Yangın

"Çıkıp gidivirecağam. Assın başına çalıvirsin. Sücüllüye gider oturuvirrim. Sümüğyünen doyuvirrim. Başını yiyivirdi, Efe' nin. Ocağa sönüvirdi. Yürüyüvirdi, gidivirdi garib. Gessin oturuvirsin orusbu. Yokarı alıvirme diyiviriyollar. Gudurasıca gudurdu anam. Girivirmem goynuna. Yüzünü cıncığnan sıyırıvirmişler gıı. Gurbeddeyim bacım. Akkız anam ne dirdi biliviriyon mu, gurbet incinivirdiğin yirdir!".

"Amağan susuvir gıı. İrkek işşek dağal mi? Başından bi tas su döküvir. Arılık, duruluk yapıvir. Goğnünü hoş dutuvir. Evini, barkını dağadıvirme. Çorbanı gaynadıvir. Oğlan uşak orta yirde galivirmesin. Malı çok, melali çok. Yiyivir, oturuvir."

"Goynuna girivirme gıı. Maden nası alıvirecek.

Ben oluvirsem bi saat duruvirmem. Sağa goca mı yok anam. Elin belli, yüzün belli. Elini sallayıvirsen ellisi pişinden goşuvirir. Yavan yirim gene mıdara idivirmem."

"Duyuvurdin mi gıı, gırkı çıkıvirsin oturuvirecağam diyiviriyomuş Kezi."

"Heç bi bok yiyiviremez. Oturuvir oturuvirdiğin yir de. Sarı pişman oluvirmiş. Kezi de gocaya varıvirecağmiş. Duğürcüleri varımış. Bek zengin diyiviriyollar. Şeherde oturuviriyomuş."

"Ceylan, şu gelen Cennet ebe dağal mi gıı. Basdona dayanıvirmiş gene."

"Hayrola gıı, hayrola!"

"Hoş geldin ebe. Ni yapıviriyon gıı. Bilin nası oluvirdi?"

"Eyiyim Ceylan eyiyim. Allah ırazı oluvirsin, oğretmen oğuviriyo ağşam zabah. Iscak daş goyuviriyo. Gozel yimekler yapıviriyo."

"Ben gidiviriyim Ceylan, haggını helâl idivir sen de Cennet ebe. Oğretmene mahsıs selam soğleyivir."

"Oturuvir gıı. Otutuvir batıviresice. Niriye gidivirecağan. Sarı da mı dagılıvirsin yağlı urgana gıı. Olan oluvirdi. Eccik anırıvirdi. Guvalgaç guvalgaç gonuşuvirme. Hemi dul garı nedir bilivirin mi? Gapını daşlayıviriller. Picenden kerpiç atıviriller. Oğönden geçiviriller. Başına çöküviriller. Dağa galdırıviriller. İşgıyaya yim oluvirin gıı.Yimin idivirmedin ya gıı. Evine varıvir anam, evine gidivir."

Ceylan, her seferinde Cennet ebeyi başıyla onayladı. Başıbozuklu kuması aklına geldi.

Yutkundu. Tiksindi. Kezban' a kızdı. Efe' ye acıdı, üzüldü.

"Bi su viriviyim mi Satılmış? Nefesin gabarıvirmiş gıı. Goşuvirdin dağal mi? Hatıpların it neyim mi guvalayıvirdi yoğsa. Doğüşüvirmedin dağal mi?"

"Gelivir de bi opüviriyim emmiii. Oğretmen beg bağaniviriyo maşalla."

Ceylan gelin çok telâşlandı. Aklından bin beter fikir geldi, geçti. Eşref' e kızdı. Söylendi. “Batasıca” dedi, “toktur çağardı da gidiviremedik”.

Eşref kazaya indi. Savcıya gitti. Çay ısmarladı savcı. Söz sözü açtı, sohbet koyulaştı.

"Yerliyayla' da hal keyif nasıl muhtar? Vukuat yok değil mi? Hoca hanım iyi mi? Bir de hamile. Sana emanet unutma. Başına bir iş gelmesin. Hem bugün yarın mahkemeyi kazanır, köye geri atanır. Bizzat ben takip ediyorum. Selam söyle meraklanmasın."

"Oğretmen bek irahat sayın savıcım. Cennet ebem gartal gimi koltuğnun altına alıvirdi. Hemi eyi ebedir Cennet ebem. Merak idivirme."

"Muhtar gitmeden kırtasiyeye uğra. Hoca hanım gazete, dergi, kitap istedi de. Para filan verme. Ben telefon ederim. Kızcağız sıkılmasın köyde."

