Uçurumun Kenarındayız

Yanlış anlaşılmasın düşmek üzere değiliz.

Sağlam duruyoruz.

Lakin arkamızda geri çekilebilecek fazla bir mesafe yok.

Birkaç adım gerisi uçurum.

Olduğumuz yerde beklediğimiz sürece uçurumdan yuvarlanma riski devam edecek.

Nasıl uçurumun kenarına geldik?

Soğuk savaşın bitmesiyle birlikte Batı Sevr defterini tozlu raftan indirdi ve tekrar açtı.

Türk devlet aklı bunu farketmişti ancak içerideki aymazlıklar ve direniş nedeniyle sadece savunma yapabildi.

NATO üyeliği ile gönüllü taktığımız Batı zincirinden kurtulmadan daha fazlası zaten yapılamaz.

Sözde müttefikimiz PKK/PYD’yi tepeden tırnağa silahlandırdı. Terör örgütüne devlet kurmaya çalışıyor. Biz ise Kürecik radarı ve İncirlik Üssü ile onu desteklemeye devam ediyoruz.

Sözde müttefikimiz Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta da karşımızda.

Başta Yunanistan olmak üzere öz müttefikleri ile bize karşı tatbikatlar yapıyor.

Biz de karşılığında Deniz Kurdu tatbikatını yapıyoruz ama bir yandan da Defender Europe tatbikatında yer aldık.

O da yetmedi, NATO bünyesindeki Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Kuvveti'nin (VJTF) komutasını devraldık. 

Bunlar gayet normal çünkü NATO üyesiyiz.

Tatbikatına da katılırız, görev kuvvetinin komutasını da devralırız.

Normal olmayan hala NATO üyeliği ile müttefikçilik oyununu devam ettirmemiz.

Atlantik sisteminin askeri ve ekonomik kurumlarına bağlılık devam ettiği sürece uçurumun kenarından uzaklaşamayacağız.

İktidarın içinde atlantikçiler dengeyi sağlamış durumda.

İktidara aday olan muhalif ittifakı oluşturan partilerde atlantikçilerin ezici bir üstünlüğü var.

İktidarın içindeki atlantikçiler ile muhalefet Erdoğan aradan çekilse “Gül” gibi geçinip gidecekler.

Bu Türkiye için çok tehlikeli bir denklem.

Atlantik – Tam bağımsız Türkiye bilek güreşinde işimizin zorluğunu gösteriyor.

Bunun yanında jeopolitik, zamanın akışı, Türk Milletinin yaşama refleksi ve Türkiye’nin mecburiyetleri bizim lehimize parametreler.

Merak etmeyin NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinde Erdoğan – Biden görüşmesine bağlanan umutlar boşa çıkacak.  Türkiye teslim olmadığı sürece ABD ile “anlaşma” mümkün değil.

ABD’nin Türkiye'den S-400'leri aktive etmediğine ve etmeyeceğine ilişkin yazılı bir taahhüt istediği ve aktive edilmediğinin denetiminin Amerikalı askeri uzmanlar tarafından yapılmasını istediğine ilişkin haberler yayınlandı.

Türkiye’nin bunu reddettiği belirtildi ama böyle bir istek gelmesi bile onur kırıcı.

Eee, gelin çalışma grubu oluşturalım, oturalım konuşalım çözelim gibi yaklaşımlarda bulunursanız adamlar da önünüze böyle bir çözüm koyuverirler.

Evet, anlaşma mümkün değil.

Beyaz adamla anlaşmaya çalışırsanız bunu zaaf olarak değerlendirir ve daha çok bastırır.

Bu bağlamda ABD ile anlaşılamayacağına ilişkin en büyük güvencemiz ABD’nin kendisi.

Anlaşma veya geri adım olmayacak.

Ancak içimizdeki atlantikçilerin iktidarı geri adım atmaya ikna etmelerine gerek yok.

Ayağımızın bir kere kayması yeterli.

İttifak potansiyelimizin heba olması ve ABD’ye karşı yalnız kalmamız ve buna koşut olarak iç karışıklıklar ile zayıflamamız yeterli.

Sonra hoop uçuruma...

Uçurumdan uzaklaşmak için askeri ve ekonomik olarak Atlantik kurumlarına bağlılıktan kurtulup hareket kabiliyeti kazanmalıyız.

İttifak potansiyelimizi değerlendirip ABD ve öz müttefiklerine karşı denge kurmaya çalışmalıyız.

Masaya silahı koyabilirsek o zaman beyaz adam ile konuşulabilir.

Korkmayın.

Atlantik dede merdivenlerde tökezliyor.

Artık kolay kolay diş geçiremiyor, sopa sallayamıyor.

İlgili bütün ülkeler Avrasya zemininde ittifak sürecini özümseyip doğru değerlendirirse yani karşısında birbirine düşmeyecek ve uyumlu hareket edecek bir ittifak oluşursa kımıldayamaz.

Sopayı elinden alıp takma dişlerini döküverirler.

YORUM EKLE

banner205

banner204