Mağdur Olduk Ey Halkım!

Kısa zaman önce başvurduğunuz bir iş yerinden cevap bekliyorsunuz… Tanımadığınız bir numaradan gelen telefonu heyecanla açıyorsunuz ve karşınız da su arıtma cihazı satmaya çalışan bir satış temsilcisi.

Ya da bütün dikkatinizi toplamış ciddi bir iş üzerinde çalışıyorsunuz… Telefonununuz kısa mesaj bildirimi ile gayrı ihtiyari olarak gözünüzü ekrandan ayırıp telefonunuzu elinize alıyorsunuz… Bir mağaza veya bankanın reklam mesajı…

Ya da gereksiz e posta kalabalığı içerisinde gözden kaçan önemli e postalar…

Bunlar ve benzeri durumlar her birimizin her gün yaşadığı anlık can sıkıntısına neden olan durumlardır. Ancak bundan daha önemlisi hepsinin ortak özelliği “Kişisel Veri Mağduriyetimizin” bir göstergesi olmalarıdır.

Gerçekten de ismimiz, telefon numaramız, e posta adresimiz ve daha birçok mahrem bilgimiz, tanımadığımız bu insanların eline nasıl geçmiştir, bu bilgileri nasıl kullanırlar, kimlerle paylaşırlar…

Bunları bilmeyiz. Açıkçası birçoğumuzda sorgulamayız…

Düşünün… Evimizin, iş yerimizin ya da biraz daha abartalım, arabamızın anahtarını kaybettiğimizde yaşadığımız telaşı… Ya da kredi kartımızı bulamadığımızı… Yaşadığımız sinir, stres, telaş ve kaygı had safhadadır.

Peki, hunharca etrafa saçtığımız kişisel verilerimiz için aynı kaygı ve stresi taşıyor muyuz?

Hâlbuki bilişim teknolojilerinin bu denli geliştiği bir dönemde bahsi geçen her biri kişisel verimiz, özel hayatımızın, hukuki varlığımızın, maddi varlıklarımızın hülasa tüm mahremiyetimizin maymuncuğudur.

Gerçekten de günümüz dijital dünyasında ele geçirilen kişisel verilerimiz nedeniyle birçok olumsuz senaryo ile karşılaşabilmemiz olasıdır.

Aslında bütün bunları biliyoruz…

Hal böyle iken;

Yaptığımız bir alış veriş sonrasında – gerek olmamasına rağmen- talep edilen telefon veya mail bilgilerimizi bir çırpıda verebiliyoruz.

İnternet ortamında siteler arası dolaşırken güvenli güvensiz ayırımı yapmadan saliselik tıklamalar ile kendimizi ifşa ediyoruz.

Hatta casus yazılımlara rahmet okutacak şekilde, kendi irademizle bütün mahremiyetimizi sanal ortamda açık ediyoruz.

Bu durumun sebebi sanırım bilgi ve bilinç arasındaki farka tekabül ediyor. Bu anlamda yapmamız gereken en önemli şey kişisel verilerimiz ve veri mahremiyetimiz noktasında bilinç ve farkındalığımızın arttırılması olacaktır kanaatindeyim.

“Kişisel Veri” hemen bütün kaynaklarda belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait bütün veriler olarak tanımlanmaktadır. Buna göre isminiz, soy isiminiz, kimlik numaranızdan tutun, araç plakanız, ayakkabı numaranız, inancınız, sağlık kayıtlarınız, IP adresiniz vb. hepsi birer kişisel veridir. Bütün bu veriler kişilik hakkınızın bir parçası olmakla birlikte sizin özvarlığınızı tabiri caiz ise kişisel hazinenizi ifade eder. Bu kapsamda da bir temel hak olarak Anayasa ile güvence altına alınmış, 6698 Sayılı Kişisel Veriler Kanunu ile özel bir düzenlemeye kavuşmuştur. Söz konusu yasal metinler size kişisel verileriniz bağlamında mutlak bir hâkimiyet sunar.  Hiç kimse sizin rızanız olmadan veya gerekli hukuki nedene sahip olmadan sizlerin kişisel verilerini elde edemez, işleyemez ve kullanamaz. Yeter ki siz yeterli bilinç düzeyine sahip olun.

Unutmayın sizi sizden daha iyi kimse koruyamaz.

Sağlıkla Kalın…

 

YORUM EKLE

banner205

banner204