"Allah ırazı oluvirsin sayın savıcım, Allah ırazı oluvirsin."

Ceylan gelin, Satılmış' ın elinden tuttu. Okula doğru giderken öğretmenin geldiğini gördü. "Malûm oluvirdi ellaham, gorüviriyon mu gıı." diyerek merdivenin başına oturdu.

"Ben ders yapıvirecağam ana."

"Eyi eyi de gursağayın ustüne yatıvirme..."

"Satılmış, gene daralıviriyo gıı. Toktura gidiviremedig. Batasıca mikdarlık diyiviriyo da başka bi şiy diyivirmiyo."

"Aman, Ceylan abla gıı, iyi düşün iyi olsun."

Eşref, kırtasiyeye uğradı. Savcının dediği her şeyi hazır eden kırtasiyecinin hazırladığı paketi motora yerleştirdi. Havanın karardığını fark edince obaya doğru sürdü.

"Bıyıl gar yağıvirmedi, yağmır yağıvirmedi. Irahmet gısa. Ekinner bek gevşek. Tohomu zor çıkıvirir." diye diye Yerliyayla düzüne vardı. Bir bozlak çekti.

"Oturmuş kapıya çorap orüyo
Şarpısıynan gozlerini burüyo
Bek azdı yaralar, bı yıl bek azdı
Yavan dürüm gimi beni durüyo"

Hava koptu. Bir yağmur bir yağmur, bardak boşanırcasına yeri göğü kapladı. Gök yarıldı yere indi. Sağdan soldan seller akmaya başladı. Yağmur doluya dönüştü. Keklik yumurtası gibi inen dolu motorun kaportasına vurdukça vurdu. Motorun altına sinen Eşref, sırılsıklam ıslandı. Çaydan gelen selin sesi Yüzbir' den duyulur oldu. Ceylan gaylalandı, Satılmış korktu. Eşref' in cıbaları telef, ekin ekmek gırfacan oldu.

"Sil sili goturüvirdi gıı. Beyle afat gorülüvirmedi. Eşiref' in cıbalar telef oluvirmiş. Ağza gelivirmiş mal gırfacan oluvirdi. Gıtlık anam bıyıl bek gıtlık."

Çenesi keman çalan Eşref eve geldi. Ocağın başına oturdu. Üstünü başını değiştirdi.

Ceylan gelinin getirdiği tarhana çorbasına oba bazlaması doğradı. İçi azıcık ısındı. Satılmış, kırk yıllık yoldan gelmiş gurbetçi gibi babasını süzdü. 

Yamaçtan gelen çobanın sesiyle irkilen Eşref, "Gorüyon mu gıı, cıbalar da buyuvirmişdir. Salak oğlan surüvirse baylı. Akıl idivirmez ki hilletli."

"Sarı Veli, Deli Memed, Çukur Ali, Hasimlerin Hasan gidivirdi gıı. Varıvirmişlerdir, emme çay giçeden giçeye akıviriyo. Nası getiriviriller bilivirmiyom."

Yamaç insan doldu. Kimi dövünmeye başladı, kimi çırpınmaya. Ağıt yakanlar da vardı, saçını başını yolanlar da.

Obanın yolları bozuldu. Çeşmelerin membasını sel aldı. Yerliyayla içme suyuna muhtaç hale geldi.

"Eşiref, gurban olduğum oğlanın gene soluğu sapıvirdi gıı. Toktur gonturol didiydi. Gotürüviremedik."

"Yav ben burnumdan soluyuviriyom, sen toktur diyiviriyon. Aslan gimi oğlanı zornan haste idivirecağan. Ekinneri tolu vuruvirdi, cıbaları sil alıvirdi. Çişmeler akıvirmiyo, sil yolları bozuvirdi, işşek bile gidiviremiyo. Gazaya gidivirecağam."

"Ehtiyar hiyetini de alıvir Eşiref. Gıcırlardan da gessinner."

"Sıçmıya gidivirilmez onnarınan emmi. Ne dirsen di ağzında göğ pakla ıslanivirmez onnarın. Hemi dirdi ki Akkız anam, "Tilki vaaz viriviriyosa gozünüz tavıklarda oluvirsin."

Eşref, ihtiyar heyetini çağırdı. Obayı topladı.

Derdini anlattı. Önceliği suyu akıtmaktı ama umduğu desteği bulamadı.

