Yazar Oktay Gürsoy ile Röportaj: Bugün Yaşadıklarım, Dünkü Hayallerim...

Yazarımız İlknur Artuğ'un Yazar Oktay Gürsoy ile Ankara Havadis için yaptığı röportajı yayınlıyoruz...

Yazar Oktay Gürsoy ile Röportaj: Bugün Yaşadıklarım, Dünkü Hayallerim...

Merhaba Değerli Okurlar,

Emek kavramının kitaplarında anlam bulduğu, bir kelime işçisiyle Sevgili Yazar Oktay Gürsoy’la sizler için bir söyleşi hazırladık. Ortak projelerde benimde bizzat çalıştığım yazarlardandır. 3. kitabını yazma hazırlıkları devam ederken Ankara Havadis Gazetesi'ne vakit ayırdığı için kendisine çok teşekkür ederiz.

1) Oktay Gürsoy kimdir? Okurlarınızın sizi yakından tanıması adına kendinizi tanıtır mısınız?

Öncelikle böylesine özel ve güzel bir gazetede bana söyleşi imkânı verdiğiniz için Ankara Havadis ailesine çok teşekkür ederim. Ben Oktay Gürsoy. 12 Ağustos 1971 tarihinde Ankara’da doğdum. Babamın devlet memuru olmasından dolayı ilk ve orta öğrenimimi Ankara, Düzce ve Malatya üçgeninde tamamladım. Üniversite eğitimime yıllar sonra 32 yaşında başladım ve Erciyes Üniversitesi Spor Akademisi Rekreasyon bölümü öğrencisi oldum. Ancak yurtdışı deneyimi için bu eğitimi yarım bırakarak yurtdışına gittim. Yurt dışında 4 yıl İngiltere merkezli NLP Trainer (Spor Mentörü) eğitimi alarak yurt içinde ve dışında bu alanda çalışmalar yaptım. Ülkemizde Kayserispor Futbol Takımı, Kayseri TED Kayseri Kolejspor Kadın Basketbol takımı ve A Milli takımlarında görev yaptım. 2009 yılından bugüne kadar da Azerbaycan’ın Qarabagh futbol takımında görev yapmaktayım. Evliyim. Oktay Berk adında bir oğlumuz ve Ada Loya isimli bir kızımız var. Spor dünyasındaki 20 yıllık deneyimime çok sevdiğim edebiyat ile de katkı yapmak istedim ve Mütecessis ile Peripetie’yi yazarak okuyucuların beğenisine sundum. Kısaca spor ve edebiyatın iç içe olduğu bir hayatım var diyebilirim.

2) İlk ne zaman yazmaya başladınız ve ne zaman ‘Benim bir kitabım olmalı’ dediniz?

Ne zaman yazmaya başladım hatırlamıyorum. Aslında kendimi bildim bileli yazıyorum diyebilirim. Duygularımı, yaşadıklarımı, anılarımı, hayallerimi hep yazdım yıllarca. Kimse okumasa da hiçbir yerde yayınlanmasa da yazmaya devam ettim senelerce. Yazarak kendimi çok iyi hissediyordum çünkü. Ruhumu sarıp sarmalayan çok önemli bir değer oldu yazılarım. Yazarken hissettiklerimi okurken de hissediyordum. Benim bir kitabım olmalı diye hiçbir zaman bir şartlandırma içine sokmadım kendimi. Ama bir gün yazdıklarımı paylaşmalıyım diye düşündüm ve kitap yazmaya karar verdim. Önce hayal ettim sonra aklımdakileri kâğıda döktüm. İlk kitabım Mütecessis ve ikinci kitabım Peripetie ilk günkü hayallerimin sonucu oldular. Hayallere çok inanıyorum. Bugün yaşadıklarımın dünkü hayallerim, yarın yaşayacaklarımın da bugünkü hayallerim olduğuna inanıyorum. Ben hayallerime inanıyor, gerçekleştirmek için çok çalışıyor ve tevekkül ediyorum. Mütecessis ve Peripetie’ye bakınca yıllar önce kurduğum hayallerimi görüyor ve kitap yazmaya karar verdiğim dönemlerdeki heyecanımı hatırlıyorum.

3) İlk kitabınız olan Mütecessis hakkında ne söylemek istersiniz?

