Vaziyet Tam Bir Eziyet!

Ülkemizin gündemine bir dakika bakmak, “kafa karıştırmak” için yeterlidir.

Karşılıklı açıklamalar bazen “zihinsel geviş getirmeyi” aşmamakta, herkes fili tuttuğu ve halkı unuttuğu yerden günü kurtarmaya çalışmaktadır…

TV’lerde “özgün düşünce” hariç her şey var, adeta bir açık pazar…

Bazen insanın, “5 lira vereyim” konuş “10 lira vereyim sus” diyesi geliyor!

Şu gündeme bakar mısınız? “128 milyar dolar nerede?”… öte yanda, Ayasofya’da bir meczup, Halaskar-gazi’ye zehirli diliyle saldırmakta, beri tarafta organize suç örgütü mensubu birinin ifşaları ülkeyi “sarsmakta”! Bunlar büyük başlıklar!

Bilumum aile içi şiddet, ulu orta cinayet, hurafeler ve ‘hurilerden’ oluşan alt başlıkları atan,

magazin ve margarin programıyla “donanan” ‘yüksek kültür ürünü’ yayınlar da cabası…

Allah, Türk Milletine sabır versin, diyelim ve asıl gündeme dair aldığımız notlarla ilerleyelim:

Öncelikle ve gün yitirmeden siyaset, “diline” özen gösterilmesine ve yasa-dışılıkla mücadelede devlet kararlılığının sergilenmesine gereksinim var… Bu konudaki önerilerimi Aydınlık gazetemizde yazdım; dileyen okurlarımız 27 Mayıs 2021 Perşembe günkü nüshasına bakabilirler.

Öte yandan, geçenlerde sanayide ilk 500 kuruluş listesi yayınlandı. Artan kur baskısıyla sanayimiz ağırlaşan borçluluk içindedir.

Türkiye’de sanayi-banka, üretici-banka ilişikleri ekseninde bir olağanlaşmaya gereksinmemiz vardır.  Kur baskısı ve borç yükü, kredi kullanmaya, tevsi yatırımlarına olumsuz anlamda yansımaktadır.

Sanayimiz, büyük-küçük demeden desteklenmelidir. Sanayi dağılım sıkletinde yurt genelinde, bölgesel dengesizlikler giderilmelidir...

Türkiye’de Borsayla kalkınma olmaz, sıcak paradan yatırım doğmaz! Türkiye siyaset gevezeliklerini değil, bu olguyu baş tacı etmelidir.

Kamuda tasarrufla, üretken yatırımlarla, Türkiye üretim ekonomisini gündeminin baş sırasına yerleştirmelidir, Ayasofya’daki meczubu değil…

Yılların özelleştirme politikalarının yarattığı olumsuzluklara bir dur denmelidir.

Kamucu yatırımlarla fiyatlar genel düzeyini dengeleyici ve istihdam sağlayan olanaklarımızı genişletmeliyiz.

İşte Türkiye’nin gündeminde bu gerçeklik olmalıdır, yasa-dışılık ve hukuksuzluk değil…

O arada, emeğin haklarını korumak, çağdaş çalışma ortamında barışı sağlamak konusu devletin birinci derecede sorumluluk alanındadır. Türkiye, haklarıyla, kazanımlarıyla, gelecekten beklentileriyle “emek” açısından “geri” gidemez! Türkiye, magazin programlarına değil işte buna özen göstermelidir.

Nihayet, küreselleşmeye karşı "kitleselleşme", kapitalizme karşı "halk sektörü" esas alınmalıdır.

Parasal sermaye kadar sosyal sermayenin de değerlendiği bir sistem, ancak ulus-devlet çatısı altında olanaklıdır.

Bölge merkezli bir dış politika ve dünyanın gelişen ekonomi dinamikleriyle iş birliği esas meseledir.

İşte Türkiye’yi Türkiye’den düşünen herkes için asıl gündem bunlar olmalıdır…

Bu önceliklere odaklanmalıyız. Yok değilse, hepimizce, vaziyeti izlemek tam bir eziyet halidir!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Egemen Candan
Egemen Candan - 4 gün Önce

Yazılarınızı çok takip ediyoruz. Elinize sağlık.

banner205

banner204