"Köyümüz mağdur oluvirdi. Sil her yiri alıvirdi, deriye doküvirdi. Çimmiyi bırakıvir içivirecek suyunuz yohtur. Yolları sil gotürüvirdi. Cılbak işşek gidivirmiyo. Ocağanıza duşüvirdik beğam."

"Vallaha muhtar elimizden bir şey gelmiyor. Dozerin mazudu yoktur. Büz makinesi bozuk. Kazada boru da bulunmaz. Koca köysünüz. Hendekleri kazın, yağlı avgın yapın. Suyu akıtın. Yani, olsa elimizden geleni yaparız amma..."

"Şoorda borular duruviriyo beğam."

"Haaa, şonnar mı? Kör hâkime tahsis edildi onlar muhtar. Kör hâkim diyor ki, rey yoksa hizmette yok."

Susuz kalan köy kazmaya küreğe sarıldı. Kazdılar, yağlı avgın yaptılar, mille dolan yerleri delip suyu akıttılar.

Oba neşelendi.

Satılmış' ın nefes daralması artınca öğretmen hanımın da bastırmasıyla motora bir çömlek peynir, bir topuz tereyağı, bir hak bulgur, üç dört büküm yufka ekmek, bir büyük sepet yumurta yerleştirip Tozan' a doğru yola çıktılar. Eşref; Ceylan gelin, Satılmış ile beraber motoru Deli Memed' in deli oğlanın kaynatasının evine çekip otobüse bindi. Şehir kalabalıktı. Satılmış bulandı. Sapsarı oldu. Kustu. Ceylan gelinin ödü koptu. Hastaneye vardılar.

"Ooo, nerde kaldınız Eşref. Vallahi ben gelecektim artık. Yav hiç bu kadar gecikilir mi? Hele gelin bakalım, oturun hele oturun."

"Alo, alo... Hanım hanım, akşama hazırlık yapıver. Pek kıymetli misafirlerimiz var."

Doktor, Satılmış' ı tepeden tırnağa muayene etti. Filmleri inceledi. Kan tahlillerine baktı. İdrar, tükürük sonuçlarını kalem kalem ele aldı.

"Nefesi daralıviriyo toktur beğam. Bulanıviriyo, kusuviriyo. Sararıviriyo."

"Yok yok, Ceylan. Hiç bir şeyi yok. Turp gibi maşallah. Silmiş. Ciğerleri tertemiz. Neynen baktınız yahu. Eee, obanın havası, suyu, eti, yağı."

Eşref güldü. Ceylan gelin güldü. Satılmış güldü.

"Toktur beğam, bunnarı afiyetinen yiyin. Bize musade, obada iş, güç bek çok."

"Yoo; Eşref, vallahi billahi goyurmam. Bugün misafirim olacaksınız. Yengen beni eve almaz sonra."

"Allah Allah gocaman toktur oluvirmiş. Anam bubamdan gorkuviriyo, toktur karısından gorkuviriyo."

Doktor işi bitirdi. Haydi dedi. Yiyeceği içeceği omuzlayıp doktorun arabasına yerleştirdiler. Arabaya binince mis gibi bir koku aldılar. Koca koca apartmanların önünden geçe geçe geniş bahçeli iki katlı bir evin önünde durdular. Satılmış, ağzı açık bahçedeki havuza doğru baktı. Doktorun karısı, kızı misafirleri karşıladı. Salondaki koltuklara kuruldular. Satılmış, "cennet diyivirdikleri bura heralim" diye diye çevreye göz gezdirdi.

Doktorun kızı, Satılmış' ın elinden tuttu, odasına götürdü. Satılmış' ın ağzı bir kere daha açık kaldı. Ceylan gelin ile doktorun hanımı masayı kurdular. Doktor, altınbaşı açtı. Satılmış doktorun kızıyla oynasa da bir süre sonra uykusu geldi. Koltuğa kıvrıldı kaldı.

Onlar altınbaşın tesirleriyle sohbet ededurdun, gece yarısı olmuştu ki, oba ayağa fırladı. Kimi kürek kimi kazma kapıp, bağıra çağıra Sarı Veli' nin yanmakta olan evine müdahale etmeye çalışıyordu. Alevler göğe merdiven dayamış gibi bir o yana yatıyordu bir bu yana. Obalıların bir kısmı ahırı samanlığı göçürüp, ineği çanağı kurtarmaya çalıyor, bir kısmı yatağı yorganı. Hiç bir şey kar etmedi. Ev, ahır, samanlık cayır cayır yandı. İneklerin höğürüşleri; koyunların, keçilerin meleyişleri yürek yaksa da obadaki dedikodu aldı başını gitti.

