Kavuklu Hamdi'den Donsuz Hasan'a

Kavuklu Hamdi'den Donsuz Hasan'a

BEHLÜL SÜPHAN TOKER

‘Ahlak, sır, değer. Bunlar da neymiş ki? Devletçi statükonun bize dayattığı bir takım fikriyattan başka bir şey değil. Yüzümüzü güldürdüğü ve derdimize derman olduğu iddia eylenen Türk Mizahı bayağılaştı bre dostlar. Kavuklu Hamdi’nin Orta oyunu yerine, Donsuz Hasan’ın ortaya saçılan sırları var bundan kelli. Herkes kavuklarını çıkarsın, Donsuz Hasan geliyor. Kavuklar yukarı donlar aşşağa’

DONSUZ HASAN'IN YÜKSELME DEVRİ

Yuuutube’de bir program ile başladı yola. Talep artınca arzı endam etti ‘Acun Bey’. Hemen tıransifer etti kokuşanları, aman savuşanları amaaan konuşanları. Türkiye’nin egzeni kayıyır asyaya amma velakin cümbür cemaatin Acun Bey’in exxen’i hiç şaşmıyor. Öylesine müslüman öylesine iman dolu bir göğsü varki, inancı memlekete sığmıyor teeee taşıyor Amerikalara, ingilterelereee oradan da ne tuttu kopardıysa buraya taşırıyor elhamdülillah. Tam bir kültür aşığı. Zaten firari olduğu dönemde de az kültür elçiliği yapmadı Acun Bey.

Donsuz Hasan’ın sapışanlar programmesi, pardın konuşanlar, öyle bir programme ki amanın. Donsuz Hasan çıkıyor sahneyi tahtına - ama ne sahne - sual ediyor tebasına: Anlat bre ey kul, fantezin nedir, sırrın var mıdır? Teba anlatıyor her şeyi. Eşiyle yatak odasında ne yapıyor, arkadaşını nasıl satıyor, fi tarihinde nasıl hırsızlık yapmış, kim kime nerede nasıl ne yapmış, ne yapamamış da yapası aklında kalmış dökülüyor sızışanlarda. Bir kahkaha bir tufan bir şenlik ki görmeyin. Donsuz Hasan bu. Nerede sual edeceği belli olmaz.

DONSUZ HASAN'IN AĞZINDAN

Bu Hasan başka hasan. Mert mi mert, delikanlı mı delikanlı. Lafı arkada değil haaa. Adam Güngörenli bi kere. Gerçi oraları pek sevmez amma naapsın herkese nasip olmaz Landın’da doğmak Vaşıngton'da yaşamak. Zaten hep söyler bizim donsuz, “Konya, Yozgat, Bağcılar beş Sterlin etmez. Ne işiniz var burada” der. “Gidin batıya. Kaçın. Ne varsa orada var. Garp güzel Şark Kötü” der hep. Beğenmez buraları. E haklı tabi. Biz kimiiiiz onlar kim. Bizimkiler adamın dediğini bile anlamazlar. Bak ne diyor Hasan kendi ağzından ”Bu programme” diyor, “en şerefsiz ve en haysiyetsiz kişilerin prim yaptığı programmedir” diyor. Bak hele bak. Nasıl da tersten vuruyor hele hele. Aslında “Biz şerefsiziz biz karaktersiziz” demiyor. Tam tersini ima ediyor da onun mizahına kavuklular yetişemediğinden, arşta bulunan yüksek güldürüsü anlaşılamadığından, Yozgatlılar, Konyalılar ve Bağcılarlılar yanlış anlıyor mizah üstadını. Hele bu Bağcılarlılar şişko ve gözlüklü ise hepten anlamıyorlar. Anlasalar zaten bir konser bileti için ya da bir indirim kuponiyesi için babasının anasını kaç defa aldattığını, işyerinin kasasından nasıl tırtıkladığını, sevgilisine kaç defa yalan söylediğini anlatırlardı herhal.

TEBA TÜKETİMİ

Donsuz, aynı zamanda bir zekaaa kupüü. Adam işi çözmüş, adam akıllı, adam zehir. Oturup düşünmüş Hasan. Demiş ki “Yahu mizah kitabı yazmak zor, komedya dizileri çekim eylemek zor, her hafta devriyesinde metin yazmak daha da zor. Hele bunları çekmek bir de, Allah muhafaza adamı uyutmaz. Gece yaz, gündüz yaz, gece çek, kafa yor”. Haksız sayılmaz. Levent Kırca’lar, Ferhan Şensoy’lar çıldırmış olmalı. Akıllı adam bu kadar yazıp da bu kadar yorar mı öz şahsiyetini? Hasan’ın başına yük gelince bu kavuk, hemen atıyor kavuğu ve “Buldum!” diye feveran ediyor. “Her seyircinin hayatı bir hikaye, onların özelini anlattırmak şahane, gelsin reytingler, tüketilsin teba, çiğnenip tükürülsün yaşamlar adetaa. Uğraştırmasınlar Hünkar’ı. Yormasınlar. Tahtına çıksın sorsun. Tebaa anlatsın” diye ferman yayınlıyor. Kavuk üretimi kalktı rafa teba tüketimi geldi başa. Haydi donlar aşşağa...

