdır.

Geldiğimiz süreç’ te maalesef hala şunu görüyoruz. Başta CHP- İyi parti- HDP/PKK- olmak üzere, bazı kendine “ sol- Atatürk’ çü, sosyalist, milliyetçi’ yim” diyen kesimler 15 Temmuz’ un” tiyatro” olduğunu söylüyorlar. Her konuda, ne olursa olsun, yemin etmişçesine, olaylara, sürece, madde’ nin değişimine bakmadan, bir şeye saplanırsanız, bir süre sonra kendinizi düşmanın kucağında görürsünüz. Tayyip Erdoğan düşmanlığı’ nda meydana gelen sarhoşluk’ la 15 Temmuz gerçeğini göremez, ona karşı mevzilenemez, ancak kaba “solculuk ve Atatürk’ çülük” taslarsınız. Bu’ da Türkiye’ nin gerçeklerinden uzak olduğu için, sizi toplumsal sürecin dışına atar, başarı şansınızı azaltır.

Kim neyi örtbas etmeye çalışırsa çalışsın, gerçek hiçbir zaman değişmez. Kurtuluş savaşımız ne kadar gerçek ve emperyalizmin ve piyonları’ nın denize dökülmesi ne kadar gerçekse, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi ve onun bastırılarak başı dik yaşamaya devam etmemiz’ de o kadar gerçektir.

Gelelim faşizm meselesine

Yukarıda 15 Temmuz kalkışmasında anlattığımız süreci iyi okuyalım. Faşizm; emperyalizm hesabına çalışan işbirlikçilerdir. Emperyalizmin günümüzdeki temsilcisi ABD olduğuna göre;

Soru şudur; Faşizm, 15 Temmuz akşamı ABD’ nin hesabına çalışarak, Türkiye Cumhuriyeti devletini yıkmaya çalışan FETÜ’ mu?

Türkiye Cumhuriyeti devletini bölmeye çalışan HDP/PKK’ mı?

Yoksa onlara karşı direnen ve savaşan Tayyip Erdoğan ve Ak parti hükümeti, TSK, Türk yargısı, Emniyet’ mi? daha açıkçası, Türk devleti’ mi? Bunların hepsi aynı olmadığına göre bir tercih yapmak ve ona göre bir program ve strateji uygulamak durumundasınız. Esas hedef, esas baş düşman kim? ABD- FETÖ- PKK’ mı? Tayyip Erdoğan’ mı?

Anlaşılan sizin baş düşmanınız Tayyip Erdoğan’ dır. Bu strateji’ ye göre Tayyip Erdoğan’ ı “ devirmek” için ABD- FETÖ- HDP/PKK ile birleşmek gerekiyor, zaten onu yapıyorsunuz.

İkinci soru; HDP/PKK milletvekilleriyle birlikte meclis sıralarına vurarak, yürüyüşlerde ve mitinglerde kol kol’ a yürüyerek“ faşizme karşı omuz omuza” sloganını kime karşı attınız?

Tayyip Erdoğan’ ı ve hükümet’ i eleştirmek, ona karşı muhalefet yürütmek başka bir şey, düşmanla bir olup hükümet’ i eleştirmek veya “yıkmaya” çalışmak başka bir şey. Toplumsal mücadeleler tarihinde buna “ vatan hainliği” denir.

Faşizm’ in olduğu yerde parlamento, seçim, basın, yargı, demokrasi v.s…olmaz. Anlaşılan sizin faşizm kavramınız’ da değişmiş. Bu anlayış’ a göre ABD ve Hitler “ demokrasi” den yanadır.

 Demokrasi, adalet ve özgürlük kisvesi altında toplum’ u yanıltmaya ve bu güzel kavramları’ da kirletmeye çalışıyorsunuz. Eminiz 15 Temmuz günü yine “ demokrasi, özgürlük, adalet” isteyeceksiniz ve nutuklar atacaksınız. Ancak geç kaldınız. Çünkü Türk toplumu’ nun yüzde 90’ nı ABD ve NATO’ ya karşı.

YORUM EKLE

banner205

banner204