Şahinlere Selam Olsun

Tarih; geçmişle gelecek arasında bağ kuran en güçlü toplumsal hafızadır. Geçmişimizi bilmez, ona değer vermezsek yarınlara ışık tutamayız. Bizim tarihimiz kanla yazılmıştır. Özgürlük ve bağımsızlık için mücadele eden koca yürekli insanların, kahramanların kanıyla… Bağımsızlık Savaşımızın meşalelerinden biri de Şahin Bey’dir. Gerçekten İstiklal Savaşı, dünya tarihinin şeref sayfalarını süsleyen bir savaş! Dardadır Anadolu, zordadır… Zalim düşman sarmıştır her yanı, yedi düvel akın etmiştir Anadolu’ya.

İstanbul bile işgal altında; ordular dağıtılmış, silahları alınmış. Halk yoksul, halk yaralı! Buna karşın, şehitler, gaziler diyarı Anadolu olağanüstü bir direniş başlatır ki düşmanın hevesi kursağında kalır. Kadını kızı, anası bacısı; yaşlısı genci, sakatı yaralısı savaş meydanlarına koşar: Kimi yalın ayak, kimi çarıklı; kiminin elinde kılıç, kiminin silah. Hem de yerle göğün bir olduğu, gök yüzünün yağmuru delinircesine boşalttığı, her yanın çamur deryasına döndüğü günlerde. Nasıl anlatayım bu namus mücadelesini, nasıl yazayım? Destanlar yazılmıştır dağlarda; türküler yakılmıştır:

“Ankara'nın taştır yolu
Her tarafı asker dolu
Yetiş Kemal Paşa yetiş
Kan ağlıyor Anadolu
Pek gamlıyız”

Destan kahramanlarından biri de Şahin Bey’dir. Asıl adı Mehmet Sait olan Şahin Bey; 1911’den itibaren Trablusgarp’ta, Balkan Savaşlarında, Galiçya cephelerinde bulunmuş, Sina Cephesinde İngilizlere esir düşmüş; esaretten kurtulunca yine cephelere koşmuş. Topladığı 200 kişilik fedaiyle Gaziantep’i Fransızlara karşı savunmuş, Anadolu’nun bu güzel ilini işgale gelen tam donanımlı Fransız birliklerine direnerek (3- 18 Şubat 1920) onları darmadağın etmiştir. Yenilgiyi gurur meselesi hâline getiren Fransızlar, 25 Mart 1920’de yeniden saldırıya geçer. Fransız birlikleri 16 ağır makineli tüfek, bir batarya top, 4 tank ve çok sayıda otomatik tüfekle gelmişlerdir. Fransız’ın asker sayısı 8 binden fazladır. Kahraman Şahin ve kahraman arkadaşları ise yüz kişi!

Sabahtan akşama kadar süren bu çatışmada, Şahin Bey ve yüz kahramanın direnişiyle düşman, ağır kayıp verir. Artık Şahin Bey gece gündüz uyumadan savaşır, kaputunu gece nöbetteki arkadaşlarının sırtına üşümesinler diye örter. Üç gün sonra durum ciddi bir hâl alınca kendisine teslim olmayı önerenlere şu cevabı verir: “(…) düşman ancak benim vücudum üzerinden geçebilir." Öyle de olur: Çatışmanın dördüncü günü Şahin Bey’in yanında sadece 18 kişi kalmıştır. Onlar da şehit olunca Şahin Bey artık tek başına savaşır. Son kurşununa kadar düşmana karşı koyar. Kurşunu biten bu kahramanı önce uzaktan ateş açıp şehit ederler, sonra süngü darbeleriyle vücudunu delik deşik eder bu vahşiler (28 Mart 1920).

Cepheden cepheye koştuğu bu yıllar içinde yavrularını, yuvasını ancak bir kere görme fırsatı bulabilen bu kahraman üzerine türküler yakılır:

Uyan Şahin uyan uyanmaz mısın?
Diz çöküp düşmana dayanmaz mısın?
Al-kızıl kanlara boyanmaz mısın?
Uyan Şahin uyan gör neler oldu
Sevgili yurdumuz düşmanla doldu.

Şahini sorarsan otuz yaşında
Süngü ile delindi köprü başında
Çeteler toplanmış ağlar başında
Uyan Şahin uyan gör neler oldu
Sevgili yurdumuz düşmanla doldu.

Uygarlıktan, çağdaşlıktan, dünya barışından söz eden bu caniler; yalnız askerî hedeflere kullanılması gereken 155’lik toplarla sivil halka saldırmış; Ermeni çeteleri de yanlarına alarak                     Gazianteplilere çok acımasız davranmışlardır. Anteplilere yaşattıkları, insanlık tarihinin utanç sayfalarından biridir. Antepliler ise mahkûm bırakıldıkları açlığa, çaresizliğe, kıyıma boyun eğmeyip Ulusal Kurtuluş Savaşımızın, direnişin, millî birliğin abidesi olarak tarihin şeref sayfalarına oturmuştur. 

Görüldüğü gibi Anadolu’nun her karış toprağı, vatan aşkıyla düşmana direnen atalarımızın kanıyla sulanmıştır. Şahin Bey’in 21 Şubat 1920’de Fransız kumandanlığına yazdığı gibidir: “Kirli ayaklarınızın bastığı şu toprakların her zerresinde bir damla Türk kanı karışıktır. Her bucağında bir atanın mezarı vardır. Adı belli olmayan zamanlardan beri Türkler bu topraklarda yaşamaktadır. (…) Sade siz değil bütün dünya bir araya gelse, bizi bu topraklardan ayıramaz. Sonra sen hiç ömründe Türk esir yaşamaz diye duymadın mı? Namus ve hürriyet için ölüme atılmak ise bize, ağustos ayı sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir (…)”

ŞAHİNLERE SAYGIYLA SELAM SİZE ANTEPLİLER!
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Gökhan ÖZTÜRK
Gökhan ÖZTÜRK - 4 hafta Önce

Atamın Çanakkalede dediği gibi, Şahın ölene kadar direndiği için, cepheye gelmekte olan diğer mehmetçiğe zaman kazandırmıştır. Karayılan da var, eline sağlık abla.

Mediha Öztürk
Mediha Öztürk - 4 hafta Önce

Çok güzel olmuş, kalemine sağlık.

banner205

banner204