MİZAHİ SİYAS

Biliyorsunuz ki devir kötü. Garibanlar hapiste. Adamcağız “Heykel dikeceğiz” diyor, terörist diyorlar. Kadıncağız “Sırtımızı özgürlük savaşçılarına dayıyoruz” diyor, mapusluk çekiyor. Adam ve kadın mağdurceğizzzler altı üstü 15-16 temmuz gecesi uçak kullandıkları için kara zindanlarda. Eskiden çok iyiydi. Eskiden mağdurcuklar devletin her yerine ’sızmış’ idi. Açılımlar saçılımlar var idi. Asker heykeltıraşşşlara dokunamaz idi. Oh oh ne güzel günlerdi. Şimdi öyle mi. Amanın da amanın. Sanatı icra eyleyenler baskı altında. Bugüne bugün kalkıp bu ülkenin sınırlarını tartışmaya kalksan seni 3 bölüp 2 ile çarparlar. Böyle ortam olur mu sorarım size ahali. Biz bu ülkenin mandaterliğe geçişini tartışamayacak mıyız? Nerede ‘özgürlük’, nerede ‘demokraaaasi’ nerede ‘barışşş’? İşte tüm bunlardan dolayı icraiyeci sanat çevrelerinin içindeki entellektüel ve dantellektüeller zor durumda. Hele hele ki bu heykeltıraşçıların etkisi altında olup hedepesel düşünenler çok ve çooook zor durumda. Bak Cem Yılmaz’a. Adam kadın erkek hikayelerinden Kavala ve Demirtaş’a geçeyim dedi. Kitlesel kayıp oldu. Biletleri de etkiler azizim bu durumlar. Biletler önemli. Alkışşşş daha da önemli. Ama Donsuz Hasan akıllı. Bu durumun farkında olduğundan, çaktırmadan ne diyor “Bu ülkede siyasi mizah yapamazsın” diyor. Baaak bak hele şu donsuzdaki zehir zemberek zekaya. Yapamazsın derken bile yapıyor. Tarafını nasıl da belli ediyor. Siyasi mizahçı değil mizahi siyasçı.

TOPLUMU MİZAH

Kavuklu der ki, “Vatandaşın cebi delik, dikmek gerek”; Donsuz der ki “Vatandaşa cebe pantola ne gerek”

Kavuklu der ki, “Örf adet bilmek gerek.”                        

Donsuz der ki “Töre ne demek?”

Kavuklu der ki, “Vatan’a birlik, Millete dirlik gerek.” Donsuz der ki “Greenkarta başvuru gerek.”

Kavuklu der ki, “Cennet vatanım” Donsuz der ki “Cehennem’de olsa ecnebi kaldırımında yatarım.”

DONSUZ HASAN'I ANLAMAK

Messeleyi anlamak için enkazı kaldırıp altına bakmak icap eder a dostlar. Çocukluktan beri kara tahtada konuşan diye adının önüne çarpı atılan bir nesili kuşak, “yapamazsın” diye bir eğitimi öğretiye, akabininde televizyada izlenilen lüküs hayatlar, berisinden gelen hayali rööyalar ve gerçekleşmeyen yitip giden yaşamlar da var. E bi tabi noooluyor böyle olunca a dostlar. Bu çocuklar üzgün, mutsuz, sevgisiz. Emperyalizmin yangını öyle harlı bir ateş ki neslin üzerine Z harfi ile siniyor. Koca bir kuşak kendine Türk Gençliği yerine elifbanın son harfi ile seslenir oluyor. Yangından kalan küllerin üzerine “Z kuşağı” zuhur ediyor. Öylesine ki devleti ala bile ağzından “Z kuşağını” tellaffuz ediyor. Devlet Kanalı, Devlet Bankası “Z Kuşağı” demeye başlıyor. Rüzgar batıdan kuvvetli esince, yelkenler dolsun diye gençlik istikamet değiştiriyor. Madem alkış buradan gelecek, o zaman neden heykeltıraşçılara yanaşmasın ki? Neden Donsuz Hasan da zengin olmasın? Neden sevilmesin? Neden fotoğrafları çarşaf çarşaf basılmasın? O da insan muahlukatından değil mi? O da yer küreli değil mi? Ya Türk Mizahı sarılacak bir dal olacak, ya da enkaz büyüyecek a dostlar. Sanmayın ki bu iş görmezden gelerek biter, sanmayın ki duymazdan gelerek gider. Bilmezden gelerek savuşur sanmayın. Bu Hasan bir tane değil. Ya Kavuk Başa, ya Donsuzluk Moda.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner205

banner204