Milli Devlet Milli Kahraman

Suriye seçim sonuçları dünya kamuoyunda epey tartışıldı, tartışılmaya da devam ediyor. Yüzde 87,64 katılımın olduğu, dört adayın yarıştığı seçimde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad oyların yüzde 95,1’ini alarak (14 milyon) yeniden devlet başkanı seçildi.

Seçim öncesi ve seçim sonrası süreci irdelemekte yarar var.

Seçim öncesi süreç:

Suriye tam on yıldır vatan savaşı veriyor. ABD emperyalizmi, İsrail siyonizmi ve terör örgütleri Suriye’yi bölmeye giriştiler. Aynı Irak benzeri proje sahneye konulmak istendi. ABD Suriye’ye “demokrasi” götürecekti. Bunun için de bu saldırılara karşı direnen Beşar Esad’ın yıpratılması ve devrilmesi gerekiyordu. Çünkü hedef Beşar Esad şahsında Suriye milli devletiydi. Beşar Esad hakkında her türlü karalama ve psikolojik savaş kampanyası hem ulusal, hem de uluslararası düzlemde yürütüldü. “Diktatör, seçimden korkuyor, zulüm uyguluyor, demokrasi karşıtı, terör örgütleriyle iş birliği yapıyor” gibi düzmece kampanya. Daha da ileri giderek, Suriye’ye “Anayasa” yapmaya kalktılar. Kısacası Suriye milli devleti ve onun milli kahramanı Beşar Esad emperyalistlerin her türlü saldırılarına maruz kaldı. Bütün devrimci süreçlerde ve toplumsal mücadelelerde milli kahramanlar hedef olmuştur. Türkiye’de milli kurtuluş savaşı liderimiz M. Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, Elli yıldır Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, son altı yıldır Tayyip Erdoğan, Irak’ta Saddam, Libya’da Kaddafi, Çin, Rus, İran devlet başkanları hepsi Amerika tarafından “diktatör” ilan edildiler. Hepsinin ortak yanı emperyalist saldırılara karşı koymak. Beşar Esad bütün bunlardan farklı olarak on yıldır sıcak savaşın içinde ve cephede vatanını savunuyor. Ama on yılın sonunda büyük başarılar kazandı ve ülkesini terör örgütlerinden temizliyor. İşte bu savaş koşullarında ülkesinde seçime giderek sandık kurdu. Hem savaştı hem seçime gitti. Dünyada benzer örnek var mı bilmiyoruz. İşte gerçek demokrasi budur. Fakat seçim sürecinde de ABD ve İsrail merkezli karalama ve yıpratma kampanyası tüm hızıyla devam etti. Esad’ı devirmek için fırsat kolladılar. Medya ve sosyal medyalarıyla, elemanlarıyla, terör örgütleriyle, parasal kaynaklarıyla ne var ne yok her şeyleriyle işe koyuldular. Sonucu dört gözle beklediler. Onlar seçim sonuçlarını kara kara düşüne dursunlar.

Seçim sonrası süreç: 

Seçim sonuçları bütün emperyalistleri ve terör örgütlerini şaşırttı ve heveslerini kursaklarında bıraktı. Fakat açık söyleyelim bizi de şaşırttı. Sayın Beşar Esad’ın kazanacağını biliyorduk, ama bu kadar fark atacağını bizde tahmin edemedik. Neyse sonuçtan düşmanlar çatlamış oldu, biz de ise sevinmiş olduk.

Bu sonuçtan çıkan sorular şunlar;

Hangi ülke, ne zaman savaş koşullarında seçime gitmiştir?

Savaş şartlarında hangi seçimde halkın yüzde 87’si sandık başına gitmiştir?

Savaş şartlarında veya olağan şartlarda hangi parti veya lider yüzde 95,1 oy almıştır?