Mütecessis anlam olarak gizliyi araştıran, merak eden meraklı demek. Mütecessis’de Peripetie’de ve bundan sonra okuyucular ile buluşacağını düşündüğüm kitaplarda Komiser Nurdan ve ekibinin maceralarını okuyacak. Komiser Nurdan’ın en büyük özelliği meraklı ve gizliyi araştırmaktan kendisini alıkoyamayan bir karakter olması. Bu anlamda okuyucunun Komiser Nurdan ile tanıştığı ilk kitabın isminin Komiser Nurdan’ın bu özelliğinin olmasını istedim. Mütecessis’de Peripetie’de Polisiye Gerilim tarzında kurgu kitaplar. Yazım aşamasında kendime okur olarak ne okumak istediğimi sordum. Kendime verdiğim cevap çok açıktı. Salt kurgunun yanında bilgide okumak istiyordum. Bu anlamda Mütecessis’de maalesef günümüzde sosyal bir yara olan organ kaçakçılığı sorununu işlemeye karar verdim. İki farklı olayı, iki farklı zamanda işlemeye ve kurgunun yanında bu sosyal yarayı ve insanlarda açtıkları derin izleri aktarmaya çalıştım.

4) İkinci kitabınız olan Peripetie’de Türk Tiyatrosu’nun gelişim sürecini işlemişsiniz. Polisiye yazılan eserlerde entelektüel bilgi ne kadar yer almalıdır?

Sanatı ve özellikle tiyatroyu çok seviyorum. Aynı zamanda oğlumda bir tiyatro oyuncusu. İkinci kitabımda tiyatro konusunu işlemek istedim. Mütecessis’de olduğu gibi salt kurgunun yanında okuyuculara Türk Tiyatrosunun 1. Dünya savaşından günümüze kadar olan gelişimini paylaşmak istedim. Özellikle Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk dönemindeki gelişimini paylaşmayı kendime görev bildim. Peripetie isim olarak bir tiyatro deyimi. Tiyatro oyuncularının sahnede yaşadıkları anlık duygu değişim ve geçişlerini anlatan bir kelime. Okuyucular 1914 yılında Darülbedayi ile başlayan tiyatro rüzgarının günümüze kadar uzanan esintilerini okuyabilecek ve bilgi sahibi olabileceklerdir. Bu tip polisiye tarzı kitaplarda entelektüel bilgiler olması gerektiğini düşünüyorum. En basit hali ile okuyucu olarak ben okumak istiyorum. Bilmediğim bilgiler edinmek bildiğim fakat farkında olmadığım bilgiler için farkındalığımın artmasını istiyorum. Bu anlamda kitaplarımda da bu konuya özen göstererek bilgi aktarımı yapmaya çalışıyorum. Bireysel gelişimlerin toplumsal dönüşümlerin ilk basamağı olduğu gerçeği yadsınamaz. Farkındalık ise bu basamağa atılan ilk adım bence. Sadece polisiye tarzı kitaplarda değil kurgu içerikli her kitapta bu farkındalığı sağlayacak entelektüel bilgiler olmalı diye düşünüyorum. Ayrıca bu bilgilerin kurguyu destekleyerek daha da güçlendirdiği yadsınamayacak bir gerçek.

5) Kitaplarınızı yazarken nasıl bir ön hazırlık süreciniz oluyor?

Yazım aşamasından önceki hazırlık süreci çok önemli diye düşünüyorum. Aslında yazmak işin kolay tarafı. Çünkü yazmaya başlamadan önce tamamen hazır olmalı, anlatacağınız, okuyucuya vermek istediğiniz konuya tam hâkim olabilmeli ve bilgi sahibi olmalısınız. Bunun içinde mutlaka ama mutlaka kaynak araştırması yapmış olmalısınız. Okuyuculara vermiş olduğunuz bilgilerin doğruluğunu kaynaklarla beslemeli ve desteklemelisiniz. Ben hem Mütecessis’de hem de Peripetie’de okuyucular ile paylaştığım bilgileri kaynak tarama ve araştırmalarım sonucunda paylaştım. İşin kurgu kısmı tamamen benim hayal dünyam. Ancak kitaplarımda verdiğim bilgilerin benim hayal dünyam ile bir ilgisi yok. Tamamen gerçekler ve araştırılarak, kaynak belirtilerek verilen bilgiler. Özellikle buna çok dikkat etmeye çalıştım. Şimdi 3. kitabım için kaynak taraması aşamasındayım.

6) Üretirken nelerden esinleniyorsunuz?

