Partisizliğin Dayanılmaz Hafifliği

Örgütsüz yalnız başına başarılı olunamaz. Örgütsüz olan, örgütlü olanların şekillendirdikleri Dünyada yaşamak zorundadır. İyi örgütlenmiş bir azınlık, örgütsüz ve dağınık çoğunluğa üstün gelir.

Partisizlik de bir yönü ile siyasetteki örgütsüzlüktür,  başka bir yönü ile de halkın iradesinin sağlıklı bir şekilde siyasi tabloya yansımasının önünde bir engeldir.

Son zamanlarda bu kelime moda oldu.

“Ben zaten partisizim”
“İyi ki partisizim”
“Partilere inanmıyorum en iyisi partisiz olmak”

Örnekleri çoğaltabiliriz.

Peki insanları buna iten nedir?

Apolitizasyon: Bildiğimiz gibi 1980 sonrasında toplumda siyasetten uzak durma ve tutma eğilimi oluştu/ruldu. “Aman oğlum siyasete bulaşma” şeklinde özetleyebileceğimiz bir süreç 80 ve sonrası nesilleri etkisine aldı.

Çirkinleşen siyaset: Kullanılan üslup, karşılıklı hakaretler, belden aşağı vurma, rakibinin doğru/yanlış bütün icraatlarına saldırma, iktidar ve muhalefet arasında olağan tablo haline geldi. Bu tablo doğal olarak bir kısım insanı siyasi faaliyetlere katılımdan soğutabilir. 

Çıkara dayalı siyaset: Parası pulu olan, iktidara gelme veya belediye seçimi kazanma ihtimali olan partilerde örgütlere gelecekte çıkar elde etme amacı ile katılanların hakim olması da insanları partilere üye olup örgütlerde yer almaktan uzak tutan bir etken olabilir. 

Kolaycılık: Bir siyasi partinin üyesi ya da seçmeni olarak kendimizi ifade ettiğimizde toplum içinde partimizin görüşlerini savunmak, ona yönelik eleştirileri karşılamak durumunda kalırız. Biraz da yukarıda belirttiğimiz çirkin siyasetin de devreye girmesiyle bu durum yıpratıcı olabilir. Hepimizin bir siyasi görüşü vardır, toplum içinde bunları başkaları ile tartışırız. Partisizlik zırhına bürünen insan her partiye çeşitli eleştiriler getirir her lidere yüklenir. Ama kimse ona yüklenemez “ben zaten partisizim kardeş” der çıkar işin içinden.  

Bireyin öne çıkması toplumun geriye atılması: Günümüzde herkes kendini kurtarma derdinde. Elbette bu yanlış değili hepimiz kendimizin ve ailemizin refahını ve mutluluğunu korumayı isteriz fakat bunu mevcut düzen içerisinde bireysel çabalarla değil örgütlü bir topluluk olarak yapabiliriz. Mevcut düzene örgütlü topluluklar tarafından şekil verilir ve uygulanır. Siyasetten uzak durarak, katılmayarak veya destek vermeyerek sadece bireysel çabalarla uzun vadede kendimizi güvenceye almak bir yanılsamadır.   

Herkes bir partiye üye olmak zorunda mı?

Elbette değil, üye olmadan da desteklediğiniz partinin partilisi olursunuz. Partnizi eleştirerek hatalarını düzeltmesini sağlarsınız. Mitinglerine toplantılarına katılarak destek olursunuz. En önemlisi de demokrasinin sağlıklı işlemesine ve milli iradenin doğru temsil edilmesine katkınız olur.  

Partili olmak birilerine biat etmek demek midir?

Bazı partilerde olabilir. Bütün partilerin iç işleyişini ve yapısını bilmediğim için genelleme yapamam. Teorik çerçevede baktığımızda buna “değildir” şeklinde cevap verebiliriz. Ya da partinin iç işleyişine göre değişir. Üyelerinin yöneticilerini ayrı tellerden çalıdığı ve birbiri ile uyumlu olmadığı bir parti başarılı olamaz. 

“İşte biat etmek zorundayız, yoksa parti dağılırmış” denildiğini duyar gibiyim.

Ne demiştik “partinin iç işleyişine göre değişir”;

Eğer parti üyelerinin ve kadrolarının görüşlerine saygılı ve bu görüşleri açıklama özgürlüğü var ise “ortak akıl” oluşturma şansı vardır.

İşte “biat” olarak görülen bu disiplin bir veya birkaç kişinin dediklerine koşulsuz itaat etmek değildir. Bir insanın tek başına oluşturamayacağı, birçok kişinin yılların birikimine dayanarak karşılıklı tartışıp inceleyip ürettikleri ortak akıldır bu parti görüşü. Parti görüşü olarak alınan kararlara saygı göstermek, bu ortak akla ve kendimize saygı göstermektir çünkü biz de o bütünün bir parçasıyız.

Eğer yukarıda belirttiğim ortak akıl yerine birkaç kişinin aklı veya kaynağı belirsiz bir akıl devrede ise buna uymak biat etmek olarak tanımlanabilir. Yani ya uygula ya terk et, ya da hadi bakalım tıpış tıpış...

Son olarak şunu belirteyim; 

Partisizliği seçen insanımız ne kadar fazla ise o kadar potansiyelimiz de heba oluyor demektir. Yalnızlığı seçen bir arkadaş belki de ülkenin geleceğine yön verebilecek başarılı çalışmalara katılıp ülkeye faydalı olacaktı. 

Bir ülkenin kaderini siyasi partilerin çabaları çizer. Banane ben katılmıyorum derseniz izlemekle yetinirsiniz. Ya müdahil olacaksın ya da kabulleneceksin.

YORUM EKLE