Halk TV'de Deprem: 3 Çalışanın İşine Son Verildi!

Halk TV'de 3 kişinin birden işine son verildi!

Halk TV'de Deprem: 3 Çalışanın İşine Son Verildi!

halktv.com.tr'de editör olarak görev yapan Ali Isıyel, Fırat Yeşilçınar ve Batuhan Batan'ın işten çıkarıldığı öğrenildi.

Ali Isıyel, bir süredir haberlerine sansür uygulandığını ve buna karşı çıktıkları için kanalın patronu Cafer Mahiroğlu'nun mobbingine maruz kaldıklarını açıkladı. Isıyel, işe gittiğinde ücretsiz izne çıkarıldığını öğrendiğini ve gerekçe olarak da bir haber tartışmasının gösterildiğini söyledi.

Isıyel bu süreçte yaşadıklarını sosyal medya hesabından şöyle anlattı:

"Bugün Fırat Yeşilçınar, Batuhan Batan ve benim Halk TV’deki işimize son verildi. Kısaca son süreçte yaşananları aktarmak ve kamuoyunun takdirine sunmak istiyoruz.

Bugün büroya gittiğimde ücretsiz izne çıkarıldığımı öğrendim. Gerekçe olarak bir haber tartışması gösterildi.  Ancak altında yatan sebep başkaydı…

Daha önce birçok haberimize sansür uygulandı ve biz karşı çıktık. Özellikle Olay TV’de belediye başkanları çıktığı bir programda, CHP’li Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer (8.12.21 tarihli haber), pandemi başlangıcından bu yana Mersin’deki ölüm sayılarını açıkladı.

Ben de bu yayının ilgili kısmını haberleştirdim. Bunun üzerine kanalın patronu Cafer Mahiroğlu, o dönem internet sitesinin haber koordinatörü olan Fırat Yeşilçınar’ı aradı.

Mahiroğlu Fırat’a 'Sanki ülkede kimse ölmüyor' diyerek hem ölümle alay etti, hem bir başka medya kuruluşuna hem bize hem de CHP’li belediye başkanına sansür uygulamış oldu. Fırat, Mahiroğlu’na 'Bunun muhatabı Suat Toktaş’tır, ona da gerekli açıklamayı yaptım' şeklinde yanıt verdi.

Haberi baskılar üzerine Twitter’dan sildik ancak web sitesinde hâlâ duruyor.

Burada kinlenen Mahiroğlu, bize daha sonra mobbing uygulamaya başladı. Aradaki iki aylık süreçte; başta İBB’yle ve Kadıköy’deki işçi greviyle ilgili olmak üzere birçok haberimize sansür uygulandı.

Sansür, Olay TV ile bitmedi… Zaten bir avuç gerçeği anlatmaya çalışan basın kuruluşları da aynı muameleye maruz kaldı. TELE1 ve KRT’nin adının haberlerde ve programlarda bile geçmemesi için baskı uygulandı.

TELE1 ile aynı RTÜK cezasını aldığımız gün, web sitesinde yapılan haberde kullanılan görselde TELE1’in logosunun neden bu kadar büyük olduğu dahi sorgulandı.

Bugün, ben işten çıkarıldıktan sonra internet ekibinde çalışan birçok arkadaşımız tepki gösterdi.

Bunun üzerine Cafer Mahiroğlu hepimizi görüşmeye davet etti. Görüşmeye gittiğimizde bizi genel yayın yönetmeninin kararını sorgulamakla suçladı. Medya sektöründe çalışanlar bilir; her haber sorgulanır.

Zaten, bir süredir Cafer Mahiroğlu birçok habere doğrudan müdahalede bulunup kanalın yayın politikası üzerinde baskı oluşturdu.

Mahiroğlu’nun bize parmak sallamasının ardından üslubuna dikkat etmesi konusunda kibarca uyardık ve uyarımız üzerine 'Toplantı bitmiştir, çıkın dışarı' dedi. Biz çıkarken arkamızdan 'Terbiyesizler, ahlaksızlar' diye hakaretler savurdu. Biz de aynıyla yanıt verdik.

Oradaki gerilimin ardından çalışma alanımıza giderek kurumun verdiği bilgisayarları teslim etmek için muhasebeciyle tutanak hazırladık. Bu esnada Cafer Mahiroğlu’nun aynı zamanda akrabası olan şoförü yanımıza gelerek bizi tehdit etti ve üzerimize yürüdü.

Uzun zamandır; maaşların ödenmesi konusunda gecikmeler yaşandı, mesai ücretlerimiz ödenmedi, yıllardır maaş zammı alamayan arkadaşlarımız var. Hatta birçok kişi asgari ücretle çalışıyor. Habercilik adına birçok şeyi içimize atarak kamucu bir yayıncılık yapma çabası içinde olduk.

Bugün ‘kol kırılır, yen içinde kalır’ anlayışını gazeteciler de devam ettirdiği için habercilik patronlara teslim…

Yaşananlar bunlardan ibaret. Eksiği var, fazlası yok. Zaten birçok mecrada da haberleştirildi bu olaylar. Kamuoyunun takdirine sunarız."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner205

banner204