Kitaplarımın kurgularının tek besini tamamiyle hayallerim. Birde gözlem yeteneğime çok güveniyorum. Oldukça iyi bir gözlemci olduğumu düşünüyorum. Günlük yaşantımda olsun, iş hayatımda olsun özel hayatımda olsun farkında olmadan gözlem yaparken buluyorum kendimi çoğu zaman. Bu gözlemlerimin de yazım aşamasında bana çok yardımcı olduğuna inanıyorum. Kitaplarımda özellikle bir kadın komiser olmasını istedim baş kahramanımın. Çünkü kadınların 6. Hislerinin çok kuvvetli olduğuna ve yaptıkları her işte biz erkeklerden daha başarılı olduklarına inanıyorum. Hislerini yaptıkları işlere çok başarılı uygulayabiliyorlar. Aslında bu başarı ve yetenekleri karakterleri oluştururken esinlendiğim faktörler oldu diyebilirim. Oluşturduğum hayali karakterlerin fiziksel, sosyolojik ve psikolojik özellikleri ile betimleyerek kendi duygu ve düşüncelerimi de katarak ortaya çıkardım.

7) Okurdan nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Öncelikle şunu çok rahat söylebilirim ki eleştiriye çok açık bir yapım var. Doğru yapılan bir eleştirinin beni daha ileriye taşıyacağına inandım her zaman. İşin doğrusu olumsuz eleştiri aldım diyemem. Mütecessis ve Peripetie’yi okuyan insanlardan çok güzel geri dönüşümler aldım. Beni yazmaya teşfik eden, yeni kitap yazmaya heveslendiren çok güzel yorumlar. Kitaplarımı okuyan insanlarla bir aile olduğumuzu düşünüyorum. İnsanlar duygularını düşüncelerini paylaşıyorlar benimle. Hiç tanımadığınız insanların size kardeşiniz kadar yakın hissederek yazdığı olumlu olumsuz eleştiriler heyecanlanmanıza neden oluyor. Bir okurum Mütecessis’i okumuş ve şu şekilde yorumlamıştı: ‘‘Gerçekten bomboş vaktiniz olduğunuzda okuyabileceğiniz bir kitap.” Yorumu okuyunca anlamaya çalıştım ve devamı okunca kendimi çok iyi hissettim. “Sakın işin gücün arasında ya da gece yatarken okumayın. Çünkü elinizden bırakamıyorsunuz. Dün gece sabahladım ve şu an çok uykusuzum.’’

8) Ülkemizde ki okuma oranları hakkında ne düşüyorsunuz?

Maalesef çok yeterli görmüyorum. Toplum olarak çok daha fazla okumalı çok daha fazla araştırmalıyız. Her zaman toplumsal gelişimler için bireysel gelişimlerin gerekliliğine inanmış bir insanım. Bu sebeple aslında bu oranları arttırmak elimizde diye düşünüyorum. Çocuklarımızdan başlayarak bu farkındalık ve okuma alışkanlığı geliştirilebilir. Çocuklarımız söylediklerimizi değil, bizlerde gördüklerini yapıyorlar. Bizler onların rol modelleriyiz. Çocuklarımız ile okuma saatleri yaparak, onların yanında teknolojik aletler ile değil kitaplar ile ilgilenerek, kitap sohbetleri yaparak çocuklarımızda bu farkındalığı sağlayabilir ve kendi çevremizden başlayarak toplumsal bir gelişim sağlayabiliriz diye düşünüyorum.

9) Yeni projeleriniz var mı?

İnsanlar Komiser Nurdan ve ekibini okumak istiyorlar. Bize düşen ise bu karakteri yeni maceralar ile buluşturup yaşatmak. Bize diyorum çünkü ben kendimi buz dağının görünen kısmı gibi betimliyorum. Çok dinamik ve profesyonel bir ekibin içerisindeyim. Kitap yazmak kadar kiminle bu işi götürdüğünde çok çok önemlidir. Siz benim Sanat Editörlüğümü (editör ve redaktör) yapıyorsunuz İlknur Hocam. Araştırmalarıma destek oluyor, tanıtım metinlerimi yazıyor ve sanatsal kitap fotolarımı hazırlıyorsunuz. Bunun yanında da tabii ki dosyalarımın tüm kontrolleri sizde. Öncelikle okurların huzurunda size teşekkür etmek istiyorum. Kitaplarımın okurlara ulaşmasını sağlayan Mustafa Tenker Yayın Grubuna ve AT Kitap ailesine de çok çok teşekkür ederim. Her aşamada çok büyük destek ve teşviklerini görüyorum. 3. kitabım için kaynak taramam devam ediyor. Komiser Nurdan ve ekibinin maceralarını okumak için takipte kalınız.

10)Son olarak okura ne söylemek istersiniz?

Okuma alışkanlığı edinilebilen bir alışkanlıktır. Önce kendimizden başlamalı ve çevremize kitapları sevdirmeliyiz. Bizler bir aile olduk ve her geçen gün çığ gibi büyüyoruz. Bu aileye mensup olan her bireye çok çok teşekkür ediyorum. Yeni kitaplarla tekrar görüşmek üzere…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner205

banner204