Tükenmiş Aydınların Tükenmiş Metni: Aksaçlılar Sesleniyor!

20 Haziran 2020 tarihinde yüzün üzerinde "siyasetçi, akademisyen, yazar ve sanatçı "Değerli Medya Mensubu" başlığıyla bir bildiri ve "iktidar ve muhalefete" seslenen video yayınladı.

"Aksaçlılar sesleniyor" başlıklı videoda, "Cumhuriyetin teminatı bütün kurumlar, tek tek işlemez hale getiriliyor" denildi. Ayrıca bugünkü durumu her anlamda haksız ve hukuksuz uygulamalarla tarif edip herkesin tehlike altında olduğuna dikkat çekildi.

Halkımızın mutsuz olduğunu sürekli tekrarlayan bildiride bugünkü iktidara karşı bütün muhalefetin tek çatı altında birleşmesi isteniyor. 

Yani HDP’yi meşru sayın, aranıza alın, birlikte çalışın ricası.

İsteyenin imzaladığı ve adının eklendiği listede, birçok değerli yazar ve sanatçının yanında "liberal" ve "İkinci Cumhuriyetçi" olarak tanınan ve bir dönem yürütülen Cumhuriyeti tasfiye operasyonlarına destek veren yazar şair ve "aydın"ların da bulunması dikkat çekiyor.

Bilinen bir takım liberal gazetelerin haber başlıkları derinliğinden öteye gitmeyen bildiri, bayram değil seyran değil, o halde niçin yazıldı sorusunu akla getiriyor.

Bildiri, HDP'li Selahattin Demirtaş'ın da sık sık dillendirdiği "Demokrasi İttifakı"na atıf yaparak zaten kendini açığa veriyor.

Ergenekon ve Balyoz operasyonlarına destek veren, PKK'nın hendek kazarak işgal ettiği kentlerimizden sökülüp atılması sırasında "Barış" isteyen bu pek tanıdık "aksaçlılar"ın bir kısmı, "açılım" daha doğrusu saçılım günlerinde en önde yer almış, "Akil İnsanlar Heyeti"nde görev yapmış, birçoğu FETÖ'nün gazete ve TV'lerinin vazgeçilmez konukları olmuştu.

Onlar açıkça söyleyemiyor ama biz söyleyelim. Mutsuzluklarının nedeni FETÖ’YE ve PKK’ya karşı yürütülen mücadelede köşeye sıkışmış olmaları. Sanıyorlar ki halkımız da bu durumdan memnuniyetsiz.

Demokrasi, özgürlük, barış dedikleri aslında yıllardır batının bize dayattığı sisteminin önerdiği programının sekteye uğramasıdır.

Yine onlar açıkça söylememiş ama biz söyleyelim. Suriye ve Irak sınırımızda yaşadığımız tehlikeler karşısında yapılan askeri operasyonları, Doğu Akdeniz enerji havzasının tıpkı yüz yıl öncesi Orta Doğu petrolleri gibi elimizden çalınmak istenmesi ve Türkiye'nin buna direnmesini, "fetihçi zihniyet" olarak değerlendirerek yine soyut bir "barış" talebi altında sinsice bir bölünme programı hayal ediyorlar.

Doğu Akdeniz enerjisine kan kokusu almış köpek balığı gibi saldırmış ve etrafımızı kuşatarak bin bir numara çeviren emperyalizmden tek bir cümle söz etmeden AB'ci, Batıcı afaki taleplerde bulunmaları, gerçeklerden ne kadar uzak kaldıklarını gösteriyor. Sırf bu durumları bile “Sahibinin Sesi” durumuna düşmüş "aksaçlılar"ımızın maalesef halkımızın dediği gibi saçlarını değirmende ağarttığını düşündürüyor bize.

Türkiye’nin bağımsızlığı, özgürlüğü ve güvenlik sorunları gündeme geldiğinde hiç ortada görünmeyen bu güçler, ne zaman Batılı güçlerin bölgedeki işleri ters gitse ortaya çıkıp feveran etmeyi aydın sorumluluğu ve sanatçı duyarlılığı sanıyorlar. Türkiye’nin yaşadığı zorluklarda yanında olmayan, nasırına dokununca çığlık atanlarla halkımızın herhangi bir duygudaşlık kurmadığının farkında değiller.

Tüm Sanatçılar Derneği olarak durduğumuz yerden görüyoruz ki "aksaçlılar"ın bu bildirisi bize aydın ve sanatçı kavramlarını ve sorumluluklarını tekrar tartışma gerekliliğini dayatıyor.

Post-modern ihanetin batağındaki bu dekadan zihniyet, Nietzsche'nin önerisine uyarak, sanatın arkasına sığınmak suretiyle gizledikleri sığlığa, içtensizliğe, dolayısıyla aslında hayatın bütün alanlarında etkin olan sahtelikte sinsice dolaşıyorlar. İmzacıların çoğu yıllardır, mandacı-neoliberal ihanetle, postmodernizmin Türkiye acenta temsilcileriyle kol kola gezen insanlar.

Arada sırada celallenip böyle bildiriler yayınlamaları, sanat anlayışlarının çürümüşlüğünü ve toplum nezdinde çoktan tasfiye olduklarını gizleyemiyor.

Tüm Sanatçılar Derneği olarak görüyoruz ki postmodern/Batıcı muhib haline gelmiş sanat/sanatçı anlayışı, kendi kendini tasfiye ediyor!

Gerçek sanatçının, dünyanın ve Türkiye'nin oldukça keskin tarihsel toplumsal dönemler yaşadığı bu günlerde, bu değişimin ilk "önde"sezicisi olması gerekirken, bildirinin imzacıları hâlâ emperyalist Batının kulaklarına fısıldadığı ezberleri sakız gibi dillerine dolamaya devam ediyorlar. Ve yüz vermeyince aşağıladıkları halkı ancak köşeye sıkıştıklarında hatırlıyorlar.

Oysa zaman, sanat ve sanatçı kavramlarını emperyalizmin hizmetinden alıp halkın ve insanlığın emrine vermeyi ve sahici sanatçıların öne çıkarılmasını dayatıyor.

YORUM EKLE