Bu soruların üzerinde herkesin düşünmesi gerekir. Dost da düşünecek düşman da. Ama daha çok komşu ülkelerin ve özellikle Türkiye’nin üzerinde düşünmesi gerekir. Tabi ki emperyalistler seçimleri de işine gelmeyince başka yorumlar. Şimdiden seçim sonuçları üzerinde ABD merkezli bütün emperyalistler ve terör örgütleri yeni bir kampanya başlattı. “Seçimlerde hile yapılmıştır, anti demokratiktir, zorla oy kullandırılmış, oylar önceden hazırlanıp sandığa atılmış, sayımda hile yapılmış, sonuçlar gerçeği yansıtmıyor, seçimler gayri meşrudur vb.” Tabi emperyalistlerin bu karalama kampanyasını yürüteceklerini biliyorduk. Peki Türkiye’deki medyaya ne demeli? Daha da önemlisi Sayın Cumhurbaşkanı ve hükümete ne demeli? Hala “Esed, zalim Esed” siyasetine devam mı edeceksiniz? Maalesef bu çevrelerde hala yanlış siyasetler devam ediyor. Türkiye ile Suriye sahada kader birliği içinde. Her iki devlet ABD, İsrail, PKK- PYD, DEAŞ ile savaşıyor. Bu koşullarda Suriye ile barışmamak hem akla uygun değil hem de savaş kurallarına ve milli devleti savunma stratejisine uygun değildir. Beşar Esad emperyalizme karşı milli devletini savunduğu için milli kahramandır. Seçim sonuçları da bunu ayrıca kanıtlamıştır. Bizde 2. Milli Kurtuluş Savaşı veriyorsak bunun önemli ayağı Suriye’dir. Mısır ile, Libya ile barıştık, bir şey mi kaybettik? Suriye ile neden barışmayalım? Kaldı ki Suriye daha önemli. Filistin’ in bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde aynı cephede yan yana değil’ miydik? Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekatları düzenliyoruz, Suriye destek veriyor, aynı terör örgütüyle Suriye’de savaşıyor, ama biz hala “diktatör” diyoruz. Kusura bakmayın, ABD, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını da “diktatör” ilan etti. Beşar Esad size bu yakıştırmayı yapıyor mu?

Sonuç olarak, dünyanın her yerinde emperyalizme karşı milli devletlerini savunanlar milli kahramandır.  Türkiye’nin Rusya, İran, Irak, Libya, Mısır, Azerbaycan hatta Çin ile ilişkilerini düzeltmesi çok olumlu ve milli devleti savunma stratejisine uygun bir siyasettir. Ancak Suriye milli devleti ve milli kahramanı ile husumet içinde olması, batı Asya ve Doğu Akdeniz’in göbeğine saplanmış bir hançerdir. Suriye ile Türkiye birbirine muhtaçtır. O sorunun mutlaka çözülmesi gerekir. Suriye ile ilişkiler, hem emperyalizme ve terör örgütlerine karşı iki ülkenin ve bölgenin güvenliği, huzuru için gerekli; aynı zamanda tarihi, ekonomik, kültürel ve komşuluk ilişkileri açısından önemlidir. Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu bazı olumlu sinyaller verdi, ama zaman çok önemli, seçim sonuçlarından ders çıkarmalıyız, yabancı kuvvetlerin oyununa gelmemeliyiz. Ak Parti içinde ve Ak Parti’ye yakın medya içinde bilerek Suriye karşıtlığı yapanlar var. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu duruma müdahil olmaması ve olumlu adım atmasını bekliyoruz. Yunanistan ile karşı kampta olmamız normal, çünkü Yunanistan ABD ve İsrail ile Türkiye karşıtı cephede yer almış durumda. Suriye’nin durumu tam tersinedir. Suriye ile düşmanlarımız ve dostlarımız ortaktır. Suriye ile Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta, Ege’de, Karabağ’da ve bütün cephelerde yan yanayız. Türkiye’nin savunması Suriye’den başlar. Hiçbir devlet bizim iç işlerimize karışamaz, bizde başka ülkenin iç işlerine karışmayız. Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta sulh, cihanda sulh.” Hiçbir çelişkiye ve tereddüte yer bırakmayalım, cesur olalım. Bu kadar başarılı seçimlerin ardından emperyalistlerin yalan propagandalarına alet olmayalım ve onların tuzağına düşmeyelim.

Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden ve başta Sayın Cumhurbaşkanından önemle ve acilen bekliyoruz; derhal ya bir açıklama ile veya doğrudan bir heyet göndererek Suriye ile görüşmelerin başlatılması ve aradaki buzların erimesini sağlamak iki ülkenin, bölgenin ve mazlumlar dünyasının yararına olacaktır. Milletin de acil talebi budur.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Muhsin Durlu
Muhsin Durlu - 1 hafta Önce

"Türkiye’de milli kurtuluş savaşı liderimiz M. Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, Elli yıldır Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, son altı yıldır Tayyip Erdoğan, Irak’ta Saddam, Libya’da Kaddafi, Çin, Rus, İran devlet başkanları hepsi Amerika tarafından “diktatör” ilan edildiler. Hepsinin ortak yanı emperyalist saldırılara karşı koymak."...Yazarın akıl sağlığı konusunda endişelenmeli yakınları.

banner205

banner204