"Sülüman ağa yakdırıvirmişdir anam. Delikten çıkıviriyim soruvirrim diyivirmiş."

"Ne Sülüman' ı gıı. Garısı yakıvirmişdir. Sücüllüye gidivirir, oturuvirrim diyivirmiş. Sümüğü doyuruvirir diyivirmiş."

"Oluvirir mi gıı, heç gendi evini ataşa virivir mi? Tandırdan sıçırayı virmişdir."

"Belkim başcavış işgıyalara gice ataşladıvirmişdir anam. Savıcı pişindeymiş başçavışın."

"İstemezin biridir gıı, hatiplardan bissinner diyi yakıvirmişlerdir."

Güle oynaya güzel bir kahvaltı yaptılar doktorun evinde. Satılmış televizyonda gördüklerinin şaşkınlığı içinde sütü masaya döktü. Aldırmadılar. Doktor ile karısı ısrar ettiyse de gidelim dediler, mal melal perişan, gidelim.

Doktor, garajlara kadar götürdü misafirlerini. Otobüse bindirdi. Çaktırmadan yol parasını ödedi.

Eşrefgil, Tozan' a indiler. Deli Memed' in dünürünün kapı duvar. Bağırıp çağırdılar ses yok. Nice sonra yanlarına gelen yaşlı bir kadın, "Onnar obıya gidivirdi. Birinin evi yanıvirmiş ellaam. Motura bakıvir, emanetin bağrı yuka oluvirir diyivirdiler. Gozüm gimi bakıvirdim. Gelivirince moturu assın gidivirsin diyivirdiler."

Eşref, beriden öte oldu. Ceylan gelin, afalladı. Satılmış şaşkın.

“Acep kimin evi yanıvirdi. Bizim yıkıkda heç kimse yoğudu. Yokluğumu fırsat bilivirdiler. Bi tenike gaz yağa döküvirdiler dimek. Ekin oluvirmedi. Oluvireni tolu vuruvirdi. Cıbaları sil alıvirdi. Elimiz böğrümüzde eylece galıvirdi. Bi şiyi yoh diyivirdim, gidivirmiyelim diyivirdim. Eyi oluvirdi diyivirdim. Garı lafına bakıviren onuvirir mi gıı? Yanıvirdi, yanıvirdim. Yirler goğler mohörlenivirdi, kulü doküvirme diyivirdim. Külden yanıvirdi ellaam. Kul yakıvirmez de biri bi ataş atıvirdi gıı. Gene Sülüman’ ın işidir, yoğsa kim niyleyivirsin? Obayı çömçe dönmez bok idivirdi soysuz. Mapisden çıkıvirdi ya, öc alıvirecek dürzü. Ulan gidivir Sarı’ nın evini yakıvir be... Ocağamız sonüvirdi Ceylan, arasadda galıvirdik gıı. Ocağamız kuruyuvirdi. Sağa gidivirmiyek diyivirdim emme, laf ağnayıvirmiyon.”

Son gaz yüklendi traktöre Eşref. Dere, tepe, çukur, taş, kaya demeden Yerliyayla düzüne davrandı. Her çukura girip çıkışta içi dışına çıkan Ceylan gelin, “Yavaş gidivir gıı, öldürüvirecağan allaam.” dediyse de Eşref anlamadı. Obaya yaklaştıklarında gelen is kokusu burunlarının direğini çeldi. Kasavetli hava bozuk morallerini daha da bozdu. Satılmış’ ın iyileşmesine sevinemediler bile, hevesleri kursaklarında kaldı. Köye girdiklerinde hoca hanım okula doğru yürüyordu. Durup durmamakta tereddüt ettiler. Hoca hanım el edince birkaç metre ileride durdular. Hoca hanım Satılmış’ ı sordu. İyi olduğunu duyunca çok sevindi. Doktorun selamını söylediler. Hoca hanım başını yere dikti.

“Biliyor musun Ceylan abla, köyde neler yaşandı neler? Dün gece yarısı yangın çıktı. Kül oldu kül. Malları, koyunları, keçileri bile kurtaramadılar. Yatak yorgan kül havış oldu. Balta ile kazma ile yıktılar ama bir canlarını zor kurtardılar.”

“Canlarını mı? Kimin evi gıı, diyivir hele, cadladıvirme insanı.”

“Kimin olacak Ceylan abla, Sarı Veli’ nin ev, ocak çatır çatır, kül oldu. Duvarın dibinde kalakaldılar. Herkes orda, köylü ağlaşıp duruyor.”

“Yakıviren kimmiş gıı? Gören, bilen oluvirmiş mi?”

“Yok abla, gören, bilen olmamış da, her kafadan bir ses çıkıyor. Kimi Süleyman diyor, kimi eşkıya diyor, kimi Veli’ nin karısı diyor. Tozan’ a haber salmışlar. Jandarma geldi. Biraz sonra da savcı hanım gelecekmiş. Köylü diken üstünde. Kezban’ dan bile şüphe duyanlar var.”

Eşref, serinledi. Motoru yavaşça hareket ettirdi. Biraz sonra Ceylan ile Satılmış’ ı indirip Sarı Veli’ nin harabeye dönen evine vardı. Sarı Veli’ ye sarıldı.

“Merak idivirme emmioğlu. Bi koldan kopan yapıvirrik, daha gözeli gelivirir miydana. Mal canın yongası emme ni yapalım gıı, insan başına iş dağ başına gış gelivirir. Hemi bi çam devrilivirir, kimi nacağnan goşuvirir, kimi nacaksız goşuvirir. Heç aldırıvirme. Didigodu çoğ oluvirir. İmirüseyinoğulları yıkılıvirir mi gıı, dağal mi, Ali emmi. Sen ne diyiviriyon Hasan aga? Boğönden tizi yoh, işe goşuluvirelim.”

Gün batarken nana muhtaç kalan Sarı Veli’ nin yüreği kabardı. “Bi bok yiyivirdik, yıkığmıza ataş düşüvirdi. Kül toprak kalıvirdik orta yirde. Kasnakçıyı kadın yapıvirmişler, gözü çamlara dakılıvirmiş ya eccik palazlanıvirince gözümüzü gan bürüdü. İlin garibinin yuvası yıklıvirdi. Efe, garib geliviremelik oluvirdi. Emme vallaha suçum, gunaham yohtur. Kezi bağa virivirmese başkasına viriverecağdi. Gendi tebelleş oluvirdi. Ayağama bağ oluvirdi kör oluviresice.”

Savcı tahta masaya oturdu. Daktilo kuruldu.

“Gel bakalım Veli efendi. Nasıl oldu? Bir şüphelin var mı? Kim yakmış olabilir? Husumetli olduğun biri varsa çekinme söyle. Süleyman yap(tır)mış olabilir mi? Bir kadınla ilişkin olduğunu duydum. Karın kıskanıp yapmış olmasın? Veya hani o Kezban’ dan şüphen varsa söyle. Korkma burası adaletin olduğu yer. Eninde sonunda bu işi çözerim ben. İşimi kolaylaştır. Sakladığın bir şey varsa başın belaya girer. Hani şu tayini çıkan başçavuş var. Onu tehdit ettiğini duydum. Yanına koymam demişsin. Gerçi eşkıya filan kalmadı ama olsun yine de ben araştıracağım.”  

“Yohdur, kimseden şüphem yoktur sayın savıcım. Allah’ an işi işte. Başımıza bi daş duşüvirdi. Ocağamıza ataş addı ırabbım. Her bi şeyim yanıp kül oluvirdi. Mal davar galıvirmedi. Guru duvarın dibinde galıvirdik.”

“Amağan savıcı hanım, düşmanı neyim yohdur. Garısı ağşamınan bazlama idivirmiş. Cıngı sıçırayıvirmiş tandırdan. Giceleyin guru otlar duduşuvirmiş. Uyku ölümün bi işi anam. Heç kimse görüvirmemiş. Akır, samannık duduşuvirmiş. Gonu gonşu yitişdi emme gurtarıviremedik. Cayır cayır yanıvirdi. Malların höğörüşü göğe direk oluvirdi. Cannı canı yanıvirdiler. Yatak yorgan galıvirmedi. Hatıpların Sülüman neyim dağal. Karısı da dağal. Guduret ataşı gıı. Düneğan gün batıvirirken garp tarafında gızıllık oluvirdiydi. Yarin beg gış oluvirecek didiydim, ataşımız bacım.”

“Gel bakalım muhtar. Sen ne diyorsun. Var mıdır, Veli’ nin düşmanı filan.”

“Yokdur savıcı hanım. Sarı Veli, emmimin oğlu oluvirir. Gendi halında bi adam. Heç kimseden şüphemiz yohdur. Elavaalla, tiz vahadda irahata gavuşuvirir. Evini neyim yapıvirrik. Hepimiz bi inek üç beş davar sürüvirrik gapısına. Esgiden daha irahat oluvirir.”

“Ben yüzüm sabunlu diyorum, sen gözünü aç diyorsun muhtar. Ben diyorum ki, düşmanı, husumetli olduğu kimse, şüphe duyduğu şahıs var mı? Sen de diyorsun ki, evini yaparız, barkını yaparız, kapısına mal, davar süreriz. Muhtar muhtar memlekette büyük insanların küçük işlerini yapan o kadar çok insan var ki, aklım şaşıyor bazen.”

Deli Memed’ in haneye misafir oldu Emirhüseyinoğulları. Âşık Arif, Çukur Ali, Hasımların Hasan, Kel Fadime, Eşref, Ceylan gelin, Sarı Veli, karısı, çocukları… Al aşağı ver yukarı derken döküm döktüler adeta. Sen şu kadar para hazırla, sen şu kadar kerpiç temin et, sen şu kadar selvi kes. Beş koyun benden, beş koyun benden, on koyun ben sürerim. “Sarı Veli’ ye sarı inek yakışıvirir kel donuz, zabahanan sürüvir kapısına.”

Kaynanası deli oğlanın karısı Tozanlı küçük gelinine seslendi. “Hele bi bekmez halvası çevirir de yiyivirek gıı. Ağzımız dadlanıvirsin.”

Gelin bocaladı kaldı. Döneledi durdu. Deli oğlana hışmar etti. Deli oğlan şöyle yap böyle yap dediyse de, gelin çok utandı. Bağ, üzüm, pekmez nedir bilmeyen Tozanlı gelin sıkıldı, utandı, ezildi.

“Buna duz atılıvirir mi gıı.”

“Bilivirmiyom ayı, anam yapıvirir emme, heç bilivirmiyom.”

“Fadime anaya bi sorsan gıı.”

“Ne diyiviriyim?

“Haa, Cenned ebe ağnaddıydı. O meseli diyiviriyim.”

Deli oğlan dışarı çıktı. Kel Fadime' ye döndü. "Haste misin Fadimena, duzsuz halva gimi sallanıviriyon?"

Kel Fadime yerinden kalktı. Tozanlı' nın yanına vardı.

"Gozel gelinim, eyi garıvirmişsin. Bek gozel oluvermiş. Bi de şeyle çevirivir."

Kel Fadime, koca bir tepsi helvayı kardı. Tozanlı gelin tepsiyle helvayı ortaya getirdi. Ellerini yalaya yalaya yediler.

Sarı Veli, kahırlandı. Sabahı sabah etti. Evine doğru giderken Kezi önünü kesti. Koynundan çıkardığı reşadiyeyi Veli' nin avucuna bıraktı. Koşar adım uzaklaştı. Sarı Veli, çakmak taşına iyi bir tekme attı.

"Amına koyubirdiğim." dedi kendi kendine. "Alaman parasını koyuvirdin, surtüviriyon ortalıkda. Giri gidivirsem diyiviroyom. Şu usta başına bi mektup yazıvirsem. Pirişan oluvirdim dirim. Evim yanı virdi dirim. İneğam, çanağam yanıvirdi dirim. Nana muhtaç oluvirdim dirim. Usta başı acıyıvirir. Gidivirrim. Bi daha da heç dönüvirmem. Beş on guruş salıvirrim bebe biliğe. Alaman sarısı buluvirrim. Gelivir kiyfim gelivir."

Bir kaç gün sonra Emirhüseyinoğulları temele ilk kazmayı vurdu. Kimi ağaç dildirdi. Kimi kerpiç yıktı. Kum çektiler. Su getirdiler. Çamur karıldı. Duvar hızla yükselmeye başladı. On günde karaltıyı diktiler.

Cennet ebe, moral üstüne moral verdi. Dua etti. Kadın, kız, çoluk, çocuk gücünün yettiği kadar çalıştı.

"Ana gıı, gorüvirdim. Oğretmenimin gocası okula gelivirdi. Düdük çalıvirdi. Öğretmenime sarılıvirdi. Valla, billa gorüvirdim gıı."

Eşref, okula doğru gitti. Öğretmen mahkemeyi kazanmış, obaya dönmüştü.

Oba, güzelleşti. Ahali güzelleşti.

Cennet ebe, Kel Fadime, Ceylan gelin toplanıp okula gittiler.

Öğretmen hanımın yaptığı bol şekerli kahvenin tadı damaklarında kaldı.

YORUM EKLE

banner205

banner204