Y-CHP Kurultayı ve Türkiye’nin Gerçekleri

İktidar Kurultayı mı?

Kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının dışında akılda kalan bir şey var mı? Buna değineceğiz.

Kurultaylar seyircisiz, salt delegelerle yapılsa dahi, en azından delegelerin heyecanı yansımalıdır. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının cılız seslerle alkışlanması bunun bir göstergesidir. Heyecandan ve coşkudan yoksun bir kurultay nasıl iktidar olacak?

Böyle durumda delegelerinde iktidar olma inancı var mı acaba? Daha’ da önemlisi YCHP kurultayı seçmeninde de bir heyecan, coşku ve iktidar olma umudu yaratamamıştır. Kurultayda hangi delege hangi akılda kalan konuşmayı yapmıştır? Fikirler, siyasetler, eylemler tartışıldı mı? Geçmişin bir muhasebesi yapıldı mı? Eleştirilerde bulunan, bizimde bahsettiğimiz sorunlara değinen delegelerin konuşması kesilerek mi oluyor? Sayın Kılıçdaroğlu konuşmasının baş sırasına “demokrasi”yi koydu, fakat padişah fermanı gibi okuduğu 13 maddelik “bildirgeyi” delegelerin tartışmasına açmadan, görüş ve eleştirilerini dinlemeden “kabul edenler kabul etmeyenler” diyerek alelacele, yangından mal kaçırır gibi delegelere onaylattırdı. Üstelik kimsenin tartışmadığı bildirgeyi “hepiniz ezberleyeceksiniz” talimatı verdi. Ne kadar inandırıcılığı var? Hangi delege ne kadarını ezberleyecek? Önümüzdeki süreçte göreceğiz. Anlaşılan Kılıçdaroğlu ve ekibi bu bildirgeyi bu şekil geçirmeye ve tartıştırmamaya karar vermişler. Bunun adı da “demokrasi” oluyor. Hani Kılıçdaroğlu “en önemli sorunumuz demokrasidir” diyor ya, işte o demokrasiden. Açıkçası Kılıçdaroğlu kılıcını çekip kurultaya meydan okumuştur. Çatlak ses, farklı fikir, istememiştir.  Bazı “avanaklar” da CHP gerçek “sol” partidir deyip dursunlar, umutlarını parti meclisi seçimlerine bağlayıp dursunlar, asıl olan genel başkanlık seçimidir, kimse kendini kandırmasın.

Gelelim Kılıçdaroğlu’nun konuşmasına;

“Terör’ ün her türlüsüne karşıyız, yer altı terörüne de karşıyız”. Peki, bu terörün adı yok mu? Kim uyguluyor, bunun sorumlusu kim? Kimi yok edeceksiniz? Ne konuşmada, ne bildirgede tek satır yok. Sanki bu terörün başında ABD-İsrail yok; sanki Türkiye’de FETÖ ve PKK diye bir terör örgütü yok; sanki 15 Temmuz darbe girişimi olmamış; sanki PKK 40 yıldır on binlerce vatandaşımızı katletmemiş; sanki Diyarbakır annelerinin çocukları HDP/PKK tarafından dağa kaçırılmamış ve orada nöbet tutan anneler yokmuş; sanki Irak, Suriye, Libya, Doğu Akdeniz’de Türkiye ABD ile karşı karşıya gelmemiş; sanki Türk devleti ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Afrin, Zeytin dalı, Barış Pınarı Harekatı düzenlememiş.

Türkiye’nin gündeminde bunlar yok, bunlar “egemen güçlerin” yaptığı işlermiş. Kimse o egemen güçler? Sanırım Tayyip Erdoğan’dır.

Dış Politika,

ABD ile ilgili tek satır yok, çünkü o “stratejik ortak”tır. Onunla kötü olmamak gerekir. Bu “iktidar” hedefi aslında bu güçlerden kuvvet alıyor. Türkiye’nin %90’nın karşı olduğu ABD, YCHP’nin nedense dostu oluyor. Demokrasi de öyle gelecek. Hani Irak bölünürken de demokrasi gelecekti ya.

Dikkat! Kılıçdaroğlu dış politikada düşman tanımını Rusya’yı hedef göstererek yapıyor. Tabi bunun üzerinden Astana Sürecini ve S-400 alımını hedef alıyor. Libya ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler ve Türkiye’nin karşı karşıya geldiği sorunlar ve tehdidin kimden geldiği yok.

Ekonomide de liberal ve serbest piyasa sistemine devam… Zaten kurultaydan üç gün önce açıklamışlardı, “Devletçiliği yeniden tartışmak gerekir” diye. Devletçiliği ve kamu ekonomisini hedef alan YCHP iktidar olmayı rüyasında bulur. Emperyalist ülkeler dâhil dünya liberal sistemden kamucu ve devletçi sisteme yönelirken, bizim YCHP devletçiliği hedef alıyor. Bu Koronavirüs süreci ve dünyaya etkileri size bir şey katmadı mı? Bir şey öğrenemediniz mi? Tabi kıbleniz liberal sistem oldu mu böyle oluyor.

Üretim ve istihdam ile ilgili yeni bir şey yok, borçlar nasıl çözülecek yok, tarımla ilgili çözüm yok.

İç Politika

“Türkiye’nin en önemli sorunu Kürt sorunu, millet ittifakı ile yola devam, demokrasiden yana olan herkes dostumuzdur, kayyumlara son verilecek, seçimle gelen belediye başkanları seçimle gidecek, bu güçlerle birlikte 2023’tde iktidarız”

Aslında bu program HDP/ PKK ile açık ittifakın yansımış halidir. HDP/ PKK yöneticilerinin “artık ittifaklar açık olmalı, adını koymalıyız” tehdit veya girişimleri sonuç almışa benziyor. Kılıçdaroğlu ve ekibi bu meseleyi son olarak kurultay kararı haline getirerek durumu pekiştirmiş oldular. Bir yönüyle bir önceki kurultayda almış oldukları “AB yerel yönetimler özerklik şartı” kararı ile perçinlenmiş oldu. Çok ilginç ona karşı çıkan olmamıştı, buna da karşı çıkan olmadı, ikisi de oy birliğiyle. Ama CHP tabanında buna karşı çıkan büyük bir kitlenin olduğunu biliyoruz.

Dolayısıyla 2023 denklemi şöyle oluyor: YCHP- HDP/PKK- İyi Parti- FETÖ- Davutoğlu- Babacan. Durmak yok yola devam. 2023’te görüşmek üzere…

 

YORUM EKLE