Türk’ün Adı Yok!

Başlığa bakıp aldanmayınız. Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur gibi bir yalanı Murat Menteş tabiriyle “açımlamayacağım.” Zira Türkiye her geçen gün gerçek dostlarıyla daha fazla yakınlaşıyor.

Bizim derdimiz ise kültürel hayatımızda var olan Türk düşmanlığı. Aslında 200 yıllık bir hesaplaşmadır bu. Tanzimatçılarla, mandacılarla Genç Türklerin hesaplaşmasıdır. 17-18. yüzyılların Batılı aydınları kendileriyle kan bağı olmayan herkese 2. sınıf insan muamelesi yapıyorlardı. Biz de Martin Bernal’dan öğrendik. Bugün bir benzeri, “ilerici, aydınlanmacı” sıfatıyla gezinen aydınlar ve entelektüeller tarafından Türk milletine karşı yapılıyor. Onlara göre Türkler kara derilidir, barbar ve katliamcıdır ve dolayısıyla insanlığın “özgürlük” ve “erdem” timsali ABD’nin ama daha çok Avrupa’nın önünde diz çökmelidir.

Bir aşağılık kompleksidir bu ve değer yitimidir. Çürüyen vicdanları küçük birer Sodom yaratır Cihangir’de, Tarlabaşı’nda. Vaşington tanrılarına teslim olmayı ibadet haline getirmişlerdir. Sorsanız vatansız ve tanrısızlardır. Ancak eylemdir asıl belirleyici olan. Eylemde ise Vaşington tanrıları ne derse onu kelam ederler. Kendilerinden olmayan dahası “kendi hikâyesini” yazmak isteyen, boyunduruk kabul etmeyen millete de öfkelilerdir. Çünkü Türk milleti kalıplara sığmamıştır.

Her yazdıklarında, her söylediklerinde işte bu başarısızlığın nefreti vardır. Dahası bunun bireysel bir düşmanlık olmamasıdır. Yayınevlerinden, medya araçlarına, yazarlarına, dergilerine bir söz ve eylem birlikteliği olduğu ortadadır. Programları Ahmet Altan’ın vatan kavramı hakkındaki “samimi beyanlarıdır.”

Murathan Mungan çıkar Türkiyeli okur der, İletişim Yayınları Türkçe edebiyat klasikleri diye Yakup Kadri’yi basar, Everest’i, Metis’i Türkçe edebiyat der. Sonra Yaşar Nabi Nayır’ın kurduğu Varlık dergisi (Kendileri bunu reddetmişlerdir) Post-Kemalizm sayısı yapar ama Kemalist devrim hakkında koca koca kitaplar yazan tarihçiler, akademisyenlerin yerine kendi mahallelerinin “entelektüelleri” yer alır. Sonra Füruzan’dan Oğuz Atay’dan Kemalizm düşmanlığı çıkartmaya çalışırlar.

Bunlar nedir, PKK’nın patlattığı bombaları, Diyarbakır Annelerini, Eren Bülbülleri, Onat Kutlarları, Başbağları bir anda unutanlardır. Bir özeleştiri bekleyen Cüneyt Cebenoyan ise herkes gibi ama daha çok Türk adı kadar yalnızdır.

Pamuklaşan edebiyatımızın Ermenilerden özür dilemesini de unutmayalım. AİHM kararları sabit olduğu halde bunu ısrarla sürdürürler. Orhan Pamuk bu çevrelerin yaratabileceği en büyük fenomendir. Pamuklaşan edebiyatın Büyük Generali’ni selamlayın!

Özdemir İnce’nin Cumhuriyet gazetesindeki çok haklı yazısı bu liberal mahallenin kanına dokunmuş olacak ki linç kampanyasını başlattılar. Böylesini gördü mü edebiyat ve kültür tarihimiz bilmiyorum ama ilk defa bir kitap eki editörü -edebiyat ödüllerinin kadrolu jürisi- kurumsal hesapları kullanarak “bayrak açtı.”

Tersine Dünya

Cemal Süreya Hükümet şiirinde Yunus Emre’ye basın kartı vermeyen, Karacaoğlan’ı otobüse bindirtmeyen hükümeti eleştiriyor. Zaten kendisi de sürgündü Türkçe’den. Şimdi sözüm ona halkçı ve muhalif diye gezinenler az daha cesaret bulurlarsa Karacaoğlan’ı cinsiyetçi, Yunus Emre’yi de cihatçı ilan edecekler. Hiç şaşırmayınız Cemal Süreya yine sürgündür Türkiyeli Türkçe’den.

Gelelim bu Türk düşmanlığının asıl kaynağına. ABD’nin neoliberal saldırılarının şiddetlendiği, namluların yüzümüze çevrildiği şu dönemde pek de şaşırtıcı değil pek Türkiyeli yazarlarımızın böyle yelkenleri fora etmesi. Biraz kurcalayın bu iletişim ağını Türk kimliğini ortadan kaldıracağız diyen Karen Fogg’lar, AB fonları çıkar piyasaya.

Şimdi diyeceksiniz ki “Bunun da mı arkasında Amerika var?” Hollywood filmlerinin senaryolarının CIA masalarından geçtiğini artık herkes biliyor. Soros’un uyuyan güzelleri de Kavala üzerinden yayınevlerine verilen destekler de ayyuka çıkmaya başladı. Diyeceğim o ki Türkçe edebiyat zırvasının arkasında kocaman bir kültür endüstrisi var. Bâb-ı Âli’nin hali pürmelali, modern zamanlarda bir Sodom örneğidir aslında.

Ve şimdilik Türk adı Fikret kadar haklı ve yalnızdır kültür hayatımızda.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bahir Oltulu
Bahir Oltulu - 2 hafta Önce

Aferin Gözen, delifişek delikanlı! Çok önemli bir konuda güzel bir yazı kaleme almışsın, kutluyorum seni. Senden yoluna kararlılıkla devam etmeni bekliyorum. Sevgiler.

Sevim ddeligoz
Sevim ddeligoz - 2 hafta Önce

Çok güzel kalemine sağlık sevgiler

banner205

banner204