Dünyanın İlk Kadın Sivil Toplum Kuruluşu Bacıyan-ı Rum (Anadolu Bacıları)

Emekli Diş Hekimi Şen Yazgan, Anadolu'da kurulan dünyadaki ilk kadın sivil toplum örgütü Anadolu Bacıları'nı Ankara Havadis için yazdı.

Dünyanın İlk Kadın Sivil Toplum Kuruluşu Bacıyan-ı Rum (Anadolu Bacıları)

Dünyada ilk kadın sivil toplum örgütünün Anadolu'da kurulmuş olduğunu çoğumuz bilmez.

Anadolu Selçulu döneminde, 13. yy. ın ilk yarısında Kayseri'de kurulan bu örgüt Bacıyan-ı Rum, ANADOLU BACILARI olarak da anılır. Yaklaşık dört yüzyıl ayakta durmuş olan bu örgüt  o denli güçlü bir yapılanmadır ki;  XV. yy. Osmanlı tarihçisi Aşık Paşazade ,Bacılar örgütünü, Selçuklu Devleti'ni ayakta tutan, dört taşıyıcı ana kolondan biri olarak tarif eder. (O dönemde Anadolu topraklarına Rum Diyarı denilmekteydi.)

Bacılar, Anadolu'ya göç eden Türkmen kafilelerine sahip çıkmış, onların yerleşik düzene geçmelerine aracı olmuş böylece Anadolu'nun Türkleşmesinde ve İslamiyetin yayılmasında çok   önemli bir rol oynamışlardı.

"İşine, Aşına, Eşine Sahip Ol" şiarıyla çalışan bu kadınlar aynı zamanda her biri, dericilik, kilimcilik, çadırcılık, dokuma, keçecilik gibi dönemin el sanatlarıyla uğraşan meslek sahibi esnaf kadınlardı.

Kimsesiz genç kızlara sahip çıkarak onlara Ahi geleneğine uygun usta-çırak ilişisi içinde  hem mesleki tecrübelerini  hem de dini ve ahlaki birikimlerini aktarıyorlardı.Ülkenin sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi konularında hatta askeri alanlarda devlete çok önemli katkılar yapmışlardır.

Anadolu Bacıları esnaf oldukları kadar aynı zamanda savaşçı kadınlardı. At biner, kılıç kuşanır, ok  atar erkekleriyle birlikte savaşa katılırlardı. Yine kendi savaş becerilerini yetiştirdikleri genç kızlara öğretiyorlardı.

Aşık Paşazade, o dönemde, Dulkadiroğulları Beyliğinin onbinlerce kadın askeri olduğunu yazmaktadır. Moğol istilası sırasında Bacılar, vatan edindikleri toprakları savunmak için kahramanca savaştılar.

Bacıyan-ı Rum örgütünün kurucusu, o dönemin önemli Ahi önderlerinden Şeyh Kirmani'nin yaramaz küçük kızı , Kadın Ana, Kadıncık Ana isimleriyle de bilinen FATMA BACI'dır. Şeyh Kirmani küçük kızını en sevdiği talebesi ve müridi olan Ahi Evran ile (Şeyh Nasırüddin)  evlendirir. (Tarihçi Prof. Dr. Mikail Bayram; araştırmalarına dayanarak, Ahi Evran'ın, bizlerin fıkraları ile tanıdığımız Nasreddin Hoca ile aynı kişi olduğunu iddia etmektedir).

Moğol istilasından sonra Anadolu Selçuklu Devleti parçalanır ve dağılır. Bu esnada hem Ahiler hem de Bacılar katliama uğrar büyük kayıplar verirler. Kaçabilenler Anadolu'nun heryerine dağılır ve gittileri yerlerde bugüne izler bırakırlar.

Ahi Evran , moğollar tarafından öldürülmüş, Fatma Bacı ise babası Şeyh Kirmani hatırına sağ bırakılmış fakat Bağdat'a sürgüne gönderilmiştir. 14 yıl sürgünden sonra affedilmiş Anadolu'ya dönmüştür. 

Yaşadığı yıllar savaşla sürgünle geçen zor yıllardır. Döndüğünde de rahat durmamış , Bacıyan-ı Rum  üyeleriyle gizli gizli görüşerek Moğollara karşı çalışmaya devam etmiştir.Sonunda Nevşehir'e gitmiş ve Hacı Bektaş  Veli'nin himayesine girmiş ömrünü burada tamamlamıştır. Mezarı, Hacı Bektaştadır.

Şeyh Kirmani'nin ,  bacı teşkilatının kurucularından olan büyük kızı ise   büyük yazarımız Kemal Tahir'in DEVLET ANA  romanına adını veren, Hayme Ana'dır.  

Ağırbaşlı ve bilge bir kadın olarak tanıtılan Hayme Ana( Devlet Ana,  Bey Ana), , Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Gazi'nin de babaannesidir.Böylece Anadolu Bacılarının,  Osmanlı Devletinin kuruluşunda da önemli bir ağırlığı olduğu anlaşılmaktadır.

Okudukça, tanıdıkça insanda hayranlık uyandıran tarihimizdeki  bu muazzam kadın örgütlenmesi ne yazık ki pek bilinmez. Hatta varlığı bile bir yabancı bilim adamı tarafından  farkedilmiştir. Alman araştırmacı Franz Taeschener , Anadoludaki Ahilik teşkilatını incelerken Bacıyan-ı Rum  örgütlenmesinin varlığını farketmiş fakat 13.yy Ortaçağ Anadolusunda , bu denli örgütlenme bilincine ulaşmış bir kadın teşkilatının kurulabileceğine inanamamış, (yakıştıramamış)  ve  Aşık Paşazade'nin  bir harf hatası yapmış olabileceği üzerinde durmuştur.

Bu çelişki üzerine konunun üzerine eğilen tarihçi Prof. Dr. Fuad Köprülü, araştırmaları derinleştirmiş başka birçok kaynaktan da yararlanarak BACI örgütünün varlığını teyid etmiştir.Köprülü'den 60 yıl sonra da Prof. Mikail Bayram  çalışmalarını kitaplaştırarak Bacıyan-ı Rum örgütünü günışığına çıkartmıştır.

Ülemizdeki Kadın Kuruluşları, kadın atalarımızdan bize kalan bu muhteşem kültür mirasına sahip çıkmalı hem yurdumuzda hem dünyada tanıtılması için çalışmalar yürütmelidir.

Güncelleme Tarihi: 13 Temmuz 2020, 12:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER