Köklerine Kavuşmak

-Yüzyıl gerilmek bin yıl ileri gitmek-

Harekâtından geri çekilmek zorunda kalan orduların namluları, çekilme yönlerine yani kendi yurtlarına döner ister istemez. Yenilgi, faturasını birinin ödemesi gereken ağır bir olgudur ve hesap ortada kalamaz. İster Osmanlı sultanı olun ister Yunan kralı, yenildiyseniz bedelini ödersiniz. Ödenecek bedel canları olsa, o canın savaş alanındaki binlercesine bedel olması düşünülemez. Demek haksız bir savaşın kurbanı olmak taltife değer değildir.

Son asrını yenilgiden yenilgiye koşarak geçiren Osmanlı, İttihat ve Terakki önderliğinde çok susadığı zaferler kazanmışsa da bedeli ağır bir yenilgiden kurtulmak olanaklı olmadı. Ama en azından Atatürk tarih sahnesine çıkabildi.

Mehmet Akif, bu çıkışın bedelini de yazar Çanakkale Destanı’nda ve sonrasında Türk tarihinin en güzel, en muhteşem, en üstün şiirini yazar, İstiklâl Marşımızı kaleme alır.

Kahraman Ordumuza “Korkma” diye hemen girişte seslenerek ‘şehit olursam, Vatanı kurtaramadan eksilirsem, yurdum işgal altında kalır mı’ korkusunu yatıştırmaya çalışır, “Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” der ve ekler en son ocak tütüyorsa kazanacağız demektir.

Ölümden değil, vatanı kurtaramadan, işte savaşa katılamadığı için utancından, üzüntüsünden yazın bile titremesi geçmeyip de sobalarında kuru meşe yakılan Mehmet efe gibi olmaktan korkar Mehmetler.  Reşat Çiğiltepe gibi vatan uğruna yeterli hizmeti edememekten korkarlar.

Bugün, Polatlı Tarihi Alanları Tanıtım Merkezinden Kadim Koç, Polatlı - Sincik Köyü Muhtarı Basri Akıncı’nın çağrısına yanıt vererek, Elde Var Ankara Derneği Başkanı Gonca Kayabekman ile Sincik Köyü’ne bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretin konusu, Sincik Köyünün bir asırdır baktığı, gözettiği, o kadar ki yağmur dualarına çıkmak için seçecek kadar kutsallaştırdığı, Şehitler Tepesi adını verdikleri yerdeki şehitlikleri görmekti.

Arkada Mangal Dağı ve İkiz Tepeler gözükürken daha güneyde kalan Şehitler Tepesi aziz kahramanlarımızın ebedi istirahatgâhı olmuş. Kimlikleri, kim oldukları bilinmiyor. Köyün ortak belleği bizim şehitlerimiz olduğu konusunda kesin ve paralel iki şehitlikte kıble yönünde. Arkadaşları badem ağaçları ile 100 kilometreden uzun cephe hattında kendileri gibi onlarca, yüzlerce, binlerce kahramanla, her biri bir tepede ama Milletin bağrında koyun koyuna uyuyorlar.

Sakarya Meydan Savaşımızı kazanmamızın, ve kendi yurduna dönmüş namluların yeniden batıya döndüğü büyük zaferimizin yüzüncü yılını gelecek sene 23 Ağustos’tan başlayarak 13 Eylül’e kadar yaşayacağız. Bugün de Vatanımızı Mavi Vatanımızla bütünleştirerek gene batının tek dişi kalmış canavarlarıyla boğuşuyorken bu bir asır önceki müthiş zaferimize kadar gerilip bizi bin yıl ileri götürecek kararlılığı pekiştirme olanağımız var. Şehitlerimizin mezarları başına hala bir bayrak dikemeyeceğimiz kadar taze sayılabilecek zaferimizin özüne, koşullarına, amacına ne kadar vakıf olursak bize atılacak çelmeleri o kadar kolay boşa çıkartırız.

Sizlerden ricam, orada hepimizin içine girdiği duyguları, direnci yansıtan görüntüleri izlemeniz, birbirinden değerli, geçmişine ve geleceğine son derece özenli bu kişilerin açıklama ve yorumlarına biraz kulak kabartmanızdır. O an bu kaydı almayı akıl etmem bana da küçük bir mutluluk yaşattı açıkçası. Hem bu sevincimi hem de köklerimizin üzerinde yükseliyor olmanın heyecanını bu yolla paylaşmış olacağım.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kadim Koç
Kadim Koç - 2 hafta Önce

Kurtuluş bey, 100 yıl sonra sizlerle birlikte şehitlerimizin mezarı başında bulunmak ve bu topraklarda yaşananları hissetmek ve havasını teneffüs harika bir duyguydu. Teşekkür ederim.

banner205

banner204