Ne Kenya Ne Rusya Ne Çin!

Yazım hatası yok. Meşhur “Ne ABD ne Rusya ne Çin” sözünde bir yanlışlık olmalı.

Türkiye NATO üyesi.

Bütün ordumuzu emrine vermişiz. Kıbrıs müdahalesi ile aklımız başımıza gelmiş, NATO’dan bağımsız Ege Ordusu’nu kurmuşuz. Fulbright Antlaşması ile eğitimimizi ABD’nin ellerine bırakmışız. İstihbaratımızdan ve meşhur Gladyo’dan bahsetmeye gerek yok...

Bütün bunlar ortadayken dibine kadar ABD ile “müttefiklik” yaşamışken, “Ne ABD ne Rusya ne Çin” denilmesi saçma olurdu, bu nedenle “Ne Kenya ne Rusya ne Çin” olmalı değil mi?

“Ne ABD ne Rusya ne Çin” diyenler NATO üyeliğine karşı olsalardı belki ciddiye alabilirdik. Türkiye’de Rusya'nın veya Çin’in kullandığı üs yok, ABD’nin kullandığı İncirlik var. ABD’nin kullanımına karşı olsalardı yine anlardık.

Türkiye’nin önündeki Avrasya seçeneği ciddiye binene kadar bu muhteremlerden “Ne ABD” lafını hiç duymadık.

Aslında 1990’larda şekillenmeye başlayan, 2000 yılı ile beraber yönelişin başladığı 2002 eski AK Parti iktidarı ve sonrasında FETÖ kumpasları ile kesintiye uğrayan süreç bugün yeni AK Parti iktidarında rayına oturdu ilerliyor.

İlginç değil mi, çeşitli görüşlerden insanlar söz konusu vatan olunca bir araya geldiklerinde “kimler kimlerle beraber”, “o bunun yancısı, bu şunun koltuk değneği” diye laf sokan sağdan soldan Atlantikçilerin ortak dili haline geldi “Ne ABD ne Rusya ne Çin” saçmalığı.

Evet bu ifadeyi yayıp insanların diline dolayanlar sağdan soldan Atlantikçi büyükbaşlar. Bugünlerde doğrudan ABD’yi veya onunla beraber hareket etmeyi savunmak zor. Bu nedenle Türkiye’ye yönelik ABD / Batı tehdidine karşı ittifak potansiyelimizi engellemek için milletimizi dolduruşa getirmeye çalışıyorlar.

“ABD’nin kucağından kalkıp Rusya’nın kucağına mı oturalım” diye soruyorlar.

Kucakta olunduğunu kabul etmeleri de bir gelişme fakat kucaktan kalkmaktan bahsetmiyorlar. Sanki kalkınca başka kucağa oturmak zorunlu. Sanki Türkiye, Rusya veya Çin ile NATO benzeri bir boyunduruğa girecek.

İnsanlarımız bu söylemin kolayca etkisine giriyorlar. Dile kolay 70 yıllık Batı bloğu deneyimi var.

Yine Allah yanımızda. Bizimle eş zamanlı olarak Rusya, Çin ve İran, ABD tehdidi altında. Akıl ve çıkarlar bizi ittifaka zorluyor. Atatürk’ün davrandığı gibi akılcı davranıp doğru ittifakları kurabiliriz.

Rusya’ya, Çin’e güvenilir mi ya onlar da ABD gibi bizi sömürmeye kalkarsa?

Bu korku ve şüphe dolu soruya verilecek cevap : Bu bize bağlı.

Atatürk gibi kendi gücünüzü ve diğer ülkelerin gücünü doğru tartarak, içinde bulundukları koşulları doğru analiz ederek yaklaşırsak bizi kimse sömüremez.Yok korkuyla Batının kucağına atlayanlar gibi olursak Kenya bile sömürür.

Önce bizim istikrarlı ve gerçekçi bir dış poltikaya ihtiyacımız var. Şu anda doğru yoldayız fakat yalpalamalar ve talihsiz açıklamalar da var. Kolay değil, şu anda ülkemizin yönelişi konusunda içeride bilek güreşi yaşanıyor. Bu durumda diğer ülkeler bize ne kadar güvensin?

Rusya’yı Putin yerine Medvedev yönetiyor olsaydı bugün bir ittifak ihtimali olabilir miydi?

S-400’leri alabilir miydik? Yeri gelmişken Ne ABD’cilerin aynı zamanda S-400 alerjisi olanlar olduğunu hatırlatalım.

Sonuç olarak, önümüzde bize yönelik tehdide karşı bir ittifak kurma şansı var. İşin sonucu kesin değil, bu bizim (elbette aynı oranda Rusya, Çin ve İran’ın) yapacaklarımıza ya da yapamayacaklarımıza bağlı. Tehdidi aşmak için geçici bir ittifak da olabilir. Zamanla kalıcı dostluğa da evrilebilir.

Gelecek henüz yazılmadı.

Her şey bizim mücadelemize bağlı.

İnanıyorum, tam bağımsız Türkiye olarak Avrasya’da yerimizi alacağız.

YORUM EKLE

banner205

banner204