Promete

Romalıların, siyasal suçluları çarmıha germe işkencesiyle infaz etmesi benzeri bir kayaya mıhlanıp işkence çektiği gibi ölünce tanrılaştırılan Promete’nin suçu ateş çıkartan bir alet icat etmesiydi (1). Atinalı Şair Eshilos’un (MÖ 525-426) yazdığı acıklı “Teogonya” oyununda Promete; ölümlü bir yarı tanrı ve yarı insandır. Ancak, Ulu Dağ anlamında Olimpos Bey Dağları Milli Parkındaki Tahtalı dağ eteklerindeki “Olimpos antik kentinde”, Zeus’un gözetiminde olan Yanartaş (Kumluca, Çıralı) bulunur. Bu bilgelik ateşini, onu aldatarak Promete çalar. Böylece ceberrut ve keyfi kararlar veren Zeus’un akıl gücünü ondan alır ve bilgeliği temsil eden bir meşale ile insanlara verir. Bu bir halkçı devrimdir. “İnsan kendi gücünün bilincine varmış, tanrıya karşı ayaklanmıştır çünkü asıl yaratıcı insanın kendisidir”. Eshilos’un aynı zamanda bir filozof olduğu anlaşılır çünkü bu tragedya bütün koşulları ve sorunlarıyla günümüzde politik diye nitelenebilecek insan toplumlarına özgü olaylardır. Ama Promete ne bakımdan insandır ve sorunu niçin insanlığın dramıdır? Çünkü tanrıların ateşini çalıp insanlara vererek, tanrıların kurduğu düzene karşı çıktığı için yaman bir ceza çeker. Beşinci yüzyıl Atina’sında kölelik ve zorbalık yasal kurumlardır. Zeus’a boyun eğen tanrıların hepsi onun düzenini benimser, isteyerek veya istemeyerek onun buyruklarını yerine getirirken ona tek karşı çıkan, bir tanrı iken köle edilmiş Promete’dir. Eshilos’un oyunu yazarken amacı, Zeus-Promete ilişkisini bir sorun olarak ortaya atmak, yargılarcasına tartışmak ve hakkaniyetin köle olandan yana olduğunu belirterek zorbalığı bütün ayrıntılarıyla eleştirip yermektir. Çünkü köle olan Zeus’ken; bilinci ve düşünceleriyle asıl özgür olan Promete’dir. Günümüzde iktidarı ele geçirmiş nice iktidar sahipleri karşılarına dikilip direnen tek tük düşünce sahiplerini susturup yok edebileceklerini sanırlar ama kendileri giderken düşünce sahipleri yener ve etkileri kalır (2). Promete, yeryüzünü ve adaleti temsil eden Tanrıça Gaya’nın (Kaya) oğludur. Piyeste, doğruyu yaptığına inanan insan gibi sessizce cezasına katlanan Promete; Zeus’un casusu Hermes’le yaptığı kölelik-özgürlük tartışmasında, tanrıları beş paralık ettikten sonra gözümüzün önünde son sözünü söyler.

 

TEVFİK FİKRET: PROMETE

Ümmet’ten Ulus’a (Millet) geçişte Tevfik Fikret ile Namık Kemal’in büyük katkıları vardır. Amacı, sadece günün koşullarına uyarlanmış Promete yinelemek değil  öğretmek, ve daha ileri bir uygarlık düzeyine ulaştırmaktır Türkiye’yi. O niyetle şunları yazar:

Kalbinde her dakika şu yüce özleyişin ateşten gagasını duy, daima düşün…/ Onlar (Batı) , niçin göklerde, ben niçin çukurdayım? (Promete’nin ciğerini söken kartalla Promete ilişkisini, Batı ile Osmanlı Türk toplumu ilişkisine benzetir) / Benim sıkıntılı ve aciz halime herkes gülecek ve ben ağlamak zorunda mı kalacağım? (Şair Türk gençlerinin yaratıcılığını ateşliyor) Göklere yükselmek (kalkınmak, zenginleşmek, uygarlaşmak) ve gülmek ne tatlı şey! Bir gün şu “hastalıklı vatan” canlanırsa (Osmanlı). / Ey ışığa ve bilgiye hasret kalmış milletimin gelecekteki, henüz adı bilinmeyen elektrikçisi, / O fikir ülkelerinin, uyuşukluğu kıracak, (spor, müzik, bilim, sanayi…) halkımızın ruhunu ve kavrayışını besleyecek bilgilerini yüklen getir. / Onun bünyesini besleyecek meyveleri getir (Her yanı Promete gibi yaralı) … / Bunu yaparken ilham kaynağın, çağlar öncesinin bu kahramanı olsun. Gökten ateşi çalan kahramanı örnek al. Sen bunları yap yeter ki, varsın insanlar senin büyüklüğünü anlamasınlar. Adını sanını bile bilmesinler. Seni onurlandıracak olmasalar bile senin görevin budur. Belki bu yüzden cezalandırılırsın da… Bu şiiri günümüz Türkçesine çeviren Edebiyat öğretmeni ve şair Sedat Demirkaya bilir ki “Tevfik Fikret, yaşadığı dönemin yöneticilerinden umudunu kesmiş, kendisini anlayacak bir kafa, bir yürek bulamamanın hüznüyle ‘yuva’ adını verdiği Aşiyan’a çekilmiş ve geleceğe mektup yazıp bir şişe içinde denize bırakan bilge gibi gençler ve çocuklar için şiirler yazmaktadır. Bu şiirleri harp okulundaki Mustafa Kemal ve arkadaşları da diğer gençlerle birlikte okumakta ve ezberlemektedir…” (4)

  1. Halikarnas Balıkçısı, Anadolu Efsaneleri,1998:33-37, Bilgi Yayınevi.
  2. Erhat, Mitoloji Sözlüğü, 1999: 158-159 Remzi Kitabevi
  3. Buzağı Geçidi, Ergenekon, 27.03.21, aydinlik.com.tr
  4. Sedat Demirkaya 15.8.2008 https://www.antoloji.com/promete-tevfik-fikret-bir-siir-bir-yorum-siiri/
YORUM EKLE

banner205

banner204