Filistin'in Bağımsızlığı için 48 Yıl Önce 8 Türk Şehit Olmuştu

21 Şubat 1973 günü, Lübnan'ın Trablus şehrindeki Nahr-el Bared Filistin kampına İsrail komandolarının baskını sonucu Bora Gözen ve yedi arkadaşı (Cafer Topçu (24), Kerim Öztürk (24), Gürol İlban (25), Şükrü Öktü (23), Yücel Özbek (25), Ali Kiraz (24) ve Ahmet Özdemir (27) şehit oldu. 

Filistin'in Bağımsızlığı için 48 Yıl Önce 8 Türk Şehit Olmuştu

Filisitin halkının haklı vatan mücadelesinin Türkiye'de de etkilerinin görüldüğü yıllarda, Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP) Merkez Komitesi üyesi Bora Gözen bir grup arkadaşıyla Filistin'e destek için Lübnan'a gitti. 

21 Şubat 1973 günü, Lübnan'ın Trablus şehrindeki Nahr-el Bared Filistin kampına İsrail komandolarının baskını sonucu Bora Gözen ve yedi arkadaşı (Cafer Topçu (24), Kerim Öztürk (24), Gürol İlban (25), Şükrü Öktü (23), Yücel Özbek (25), Ali Kiraz (24) ve Ahmet Özdemir (27) şehit oldu. 
 Saatlerce süren çatışmada 32 yaşındaki Gözen kurşunu bitince süngülendi. İlk vurulan nöbetçi Ali Kiraz oldu. 6 kişi ise silahsızdı ve makineli tüfeği kurmaya çalışırken katledildiler. Olayda Ali Ergun ve Hüseyin Tüysüz ise yaralı olarak kurtuldu.

Onların kanı Filistin halkının mücadelesine feda oldu...Olayın esrarını yıllar sonra itiraf eden MİT'çi Mehmet Eymür, katliamı İsrail'in yaptığını açıkladı. MİT de yardım etmişti...

EYMÜR'ÜN İTİRAFLARI

MİT eski Kontr Terör Merkezi Başkanı Mehmet Eymür, sekiz Türk devrimcisinin Filistin kamplarında nasıl katledildiğini, kendi sitesi “atin.org”da 2010 yılında açıkladı. Eymür“operasyonun” MİT ile “ABD ve İsrail servisleri” işbirliğiyle yapıldığını yazdı. “1973’ün Ocak ayında Milli İstihbarat Teşkilatı’na iki dost istihbarat servisinden bir bilgi geldi. ABD ve İsrail servislerinden gelen bu bilgiye göre ‘Kara Eylül Örgütü’ne mensup iki Filistinli terörist, Türkiye veya Avrupa’da eylem yapmak üzere, patlayıcı ve silah yüklü Mercedes marka bir araba ile Suriye üzerinden Türkiye’ye giriş yapacaklardı. Haberin alınmasından birkaç gün sonra, Kara Eylül Örgütü mensupları Mercedes otomobilleriyle Cilvegözü hudut kapısından giriş yaptılar. İstanbul girişinde Mercedes araçlı iki Kara Eylül militanı, MİT mensupları tarafından gözaltına alındı. Arabanın iki yanındaki boşluklar silah ve patlayıcı ile doluydu. Gelişmeler, MİT’in Ankara’daki karargâhı tarafından bilgi veren dost servislere bildirilmiş, İsrail’in iki uzmanını Türkiye’ye yollama talebi karargâh tarafından uygun karşılanmıştı. Neticede biri MOSSAD’dan, diğeri İsrail Hava Kuvvetleri İstihbaratından, iki görevli İstanbul’a geldiler.”

“Hava Kuvvetleri’nden gelen istihbaratçı yanında bir çanta getirmişti. İsrailli uzmanlar sorguya sokulmadılar, ancak kendilerine sorgudan alınan bilgiler aktarıldı. Havacı subayın getirdiği çantada hava fotoğrafları vardı. Kampların bütün yapısı teferruatlı bir şekilde görülebiliyor, binaların kat adetinden penceredeki perdesine kadar teşhis edilebiliyordu... Kara Eylül mensupları, hava fotoğrafları üzerinden, Nahr El-Bared ve Lübnan’da bildikleri diğer terörist yerleşim yerleri hakkında, teferruatlı bilgiler verdiler.”

“Sorgu bittiğinde MİT karargâhı, teröristler hakkında herhangi kanuni bir işlem yapılmamasını ve Suriye’ye sınır dışı edilmeleri talimatı verdi. Teröristler sınır dışı edilirken İsrailli görevliler de ülkelerine döndüler. 2-3 gün kadar kısa bir süre sonra, belki de sınır dışı edilen teröristler Lübnan’a daha ulaşamadan, dünya basın ajansları, İsrail’in FKÖ terör kamplarına baskınını haber verdiler. İsrail güvenlik teşkilatları, terör işbirliği çerçevesinde Türk servisinden aldıkları bilgiyi vakit kaybetmeden operasyona çevirmişti.” Ergenekon davasında 2012 yılında tanık olan Eymür, bir soru üzerine aynı doğrultuda olayı anlattı.

MİT'in üçüncü adamı olan Sabahattin Savaşman, 1996 yılında Kaynak Yayınları'ndan çıkan kitapta Nahr-el Bared kampına yapılan saldırıda Hiram Abas ve Mehmet Eymür'ün katliamdaki rolünü şöyle aktarmıştı: “MOSSAD'ın memleketimizde hayli geniş imkânları bulunmaktadır. Lüban'da CIA'yla beraber operasyonlara katılan, onlardan yüklü ücret ve ikramiyeler temin eden, Filistin kamplarındaki bir kısım solcu genci hedef alan faaliyetlerde gösterdiği başarı sonucu mükâfatlandırılan bu kişinin şimdi kendisini benden daha temiz olarak göstermesini de şayanı hayret buluyorum.” (3. Adam Anlatıyor, Kaynak Yayınları, Aralık 1996, s.24.)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner205

banner204